Untitled Document
Anasayfa | Yazarlar | Foto Galeri | Video Galeri | Künye | Reklam | Sitene Ekle | İletişim
REKLAM İLETİŞİM KÜNYE
BİZİ TAKİP EDİN
Kitap İslam Birliği İçin Sultan Abdülhamid Modeli
 

İslam Birliği İçin Sultan Abdülhamid Modeli
Prof.Dr. İhsan Süreyya Sırma II. Abdülhamid’in İslam Birliği Siyaseti’ni kitaplaştırmış…
Ekleme Tarihi : 14-11-2012 - 10:13

 

 

 

II. Abdülhamid’in İslam Birliği Siyaseti/ Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma

Beyan Yayınları / 9. Baskı/ 2009 İstanbul/ 151 Sayfa

Halledilişinden yüz iki, ölümünden de doksan dört sene geçmiş olmasına rağmen, Sultan Abdülhamid, hala güncelliğini koruyor. Batı emperyalizmine azimle karşı çıkmayı bilmesi onu gündemden düşürmüyor. Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, bu çalışmasında Sultan II. Abdülhamid’in “İslam Birliği Siyaseti”ni (Panislamizm) konu edinmiş ve Panislamizm siyasetini içerde ve dışarıda uygulamak için ne gibi girişimlerde bulunduğu üzerinde durmuştur.

Kitap çeşitli başlıklar altında Sultan Abdülhamid’in, İslam’da birliği sağlama siyasetini ele alıyor. Mithat Paşa, Jöntürkler meselesi, Arap birliği siyaseti, Ermeni meselesi, Abduh’la ilişkileri kitabın belkemiğini oluşturmuş.

SULTAN 2. ABDÜLHAMİD VE MİTHAT PAŞA

Sultan Abdülaziz’in sebebi hâlâ çözülememiş olan esrarengiz ölümünden ve Sultan V. Murad’ın iki ay kadar süren kısa saltanatından sonra, Sultan II. Abdülhamid Osmanlı Devletinin padişahı ve dünya Müslümanlarının halifesi oldu. (1876) Sultan Abdülhamid, sadece kendinden önceki dönemlerden intikal eden ekonomik güçlüklerle değil; aynı zamanda “Doksan üç Harbi”nin (1877-78 Rus harbi) meydana getirdiği dış baskılarla karşı karşıya kaldı. Aslında, savaşa taraftar olmayan Abdülhamid’in halifesi olduğu Osmanlı Devleti, İngiltere’nin devamlı tesiri altında olan Sadrazam Mithat Paşa’nın zoruyla Rus harbine sokulmuştur. Abdülhamid; ekonomik, sosyal ve askeri bakımdan bir çok güçlükle karşı karşıya olan Osmanlı Devleti’nin savaşa katılmasını istemiyordu. O günün şartlarında savaşa tahammülü olmayan Sultan, iktidarının henüz başında iken kendisini savaşa sokan ve Rusların Yeşilköy’e kadar gelmelerine sebep olan Mithat Paşa’yı devletinin selameti için Başbakanlıktan uzaklaştırmakla kalmadı devletin uzak bir yerine sürgüne gönderdi. Bunun akabinde de Mithat Paşa’nın Belçika Anayasasına dayanarak hazırlayıp 9Eylül 1976 tarihinde kabul ettirdiği Anayasayı da geçici olarak yürürlükten kaldırdı.

Anayasanın hazırlık aşamasındayken Abdülhamid’in kabul etmeyip metinden çıkardığı bir madde Mithat Paşa’nın genel temayülünü ve Abdülhamid ile ters düştüğü noktayı göstermesi bakımından dikkat çekicidir: “Avrupa birliği içinde yer alan Türkiye’nin, kendini Avrupa devletlerine benzetip, onların metotlarını uygulaması ve onların anayasal rejimlerine uyması lâzımdır. Şer’î ve örfî kanunları da nazar-ı itibara alarak, onların hükümet şeklini kabul ettiğimizi ilân ederiz.”

JÖN TÜRKLER MESELESİ

Osmanlı Devletinde Batı’nın empoze ettiği şekilde reform isteyenler, Avrupa’ya kaçıp orada organize oldular ve Sultan Abdülhamid aleyhinde faaliyete başladılar. Jön Türk lakabı ile bilinen hareket, Abdülhamid’in muhafazakâr siyasetine karşı ortaya konmuştu. Batılı gibi düşünmek, batılı gibi giyinmek, batılı gibi kanunlar koymak, batılı gibi yemek; Batı’yı taklit etmek temel felsefeleriydi. Öncelikli hedefleri Abdülhamid’i iktidardan uzaklaştırıp Osmanlı Devleti’ni yıkmak ve yerine Avrupaî bir devlet kurmaktı. Hedeflerini gerçekleştirmek için Abdülhamid’e karşı olan bütün örgüt ve gruplarla ortak hareket etmeye özen gösterdiler. Gayr-ı Müslimler Tanzimat Fermanının kendilerine sağladığı hak ve imtiyazlardan istifade ederek mekteplerde öğrenci hatta hoca olabiliyordu. Müdürlüğünü Ermeni Marko Paşa’nın yaptığı Tıbbiye Mektebinde yüzlerce Jön Türk yetiştirildi. Abdülhamid aleyhine faaliyet gösteren Türk Tıp Cemiyeti Beyoğlu’nda küçük bir apartmanda Mavroyani Paşa’nın başkanlığında toplanıyordu. Âzâsının ekserisi ecnebi idi.

İçeriden Jön Türkler ve bunların devamı sayılabilecek İttihad ve Terakki Cemiyetinin, dışarıdan da Batılı Devletlerin Osmanlı Devletinden istediği reformlar sadece azınlık, Hıristiyan ve Yahudilere hak ve imtiyaz tanımaya müteveccihti. Sürekli olarak istenen bu reformlar hakkında, Fransa’nın o zamanlar İstanbul’da bulunan sefiri, Paris’e şunları yazmıştır: “Ekselanslarının çok iyi bildiği gibi, bizim bu reformlardan maksadımız, Osmanlı Devletini kalkındırmak değil, Ayasofya üzerinde parlamakta olan hilâli indirip, yerine tekrar Hıristiyan haçını koymaktır.”

PAN ARABİZM (ARAP BİRLİĞİ SİYASETİ)

Sultan Abdülhamid’e karşı yürütülen Jön Türk hareketi (Pantürkizm)’e paralel olarak bir de Panarabizm cereyanı ortaya çıktı. Bu iki hareketin ortak yönü milliyetçi olmalarıdır. Jön Türkler içinde gayr-i Müslimler olduğu gibi, Panarabizm üyelerinin yüzde doksanı Hıristiyanlardan müteşekkildi. Hemen hepsi Avrupa’da yetişmiş olan Arap milliyetçileri, Batı ve Jön Türkler gibi Abdülhamid’e Kızıl Sultan diyor; bir an önce devirmeyi planlıyorlardı. Nasîf el-Yazici ve Patrus el-Bustânî, bunların öncülerindendir. Kitapları Türkçeye de tercüme edilmiş olan Corci Zeydan da, Arap milliyetçiliğine hizmet eden Hıristiyanlardandır. “Tarihu’l Arab Kable’l İslam” (İslam Öncesi Arap Tarihi) adlı kitabında Arapların asıl medeniyetlerinin İslam’da değil, İslam öncesinde olduğunu göstermeye çalıştı. Onun ölümünden sonra da İslam öncesi tarihe hayranlık cereyanı başladı. İslam eserleri bakımsızlığa terk edildi. Abdülhamid’e karşı demokrasi rejimini savunan Kasım Emin ve Şibli Şamil, Kahire’de; Edib İshak Şam’da, Suriye’de faaliyet gösteren Arap milliyetçilerindendirler.

Bugün bu hareket Beyrut Amerika Üniversitesi bünyesinde papaz profesörlerin yönetiminde varlığını devam ettirmektedir.

PANİSLAMİZM İÇİN DİNÎ EĞİTİM ISLAHI VE SULTAN ABDÜLHAMİD – MUHAMMED ABDUH İLİŞKİSİ

Abdülhamid, uluslar arası siyasetini devam ettirebilmek ve kafasında tasarladığı İslam birliğini gerçekleştirmek için gizli bir takım örgütler kurmak dışında “dinî eğitimi ıslah projesi” gibi köklü tedbirler de almıştı. Ona göre, yıllarca dumura uğramış olan dini eğitim ıslah edilebilirse; İslam Devleti’nin birçok meselesi hallolacaktı. Islah projesini gerçekleştirmek için İstanbul ulemasının yanında diğer İslam ülkelerinde bulunan alimlerin görüşlerinden de istifade etmiştir. Mısırlı alim Muhammed Abduh bunlardan biridir. Abduh’un, Abdülhamid ile temasa geçmesi, ıslah projesi haberini at-Tarîk gazetesinde okumasından sonra olmuştur. Abduh, Batı hakkında olumlu düşünceler beslediği halde Avrupa’da İngiliz emperyalizmi ile karşı karşıya gelmiş, Batı kaynaklı devrimci fikirlerini terk etmiş ve gerçek kurtuluşun Batı emperyalizmine karşı şuurlu hocalar yetiştirmekte, dini eğitimin ıslahında olduğu kanaatine varmıştır.

Muhammed Abduh’un Abdülhamid’e gönderdiği ve Başbakanlık Arşivinde bulunan bir mektup, onun dini eğitim ile ilgili düşüncelerini ihtiva etmektedir. Abduh, mektubunda samimiyetini şu cümlelerle dile getirmektedir: “Benim bu layihayı göndermekten tek kastım, yok olmaya yüz tutmuş olan İslam ümmetinin bu yok oluşuna mani olmaktır. Bu yolda sadece Allah’ın vereceği mükâfatı düşünerek feda olmaya hazırım.”

İSLAM BİRLİĞİ SİYASETİ (PAN İSLAMİZM)

Sultan Abdülhamid, parçalanmakta olan ve bütün Avrupa’nın göz diktiği Osmanlı Devleti’nin kurtuluşunu Müslümanların birleşmesinde gördüğü için Anadolu dışındaki tüm Müslümanları kendisine bağlamak istemiştir. Bunu yaparken de üzerinde taşıdığı Hilafet sıfatından yararlanmıştır ki onun Panislamist siyaseti budur. İslam birliği siyasetini gerçekleştirmek için Hacc müessesesinden yararlanmak ve Mekke’de toplanan binlerce Müslümana kendi fikirlerini ulaştırabilmek için ulaşıma önem vermiş ve Hicaz demiryolunu Medine’ye kadar ulaştırmıştır. Kuzey Afrika’daki Panislamist faaliyetleri, özellikle Abdülhamid’in müntesibi olduğu Şazeliye ve bunun bir kolu olan Medeniyye tarikatları yürütüyordu. Bilhassa Fransızlar, Abdülhamid’in Kuzey Afrika’daki prestijini yıkmaya çalışmış bunun için de Kuzey Afrika’ya giden hacı ve sayyahlar ile yerli idarecilerin birbirleriyle temas kurmalarına mani olmaya gayret etmişlerdir. Fransa’nın İstanbul’daki sefiri, Afrika’daki Panislamist faaliyetler hakkında Paris’e şu bilgileri yazmaktadır: “Arapların, Osmanlı idaresinden memnun gibi gözükmeleri, onun ilmine ve adaletine karşı gösterdikleri büyük saygıdan değil, fakat onların gözünde, Sultanın, Halife ve dinin reisi oluşundandır. Araplar, herhangi bir Avrupa hükümetinin hâkimiyeti altına girmek gayesiyle Sultan’dan kopmak için herhangi bir fitne, fesada girişmeyeceklerdir.”

ERMENİ MESELESİ

Abdülhamid, Ermenilerin isyanlarını bastırıp Müslümanları katleden Ermenileri cezalandırdığı için Ermeniler ve Avrupa kendisine Kızıl Sultan lâkabını taktı. Doksan üç harbinden sonra yapılan Ayestafanos ve Berlin antlaşmalarında Ermenilere bazı siyasi haklar verildi. Ancak Abdülhamid, devletin güvenliği için bu maddeleri çalıştırmamıştı. Onun bu tutumu üzerine Ermeniler isyanlarını çoğalttılar. Abdülhamid, bu isyanları bastırmak için, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan asker toplayarak “Hamidiye” adında özel bir ordu kurdu. Bu ordunun kurulmasından sonra, Ermeniler Doğu Anadolu’da fazla varlık gösteremeyince, 26 Ağustos 1886’da İstanbul’daki Osmanlı Bankasını basarak birçok kişiyi öldürdüler; Abdülhamid’e suikast düzenlediler. Abdülhamid, Avrupa’nın baskılarına ve onu “Kızıl Sultan” ilân etmelerine rağmen, Ermeni isyanlarını bastırdı.

...

Otuz üç sene Osmanlı Devletini idare etmiş olan Sultan Abdülhamid, halledildikten sonra, Selanik’te Alatini köşkünde ikamete mecbur edildi. 1912’de İstanbul’a getirilerek Beylerbeyi Sarayı’nda göz hapsine kondu. 1918’de bir Pazar günü vefat etti.

Emsali az bulunur bir deha, iyilik azmi ile dolu ehliyetli bir devlet iradecisiydi. Bu vesileyle sevdiklerine kavuştuğunu umuyor ve yeni bin yılda başta ülkemiz olmak üzere bütün dünya milletleri sathında kadrinin kıymetinin bilinmesini diliyoruz.

Zahide Büyüklü

HaberKültür.Net


Etiketler İslam - Birliği - İçin - Sultan - Abdülhamid - Modeli -
FaceBook ta paylaş
14-11-2012 - 10:13
Kitap
0 Yorum
Haberi Yazdır
DİĞER HABERLER
UMUT POSTASI OKUNMAYA HAZIR
AŞKIN KANATLARI BİR ADEM İLE HAVVA HİKAYESİ
HİKAYELERLE KARAKTER EĞİTİMİ MÜMKÜN MÜ?
MİMOZA SÜRGÜNÜ TESELLİ EDEN KİTAP
BİR ÇİFT YÜREK'İN BİZDE ALASI VAR
KİTABA DAVRANMA ZAMANI
ABDÜLHAMİT'İ GERİCİLER DEVİRDİ
OSMAN AYTEKİN'DEN YENİ ROMAN
CUMHURİYET TARİHİ YENİDEN YAZILIYOR
ENDERUNLU VASIF’I NASIL BİLİRDİNİZ?
HACEGAN SULTANLARI YOLUMUZU AYDINLATIYOR
BİR DÜŞ SONRASI SESSİZLİK
YUSUF ASAL'IN ÇILGIN MUCİTLERİ
FİLİSTİN HAKKINDA YANILGILAR
ARKADAŞIM CAMİ ÇOCUKLARIN ÖZEL DOSTU!
SEDAT SEVER'İN ÇOCUK VE EDEBİYAT'I ÜZERİNE
YENİ BİR YAZAR YENİ BİR KİTAP
YAZARLAR HADİSLERİ YORUMLUYOR
EBABİL BİR BAYRAM SEVİNCİDİR
CENGİZ DAĞCI ONLAR DA İNSANDI ÜZERİNE
ERCAN KÖKSAL’IN İKİNCİ ÖYKÜ KİTABI “TERKEDİLEN ÖLܔ KÜN YAYINLARI ARASINDAN ÇIKTI.
DÜNYA TELAŞINA ŞAİRCE BİR BAKIŞ
ÇIRPINIP İÇİNDE DÖNDÜĞÜM DENİZ
BU KİTAP HAYATINIZI DEĞİŞTİRECEK
 
Untitled Document
ÖZEL RÖPORTAJLAR
 
 
ÖZEL HABERLER
 
TYB'DE AŞK İSTERSE KONUŞULUYOR
BESTAMİ YAZGAN YILIN YAZARI SEÇİLDİ
ŞİİR HAZA ŞİFADIR!
 
HABERKÜLTÜR TV
 
İbn Arabi
Türkiye Yazarlar Birliği'nde Ömer Lütfi METE
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç 2
Balkan Savaşlarının 100. Yılında Büyük Göç
 
DERGİ
 
YEDİ İKLİMDEN ŞAKİR KURTULMUŞ DOSYASI
 
KİTAP
 
UMUT POSTASI OKUNMAYA HAZIR
 
Untitled Document
Hayat Kültür Haber Kültür Şehir Kültür Özel Haber Özel Röportaj Medya Kitap Söyleşi Kültür Dergi Sinema Kültür Sosyal Medya Müzik Kültür Tarih Kültür Tv Kültür Gezi Kültür Radyo Kültür Sufi Kültür Soru Cevap Gazete Kültür
haberkultur.com - Tüm Hakları Saklıdır © 2012
İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz