Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Gezi Kültür  
Habib-i Neccar'da neler gördüm
Habib-i Neccar'da neler gördüm
21 Mart 2010 - 11:02:32
Gezip görülen her şehir farklı bir etki yapar insanın dünyasında. Ara sıra diyorum kendi kendime : “Asi gerçekten de ters mi akıyor?”.

FATİH MEHMET MİRZA / HABERKÜLTÜR

İstanbul’dan Hatay’a uzanan bir serüvendi bu yaşanılacak olanlar.

Uzun bir otobüs yolculuğunun ardından, bir zamanlar ayrı bir cumhuriyet olan, üç büyük din için oldukça önemli, tarihi zenginliği bünyesinde barındıran bir şehre, Hatay’a ulaşmıştık.

Hatay Türkiye’nin en eski yerleşim merkezlerinden birisi. Bu arada çok fazla bilgi kalabalığı yapmayacağımın müjdesini şimdiden vereyim.  Kısaca bir Hatay Cumhuriyeti’nden bahsedip kaldığımız yerden gezimize devam edeceğiz.

Mondros Mütarekesinden sonra Fransız işgaline uğrayan ve 1921 yılında Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan Antakya, İskenderun ve havalisinde İskenderun Sancağı adıyla bir yönetim kurulmuştur. 2 Eylül 1938'de bu Sancak'ta kurulan "Hatay Cumhuriyeti”, 23 Haziran 1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti'ne ilhak kararı almıştır. 23 Temmuz 1939'da "Hatay" adıyla bir vilâyet olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne katılmıştır. İşte Hatay’ın ülkemizin topraklarına katılma hikâyesi böyle olmuştur.

Pozantı  yolundan şehre ulaşmıştık. Şehre vardığınızda şehir sizi tarihi zenginliğini belli eden figürler ile karşılıyor. Şehir merkezindeki yolları birbirine bağlayan ortasında büyük havuzların olduğu dönel kavşaklar mevcut. Merkez yoldan devam ederek Asi nehrine ulaşıyorsunuz. Nehrin hemen yanında mozaik koleksiyonlarını barındıran dünyanın ikinci büyük arkeoloji müzesi bulunmakta. Ben ve arkadaşlarım tam da müzenin kapanma saatinde oraya vardığımızı öğreniyoruz.

Müze görevlilerine bin rica edip on beş dakika gezme iznini koparıyoruz, malum İstanbul neresi Hatay neresi bir daha gelir miyiz bilemem. Koşuşturma şeklinde dünyanın ikinci büyük arkeoloji müzesi nasıl gezilir siz tahmin edin artık. Hızlı bir şekilde fotoğraflarını çekiyoruz sonra detaylı bakarız diye. Müzede dikkatimi çeken bir husus, lahitlerin etrafında portakal ağaçlarının olmasıydı. Özel bir nedeni var mıydı bilemiyorum. Müzeden sonra kalacağımız yere doğru yöneliyoruz.

Şehrin yedi yüz bine yakın nüfusu var ama nerede bu insanlar demeden edemiyorum. Asi nehrinin hemen yakınlarında bir yere götürülüyoruz geceyi geçirmek için. Hoş, sade bir mekân. Çantalarımızı koyup şehri keşfe çıkıyoruz. Asi nehri ters akar derler, doğrusu bunu ben fark edemedim. Çamur renginde bir suyu var Asi’nin, üzerine Boğaziçi Köprüsünü andıran bir köprü yapmışlar; ama yayalara has. Köprü ışıklarıyla bir hava katmış Asi’ye ve Hatay’a. Madem Hatay’a geldik o zaman da künefe yemeden gidilmez diyor arkadaşlarım. Hemen Hatay’ın en ünlü künefecisine gidiyoruz (Oradaki az olan halkın yalancısıyız) Kral künefe adı, reklam olmamıştır umarım. Künefelerimizi yedikten sonra, Hatay’da nereye gidilir oturulur, ne yapılır diye arkadaşlarımla birbirimize bakarken, hemen oracıkta bulunan polislere soruveriyoruz. Cevaplar bizi oldukça şaşırtıyor aslında.

“Affedersiniz memur bey, biz İstanbul’dan geliyoruz acaba burada oturup güzel vakit geçirebileceğimiz nezih bir ortam var mı?”

Polis öncelikle misafiri ağırlama terbiyesini takınarak “Hoş geldiniz” diyerek sorumuzu yanıtlıyor.

“Burada lokantalar ve cafeler var, ayrıca künefeciler var. Lokantalar ve cafeler içkilidir, künefeciler içkisiz.”

Polis neden böyle bir ayrıntıya girmişti doğrusu pek de anlamamıştım. “İçkili-içkisiz”

Arkadaşlarımdan birisi “İçkisiz bir yer yok mu?” dediğinde, polisin “hayır” cevabı bizi oldukça şaşırtmıştı. Bizlerde misafir edasıyla teşekkürümüzü edip Hatay caddelerinde dolaşmaya başladık. Neyse ki bir süre sonra çok güzel bir çınar altı bulduk, çaylarımızı içtik, sohbetimizi yaptık.

Gecenin ilerleyen saatlerinde yol yorgunluğu etkisini giderek göstermeye başlamıştı.  İstirahat vakti gelmişti ve öyle de oldu.

Hatay, İslamiyet, Hıristiyanlık, Musevilik açısından önemli bir şehir. Burada dünyanın ilk mağara kilisesi olan “Sen Piyer Kilisesi” Hıristiyanlarca haç yeri olarak kabul edilmekte olup her yıl 29 Haziran günü Katolik kilisesi tarafından ayin düzenlenmektedir.  Aynı zamanda Anadolu’da yapılan ilk camii olan adını da bünyesindeki zattan alan Habib-i Neccar Cami bulunmaktadır. Kuran’ı Kerim’deki Yasin Suresinde geçen: "Sizden hiçbir ücret talep etmeden Hak dinini anlatan bu elçilerin söylediklerine uyun" sözünü söyleyen kişinin Habib-i Neccar olduğu söylenmektedir. Camii içinde Hz. İsa’nın havarilerinden olan “Yuhanna ve Pavlos”un mezarları da mevcuttur.

Şehir birçok popüler diziye de ev sahipliği yapmış ve yapmakta. Bu da farklı etnik kökene sahip insanları ve kültürleri bünyesinde barındırmasından olsa gerek.

Hatay’da akşam kimseyi göremezken gündüz ise tam tersi bir durum yaşanmıştı. Şehir merkezi olarak kabul edilen Arkeoloji müzesinin civarı insanlar tarafından hınca hınç doldurulmuştu. Ayrıca şehirde Suriye ile sınır kapısı olduğundan farklı kültürlere ait değerleri iç içe bulmak mümkündü. Süryani esintisiyle karışık, Arap ve Türk imajı hâkimdi şehre.

Gezip görülen her şehir farklı bir etki yapar insanın dünyasında. Ara sıra diyorum kendi kendime : “Asi gerçekten de ters mi akıyor?”. 

Yelkenler Fora… 

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
 Arif Okay / Habibneccar Camii
 Sayın Mirza; Yazınız için bir Antakyalı olarak teşekkür ederim. Bir yanlışlığı düzeltmek istiyorum. Birçok araştırmacı bu yanlışı bilerek ya da bilmeyerek yaptığı için bu yanlış her yeri dolaşıyor. Habib Neccar Camisi Milattan önceki yıllarda yapılmış bir mabettir. Milattan sınra 1. yüzyılda Hıridtiyanlık yayılınca Kiliseye dönüştürülmüştür. İslam orduları Antakya'yı ele geçirince Camiye dönüştürülmüştür. Hıristiyanlığın yayıldığı dönemde havariler Antakya'ya geldiğinde onlara biat eden ilk kişi Habib Neccar olmuştur.
28 Nisan 2011 - 13:24:42

 Şükrü ÇAKIR / DÖRT YIL HATAY 738 GÜNÜ ANTAKYA
 Hatay'da 4yıl yaşamış bunun 738 gününü Antakya'da geçirmiş ve iki yılın günlüklerini tutmuş bir Antalya'li olarak yazınız heyecanla ve dikkatle okudum. Evet ASİ , benim zavallı ASİ'im ters akar. Aynı zamanda zavallıdır artık . Çünkü suya ençok ihtiyaç olduğu yazın üç ayında suyukesilir. Ben üç şiir yazdım . LÜBNAN dağlarından doğan nehir 380 km'dir. ve 300 km KUZEY'e akar. Bir yayçizer 60 kmGÜNEY'e akarak Akdenize dökülür. Hangi tarafı istersen.ters akar. Habib Neccar. Yasin'deki ADAM GİBİ ADAM''ın taa kendisi .Adı şöhret ad'dır.Anlamı , marano
24 Kasım 2010 - 19:08:06

 muharrem / habibinnaccar
 bir hataylı olarak malesef üzülerek söylemek isterimki içkisiz bir mekan bulmak çok zor plsada reklamı olmasın benim bildigim bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar yerler var en önemlisi ve güzeli sultan sofrası denilen yerdir nezih bir ortamdır kimsenin hayretine gidmesin malesef hayatın acı gercegi.selam ve dua ile...
23 Mart 2010 - 12:56:46


     Gezi Kültür kategorisine ait diğer haberler
 10:14  Kable’r-refik ayne’t-tarik
 17:04  Derebağın suyu başka!
 12:53  Doğu Ekspresi bizim ordan geçer!
 08:29  Medinem beni kabul eder mi?
 17:21  Yahyalı'da bir şelale
 17:23  Kırılmış bir vatanın gözyaşları
 15:05  Galata kulesine çıktınız mı hiç ?
 14:56  Daha gezecek çok yer var!
 19:08  Şehirler onarır bizi!
 23:38  Abdulhamit'in sırları burada!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Hangi Meşhurlar Üsküdarlı?
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat