Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Gezi Kültür  
Şehirler onarır bizi!
Şehirler onarır bizi!
17 Nisan 2010 - 19:08:00
Sürgün hakikate durak şehirlerden bir şehir, Kastamonu’da, can tazeledik…

 

Tek bir sonsuzluğu aramayı, ötekini görmezden gelmeyi, silmeye çalışmayı bırakmanın zamanı çoktan geldi.”

D.H. Lawrence

 

Yaşlı, genç, kadın, erkek bir otobüs dolusu insan 10 Nisan gecesi Nesil yayınları binasından yola çıkıp, çilenin bir zamanlar hayatın büyükçe bir parçası olduğu Kastamonu’ya gidiyoruz.

Kastamonu’daki ilk durak, Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerinin Camisi. Cami mimarisinde şatafattan eser yok. İçerdeki itikaf odalarının birine girip etrafta sessizliği sağlasanız yüzyıl öncesinden dua seslerini duyacaksınız sanki. 

 

Sonra Nasrullah Camii’nin yanında Yazar İhsan Atasoy’dan ‘Çaycı Emin’i dinliyoruz.

Köyündeyken aşiret reisi olan Yemen Bey’in Kastamonu’ya sürgün edilişini, Hazret-i Üstad’la tanışmasını, hizmetlerini. Camiye yakın bir yerde oturup gözlerinizi kapatsanız Çaycı Emin yanınızdan geçecek san ki.

 

Nasrullah Camii.. Bir zamanlar ön safları tümüyle alim zatların omuz omuza doldurduğu bir kutlu camii.

 

Aşere-i Mübeşşere yazılı yüzlerce yıllık hat levhaları kubbelerin ziyneti. Ayetler, hadisler .. Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşını Millet Meclisine sunmadan ilk kez halka okuduğu camii de burası.. Ön saflarda bir yere diz çökseniz, Hocalar ordan şimdi kalkmış gibi sıcaklığı fark edecekseniz sanki.

 

 

 

 

Ve Hazret-i Üstad’ın 8 yıl kaldığı ev..Bir zamanlar tecessüsün kol gezdiği ama artık özgür olan mekan. Hiç yabancısı değiliz o evde okunanların. Sıkıntıyla ferahlık arasındaki uzaklık bir sayfa .Evdeki iki odaya alemleri sığdırabilmek ne büyük lütuf. Daha niceler sığmış bu eve : ortaokul öğrencisi Abdullah Yeğin, Mustafa Ramazonoğlu ve başka bir sürü müştak,  bu iki odaya konuk olanlar arasında. İyice kulak verseniz bir divitin kağıtta ilerlerken çıkardığı cızırtıyı duyacaksınız sanki.

 

Sonra yıllanmış sokaklarda yürüyerek varılan Aşıklı Sultan Türbesi. İçerde duran yeşil örtüyle kaplı sanduka, bildiğimiz türbe sandukalarından farklı. Yatan zatın  bileklerinden aşağısı, camekan içinde. Yüzyıllar önce öldüğünü girişteki yazıdan öğrendiğimiz zata ait beden çürümemiş; camekandan gördüğümüz ayaklar, çürümediğinin kanıtı.  Biz modern zaman insanları için ciddi bir ibret vesikası.

 

Öğleden sonraki ilk durağımız, ataların  bir zamanlar at koşturduğu Kastamonu kalesi. Aklımızı, kalbimizi Risaleden bir sayfaya- bindirip, alemi bu kaleden temaşa etmek niyetindeyiz. Sağda solda yukarıda aşağıda gördüğümüz her şey birer kelime. Semaya diktiğimiz gözlerimizden yükselen kelimeler, şükür dolu.Kaleden inerken anlıyoruz ki yapılanlar, yıkılanlar, yenilenenler bu şehri değiştirse de; biz Kastamonu’nun suyuna, toprağına, göğüne aslında hiç de yabancı değiliz. Ve sanki gözümüzü kapatsak Münacat Risalesini Üstad Hazretlerinin ağzından dinleyebiliriz.

 

Karadağ, Kastamonu’daki son durak. Tarlaların içinden yürüyerek varılan ağaçlıklı alan ‘Âyetü’l-kübra’nın filizlendiği yer. Pırıl pırıl bir gökyüzü; ışıl ışıl çimenler, ağaçlar..Üstad hatırası bu mekan da ötekiler gibi nakış nakış nur.

 

Zaman içinde yapılan bir yolculuktan döner gibi 11 Nisan günü akşam 5 civarında İstanbul’a dönmek için otobüse biniyoruz. İstanbul’a vardığımızda gece saat 12.

 

Bu gezinin ardından  yüce şahsiyetli kişilerin çile dolu zamanlarda yılmadan bıkmadan çalışmalarının ‘nesl-i ati’ için ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyorum. Onlardan bugüne miras hazinelerle güzel bir geleceğe olan ümidim ziyadeleşip inanca dönüşüyor.

 

 

Aybegüm Biryol

HeberKültür.Net

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Gezi Kültür kategorisine ait diğer haberler
 10:14  Kable’r-refik ayne’t-tarik
 17:04  Derebağın suyu başka!
 12:53  Doğu Ekspresi bizim ordan geçer!
 08:29  Medinem beni kabul eder mi?
 17:21  Yahyalı'da bir şelale
 17:23  Kırılmış bir vatanın gözyaşları
 15:05  Galata kulesine çıktınız mı hiç ?
 14:56  Daha gezecek çok yer var!
 19:08  Şehirler onarır bizi!
 23:38  Abdulhamit'in sırları burada!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Hangi Meşhurlar Üsküdarlı?
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat