Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
KEMAL E.;
ARTIK TABULARIN YIKILMASININ ZAMANI GELDİDE GECİYOR...

KEMAL;
SALİH BEYİN YAZISI CİDDİ ANLAMDA DOYURUCU OLMUŞ TESEKKUR EDİYORUZ...DEVAMINI BEKLİYORUZ...

mehmet gönenc;
ihsan deniz eğer şiire nokta koyuyorsa buna sadece üzülürüm...ne de olsa buz ve fire tek ciltte kala

Mehmet Oyan;
Kitabevleri şiire bigane kalsa da,şiirler sayfalar arasında öksüz-yetim olsa da,ölümüne şair

KEMAL ERİMEZ;
mustafa kemal ülkenin sartlarına göre her kesimi kullanmış anlaşılan ...U.SALİH BEYE TESEKKUR EDERİZ

EROL KÖMÜR;
Yeşil Ordu'nun kurucu üyelerine bakıldığında neredeyse tamamının İttihaçı olduğu görülür. İttiha

EROL KÖMÜR;
Ne acı! Memleket işgal edilirken veliaht şehzademiz üzüntüsünden Şişli atölyesinde tabloları yapıp&#

sezai gülşenoğul;
pes mi desem peh mi karar veremedim.Bu ne ego birader!! Peh!

Muhammed;
Sokaklarına sinmiş, nispet kokusundan belli: Mersin’den gelmiş geçmiş, nûrlu bir Kur’an G

y. emre altuntaş;
yeni ekip, yeni bir ruh... güzel şeyler olacak inşallah. allah kolaylıklar versin...muvaffakiyet

     Foto Galeri
Celal Hoca Anma Programı
Cahit Zarifoğlu
Aşkar Dergisi
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (52 %)
Evet (10 %)
Biraz (7 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (24 %)
 
    Anasayfa | Haber Kültür  
Hangi Ramazan’ı yaşıyoruz acaba?
Hangi Ramazan’ı yaşıyoruz acaba?
30 Ağustos 2010 - 11:13:04
“Ah nerede o eski Ramazanlar ahh!” Yok kardeşim yok, olsa verirdik…


“Nerede o eski Ramazanlar” sözünü savunmayacağımı belirterek yazıma başlamak istiyorum.

Herkesin ağzında bu kelime şimdi: “Nerede o eski Ramazanlar”. Kardeşim o Ramazanlar eskide kaldı, yok artık diyesi geliyor insanın. Nedense bizim kültürümüzde hep eskiye duyulan bir özlem, eskinin yeniden daha iyi olduğu, saf ve masumluğunu hiç yitirmediği bir anlayış hakim. Bu durum yaşantımıza o kadar çok aksetmiş ki, büyüklerimiz bile cümlelerine başlarken “bizim zamanımızda böyleydi, şöyleydi” gibi cümleleri kurmaktan hiç çekinmezler. Eskinin  daha doğru olduğu hep dile getirilmiş bir gerçektir. Gelelim Ramazan Ayının mahiyetine.

Ramazan Ayı herkesin de az çok bildiği üzere on bir ayın sultanı olan, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini barındıran, Müslümanların nefislerini terbiye etmeye çalıştığı, yalnız terbiye ile kalmayıp, ruhların tezkiyesini gerçekleştirmeye arzuladığı mübarek bir aydır. Bu ayda Müslümanlar manevi sarhoşluğun verdiği hazla hayatlarının huzur mertebesine terfi etmeyi arzularlar. İşte Ramazan Ayı kısaca bu şekliyle ifade edilir. Peki bugün Ramazan acaba nasıl bir konum almış?

İstanbul’daki Ramazandan bahsedeceğim biraz. Diğer şehirlerde ne olup bitiyor pek de bir bilgim yok açıkçası. Ramazan İstanbul’da bir başkadır, dindar olsak da olmasak da. Ramazan ayında İstanbul’a gelen turistlere gıpta ediyorum doğrusu. Herhalde adamlar içlerinden: “Yahu bu nasıl bir festival, bir ay sürecek, eğlence, makara kikiri, müzik, tiyatro, her yerde farklı yemekler, park alanlarını hınca hınç doldurmuş insanlar, evlerinden sandalyelerini getirip Ayasofya’ya karşı piknik yapan insanlar, iyi ki bu ayda gelmişiz İstanbul’a” diye söylüyorlardır herhalde.  Evet Ramazan İstanbul’da tam da bu turistlerin gözlemlediği gibi geçiyor. Hani o Meşhuuur Sultanahmet Meydanı var ya, zannedersiniz ki insanların eve girmesi yasak, sokaklar iftara saatler öncesinden hınca hınç doldurulmuş. Müzikler Teravih namazının başlangıcına kadar sürüyor. Şarkıcılar: “Evet sayın konuklar, bir Teravih arası veriyoruz sonra buradayız” sloganları ile halkı eğlenceden uzak tutmamaya, namazdan sonra “unutmayın biz buradayız” mesajı vermeye çalışıyor. Malum İstanbul denilince sur içi akla geldiğinden ve İstanbul’un en gözde mekânları olduğundan Sultanahmet ve Beyazıt meydanından bahsediyoruz. Zaten diğer taraflara Ramazan gelmemiş gibi, Beşiktaş olsun, Taksim olsun hayat çok normal seyrinde. İnsan kendi kendine “yahu acaba biz yanlış zamanda mı oruç tutuyoruz” diyesi geliyor. Asıl bomba Fatih semtinde –hani muhafazakâr kesimin mekânı ya o bakımdan- neredeyse her  lokanta açık, açık olmayanda tadilata girmiş. Bu Ramazan bir başka Festival havasında!

 

Bir de ilginç olan sürekli reklam kokan hareketler var. Fatih Belediyesi Divanyolun’da ara ara müzikli çalgılı eğlence stantları kurmuş. Yahu Başkan Mustafa Demir’in yazısı da maşallah Ramazan Ayı tebrik yazısı kadar var. Sanki Ramazan Ayının mimarı sözüm ona Mustafa Demir. Başkan hiç mi görmedin adının büyüklüğünü bu yazılarda, biraz insaf yahu diyesi geliyor insanın. Ah bu siyasiler yok mu ahh! “Ramazan ayınız ‘HAYIR’lara vesile olsun” diyen CHP zihniyeti de bunun cabası. Yapmayın kardeşim babanızın malı mı ki Ramazan, üzerini etiketliyorsunuz. 

 

İstanbul’da Ramazan kutlamaları ve adını kurulduğu mekândan alan Sultanahmet kitap fuarı da Beyazıt Meydanına taşınmış. Kitap fuarı için bir stant yapılmış Beyazıt Meydanına. Bir baktım içerisi oldukça kalabalık. “Yahu millet daha ilk günlerden nasıl da doldurmuş burayı” dedim ve hemen atıldım içeriye. Lakin baktım ki kimseler kitap almıyor, kalabalığın sebebi stant içerisinde kurulan klimalarmış. Nasıl da soğutuyorlar ağustos ayının o nemli boğucu havasını. Ben de takıldım biraz ne yalan söyleyeyim. Kitap satışları ne durumda bilemem; ama Sultanahmet Meydanı mı yoksa Beyazıt mı iyi bir tercih yorumu okuyucuya bırakıyorum.

 

Bir de şu oruç tutmayanlara değineyim. Bazıları oruç tutmamayı meziyetmiş gibi lanse etmeye çalışıyor. Yok havalar sıcakmış, yok zayıfmış, dengeli beslenmeye ihtiyacı varmış, performansı düşermiş, miş miş de miş. Yahu bana ne bundan, bu mazeretlerin arkasına saklanıp oruç tutmayacağına, tutmuyorum kardeşim, açıklama da yapmak zorunda değilim de tutma yine tutmayacaksan. Bunlarda nereye ait olduğunu hissedemeyen ara tipler. Bir o bir bu, bir replik var aslında bunlar için “yanar döner birisin sen” cuk demişte yerine oturmuş ne güzel.

 

“Ah nerede o eski Ramazanlar ahh!” Yok kardeşim yok, olsa verirdik. Şimdi bu Ramazanlar moda. Apaçi müziği ile keyiflenen ve bunu kendi kültürü diye özümseyen, koruyan, kollayan bir gençliğin Ramazanları da böyle olur. Bir ara kolbastı modaydı, şimdi de bu Apaçi müziği. “O halde bu gidiş nereye?”

 

İşte bir Ramazan da böyle geldi geçiyor, bakalım ileriki zamanlarda Ramazanlar nasıl bir hal alacak. Şayet şimdiki Ramazandan şikâyetçi isek bunun müsebbibi biraz da bizleriz aslında. “Nerede o eski Ramazanlar” diye hayıflananlara bir sözüm olacak:

“Yenik düşüyor her şey zamana, biz büyüdük ve kirlendi dünya”

Ramazan Bir Başkadır, unutma!

 

 

Fatih Mehmet Mirza

HaberKültür.Net

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Haber Kültür kategorisine ait diğer haberler
 10:11  Doğdu Hakk'ın Güneşi
 10:09  Karagöz 18 Ölü Hürlük
 10:05  Eğitimciler Yazarları Keşfetti
 10:26  Maraş hasbi sanatın damarı
 13:45  Kubbealtı emin yer
 13:44  Büyük Naşit Özcan anılıyor
 17:23  Sızı’lar dile geldi
 17:01  Yazmaya Başladılar
 16:59  Ay Vakti beklenir
 15:50  Kudüs 2015 iyi fikir!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Gariplerin Kitabı bir klasik
     ÖZEL HABER
Anadolu’da Bir Gönül Efendisi
     ÖZEL RÖPORTAJ
Kutuz Hoca’nın ardından…
     KİTAP KÜLTÜR
Aşk öldürür
     DERGİ KÜLTÜR
Kış mü’minin baharıdır
     Videolardan
Zikir
Neşet Ertaş
Erkan OĞUR
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat