Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
KEMAL E.;
ARTIK TABULARIN YIKILMASININ ZAMANI GELDİDE GECİYOR...

KEMAL;
SALİH BEYİN YAZISI CİDDİ ANLAMDA DOYURUCU OLMUŞ TESEKKUR EDİYORUZ...DEVAMINI BEKLİYORUZ...

mehmet gönenc;
ihsan deniz eğer şiire nokta koyuyorsa buna sadece üzülürüm...ne de olsa buz ve fire tek ciltte kala

Mehmet Oyan;
Kitabevleri şiire bigane kalsa da,şiirler sayfalar arasında öksüz-yetim olsa da,ölümüne şair

KEMAL ERİMEZ;
mustafa kemal ülkenin sartlarına göre her kesimi kullanmış anlaşılan ...U.SALİH BEYE TESEKKUR EDERİZ

EROL KÖMÜR;
Yeşil Ordu'nun kurucu üyelerine bakıldığında neredeyse tamamının İttihaçı olduğu görülür. İttiha

EROL KÖMÜR;
Ne acı! Memleket işgal edilirken veliaht şehzademiz üzüntüsünden Şişli atölyesinde tabloları yapıp&#

sezai gülşenoğul;
pes mi desem peh mi karar veremedim.Bu ne ego birader!! Peh!

Muhammed;
Sokaklarına sinmiş, nispet kokusundan belli: Mersin’den gelmiş geçmiş, nûrlu bir Kur’an G

y. emre altuntaş;
yeni ekip, yeni bir ruh... güzel şeyler olacak inşallah. allah kolaylıklar versin...muvaffakiyet

     Foto Galeri
Celal Hoca Anma Programı
Cahit Zarifoğlu
Aşkar Dergisi
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (52 %)
Evet (10 %)
Biraz (7 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (24 %)
 
    Anasayfa | Özel Röportaj  
Çocuklar ayak izlerini takip eder
Çocuklar ayak izlerini takip eder
30 Ağustos 2010 - 12:39:43
Eğitimci yazar Sait Çamlıca ile hayatı, hayalleri, eserleri ve seminerlerini konuştuk…

Merhaba Hocam. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kimdir Sait Çamlıca?

10 Ekim 1974’de Almanya’da doğdum. Ortaokulda Türkiye’ye geldim. Oratokul ve Liseyi Tokat’ın Turhal ilçesinde okudum. 1993 yılında Turhal İHL’den mezun oldum. 1996 - 2000 yılları arasında Marmara üniversitesinde üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra özel sektörde Öğretmenlik yapmaya başladım. Çalıştığım kurumlarda başta sınava hazırlanan öğrencilerim olmak üzere, öğretmenlere ve velilere “eğitim seminerleri” vermeye başladım. Öğrencilere “Motivasyon”, Velilere “Çocuk Eğitiminde anne baba sorumluluğu”, öğretmenlere “Meslek Bilinci ve öğrenci – Öğretmen ilişkileri” başlıklarında Seminerler veriyorum. Fırsat buldukça, İstanbul merkezli olmak üzere, Anadolu’nun birçok şehrinde ve Avrupa’da gurbetçilere Eğitim seminerleri vermeye çalışıyorum.  

Eğitimci olmanız yanı sıra birde yazarlığınız var? Yazar olmaya ne zaman karar verdiniz?

Aslında yazar olmak gibi hevesle yola çıkmadım. Ancak liseyi bitirdiğim sene okuduğum bazı kitaplardan o kadar etkilendim ki, hayatımın sonuna kadar “çok iyi bir okuyucu” olmam gerektiğine karar verdim. Okumaya devam ederken notlar almaya başladım. Yazar olmak için değil, unutmamak için alıyordum notlarımı. Bir müddet sonra aldığım notlar kadar kendi yazdığım notlar da birikmeye başladı. Kitaplaştırma fikri üniversiteyi bitirdikten birkaç yıl sonra aklıma geldi. O sürece gelinceye kadar sürekli okudum. Ve hep okumaya devam ettim. Üniversite hazırlık dönemimde, üniversite yıllarında hep iyi bir okuyucu olmaya çalıştım. Hatta 7 ay kadar süren askerlik sürecimin en güzel hatırası okuduğum kırk civarında kitap oldu!  

Askerde de mi kitap okudunuz?

Evet! Hem okudum hem de okuduklarımın özetini çıkarttım. İnsan istedikten sonra her yerde ve her şartta okumaya zaman ayırabilir. Mutlaka ayırmalıdır da. Ömer Seyfettin’in savaşa giderken bile sırt çantasında kitap götürdüğünü okumuştum. Bundan çok etkilenmiştim. Siperlere giderken bile yanında kitap götüren bir yazardır Ömer Seyfettin. Belki de onu bu kadar unutulmaz yapan etkenlerden biriside bu okuma tutkusudur? Okumaktan bahsedince Cemil Meriç’i anmadan geçmek olmaz. Gözleri görmediği halde okumaya devam eden bir insandır Cemil Meriç! Kızı okumuş o dinlemiş. Cemil Meriç’i hatırladıkça hep sorarım “Kim kör?” diye. “Gözlerini kaybettikten sonra bile okumaya devam eden Cemil Meriç mi, yoksa gözleri olduğu halde okumayan insanlar mı gerçek kör?” diye sorgularım hep. 

Her insanın hayatını özetleyen veya hayat çizgisini belirleyen hayalleri vardır. Sizin hayalleriniz nelerdir?

Evet, hayal veya hedef sahibi olmak insana hem güç verir hem de zorluklar karşısında sabrını artırır. Benim de Üniversite yıllarımda oluşturmaya başladığım hayallerim var elbet. Özetle söylemem gerekirse “Bu dünyadan ölüp gittiğim zaman arkamda mezar taşımdan daha fazlasını bırakmak istiyorum.” Anadolu’nun her ilinde ve ilçesinde özellikle öğrencilere (gençlere), velilere ve öğretmenlere konferanslar vermeye üniversite öğrencisiyken karar vermiştim.  Ben hem okuyorum hem yazıyorum hem de konuşuyorum.  Yazdıklarım okunmaya devam ettikçe ben yazmaya devam edeceğim. Ben konuşurken kitleler dinlemeye devam ettikçe ben konuşmaya devam edeceğim. Okunmaktan vazgeçildiğim zaman yazmaya, dinlenmekten vazgeçildiğim zaman konuşmaya ara veririm. Ama asla okumaya ara vermem. Çünkü beni kimse esir alamaz. 
 

Kitaplarınızdan bahsedelim biraz? İlk kitap çalışmanız “Çocuk eğitimi üzerine”. Çocuk Eğitiminde 33 Hata! (Akis yay). Niçin Çocuk Eğitimi?

6-7 yıllık meslek hayatım boyunca genelde sınava hazırlanan öğrenciler ile çalıştım. Öğrencilerin sorunlarıyla ilgilendim. Motivasyon seminerleriyle onlara güç vermeye çalıştım. Bazen veliler geldi “ders çalışmayan, ders çalıştıramadıkları” çocuklarından şikayetçi oldular. Bazen öğrenciler geldi “kendilerini anlamayan” anne babalarından şikayetçi oldular. Her iki tarafı da dinlediğiniz zaman “çözüm” üretmek daha kolay oluyor. Sürekli gençler ve aileler arasındaki sorunları ve şikayetleri dinlediğiniz zaman önünüzdeki notların önemli bir kısmı çocuk eğitimi ile ilgili oluyor. İlk kitabımı bu konuya ayırmamın en temel nedeni buydu aslında. İkinci kitap çalışmamda çocuk eğitimi üzerine oldu. “Çocuklar Ayak izlerinizi takip eder” ismini verdiğim kitap çalışmam www.haber7.com sitesinde yayınladığım eğitim yazılarından oluşmaktadır. “Okuyorum o halde varım” ismiyle yayınlanan diğer kitap çalışmam aslında 2002 yılında “İleride yayınlayacağım kitabın ismi” olarak Ajandama not aldığım bir kitap çalışmasıydı.  Son yayınlanan kitap çalışmam ise meslektaşlarım için yayınlanmış yazılarım. “Öğretmen tohumda ormanı görmeli” adını verdiğim son kitap çalışmam, bir öğretmenin toplumsal sorumluluğunu hatırlatan bir çalışma oldu.   
 

Sizce sorun büyüklerde mi küçüklerde mi?

Ortada bir “sorun” olduğu kesin. Başka bir soruyla cevaplamak istiyorum bu sorunuzu. Siz sokakta 15 yaşında ve 35 yaşında iki insanın tartışıp kavga ederken görürseniz hangisini ayıplarsınız? Tabi ki büyük olanı... Çünkü onun daha anlayışlı olması lazım. Ama bu iki anne baba ve çocuk arasındaki bir tartışma ise tekrar düşünmek zorundasınız. Niçin birbirlerini anlamıyorlar. Mesela veliler şikayet ederken genelde şu cümleleri kullanarak şikayetçi oluyorlar: “Hocam yediği önünde yemediği arkasında. Saçımızı  süpürge ettik. Her istediğini aldık. Ama yine de ders çalışmıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık!” Geçen yıl bir veli geldi karnesi zayıflarla dolu oğlunu şikayet etmeye. Uzun uzun anlattı, hem okula hem dershaneye giden oğlunun yaramazlıklarını. Bende veliye aile içinde bir “eğitim saati” yaparak o saatte herkesin “eğitim” ile ilgilenmesini tavsiye ettim. “Oğlunuz ders çalışırken sizde oturup kitap okuyun. Büyüklerinin yapmadıkları şeyleri çocuklarda yapmıyor” diye tavsiyelerde bulundum. Bizim velilerimizin en büyük hatasının çocukları diğer odaya gönderip “git ders çalış!” dedikten sonra kendilerinin saatlerce TV karşısında zaman geçirdiklerinden bahsedince, beni dinleyen velim sinirlendi. “Sabahtan akşama kadar çalışıyorum. Akşamları iki üç saatlik televizyon izleme keyfimi hiç kimse için bırakamam” deyince ben susmak zorunda kaldım! “Bende sabahtan akşama kadar okul ve dershane arasında koşturuyorum. Akşamları bende odamda internetle vakit geçiriyorum” diyerek kendini savunan öğrencime bir şey diyemedim maalesef. Çocuklar büyüklerini örnek alıyor. “Ders çalış!” diyerek onlara ders çalışmayı sevdirmemiz çok zor. 

Anne babalara tavsiyeleriniz nedir?

Anne babalar evlatları için her şeyi yapıyor. Ama bu her şeyin içine baktığımız zaman “maddi” değeri olan ihtiyaçların ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Çocuk eğitmek bir sanattır. Her anne baba mutlaka önce kendini yetiştirmeli. “Çocuk eğitimi” konusunda çok iyi bir kitap okuyucusu olmalı. Çiçek yetiştirmenin bile kuralları varken, çocuk yetiştirmenin kurları olmaz mı?

Her yaş dönemi ile ilgili okumalı hatta. Çocukluk dönemi, okul yılları, ergenlik dönemi gibi… Velilerin kulaklarına küpe yapmasını istediğim iki güzel sözle bu soruyu özetlemiş olurum galiba:

“Çocuklarınız sözlerinizi değil, ayak izlerinizi takip ederler.”

“Çocuklar, kulaklarına hitap edilerek değil, gözlerine hitap edilerek eğitilir.” 

Biraz da seminerlerinizden bahseder misiniz?

Dört temel grupta eğitim seminerlerim var. Öğrencilere, öğretmenlere ve velilere yönelik seminerler yanı sıra kurumsal eğitimler de vermeye çalışıyorum. Son zamanlarda “okullar şiddet” konulu seminerler yoğunlaştı. Kolejler, dershaneler, ilköğretim okulları veya liselerde velilere yönelik “Gençlerde şiddet”, “Çocuk eğitimi”, Ergenlik dönemi İletişim”, “Ahlak ve Karakter Eğitimi” konularında seminerler veriyorum. Öğrencilere Motivasyon, öğrenmeyi öğrenme, hafıza eğitimi, meslek seçimi, sınav stresi gibi konularda seminerlerim oluyor. Öğretmenlere Meslek bilinci, öğrenci öğretmen ilişkileri, sınıf yönetimi, etkili öğretim gibi seminerlerim oluyor.   

Okuyucularımız size nasıl ulaşabilir?

Kişisel web sitemden (www.saitcamlica.com) veya mail atarak (saitcamlica@gmail.com) ulaşabilirler. 

Son olarak söylemek istedikleriniz?

Bir ülkenin en büyük hazinesi o ülkenin gençleridir. Gençliği  ihmal edenler, geleceklerini imha ederler. Toplum olarak yaşadığımız sorunların suçlusu gençler değil, onları yetiştirmeyi beceremeyen biz büyükleriz. Hz. Ali “Gençliği anlamadığınız da bu dünyada ki işiniz bitti demektir” diyor. Bence bu söz üzerinde hepimiz düşünmek zorundayız.  

Bize bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. 

 

A.Kerim Sencer

HaberKültür.Net


 

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Özel Röportaj kategorisine ait diğer haberler
 11:00  Kutuz Hoca’nın ardından…
 11:34  Çakma profiller masal kahramanımız oldu
 09:08  Malezya’da eğitim seferberliği
 13:31  Atina'ya cami yakışır
 10:30  Es’ad unuttu Erbil’i Kabe’yi
 13:41  Hayat dostlarla güzel
 23:04  Heyecanımız var! İdeallerimiz var!
 22:24  Gelenek olmadan yeni de olmaz
 09:03  Zuhurata tabi ol hayatını yaşa
 19:14  Futbol benim en büyük aşkım

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Gariplerin Kitabı bir klasik
     ÖZEL HABER
Anadolu’da Bir Gönül Efendisi
     ÖZEL RÖPORTAJ
Kutuz Hoca’nın ardından…
     KİTAP KÜLTÜR
Aşk öldürür
     DERGİ KÜLTÜR
Kış mü’minin baharıdır
     Videolardan
Zikir
Neşet Ertaş
Erkan OĞUR
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat