Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
KEMAL E.;
ARTIK TABULARIN YIKILMASININ ZAMANI GELDİDE GECİYOR...

KEMAL;
SALİH BEYİN YAZISI CİDDİ ANLAMDA DOYURUCU OLMUŞ TESEKKUR EDİYORUZ...DEVAMINI BEKLİYORUZ...

mehmet gönenc;
ihsan deniz eğer şiire nokta koyuyorsa buna sadece üzülürüm...ne de olsa buz ve fire tek ciltte kala

Mehmet Oyan;
Kitabevleri şiire bigane kalsa da,şiirler sayfalar arasında öksüz-yetim olsa da,ölümüne şair

KEMAL ERİMEZ;
mustafa kemal ülkenin sartlarına göre her kesimi kullanmış anlaşılan ...U.SALİH BEYE TESEKKUR EDERİZ

EROL KÖMÜR;
Yeşil Ordu'nun kurucu üyelerine bakıldığında neredeyse tamamının İttihaçı olduğu görülür. İttiha

EROL KÖMÜR;
Ne acı! Memleket işgal edilirken veliaht şehzademiz üzüntüsünden Şişli atölyesinde tabloları yapıp&#

sezai gülşenoğul;
pes mi desem peh mi karar veremedim.Bu ne ego birader!! Peh!

Muhammed;
Sokaklarına sinmiş, nispet kokusundan belli: Mersin’den gelmiş geçmiş, nûrlu bir Kur’an G

y. emre altuntaş;
yeni ekip, yeni bir ruh... güzel şeyler olacak inşallah. allah kolaylıklar versin...muvaffakiyet

     Foto Galeri
Celal Hoca Anma Programı
Cahit Zarifoğlu
Aşkar Dergisi
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (52 %)
Evet (10 %)
Biraz (7 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (24 %)
 
    Anasayfa | Gazete Kültür  
Ayvazoğlu gündem oluşturuyor
Ayvazoğlu gündem oluşturuyor
02 Eylül 2010 - 11:16:04
Beşir Ayvazoğlu, İsmail Kara’nın Divan Dergisi’ndeki makalesine atfen çok önemli bir konuda gündem tazeliyor…

Beşir Ayvazoğlu, Zaman’daki köşesinde bu toprağın çocuklarının yeniden bir ‘ihya’ porojesiyle dirilebilmesi için kırmaları gereken hayati önyargılardan birine vurgu yapıyor; İsmail Kara’nın muhtevalı makalesine atıfla. Konu: Şerh ve haşiye literatürü hakkında 19. ve 20. yüzyıllarda oryantalistler tarafından zihnimize yerleştirilen küçümseyici ve toptancı hükümlerin mesnetsizliğini, tarafgirliğini ve tutarsızlığını gündeme taşımak. Satır satır, düşüne düşüne ve tekrar tekrar okunması gereken cümleler ve işaret edilen kaynaklara yönlendirme azmi var yazıda:

 

 

Hüseyin Vassaf Efendi, bir gün Sahhaflar Çarşısı'ndan geçerken gözüne ilişen Esmar-ı Esrar adlı risaleyi satın alır ve hemen okur. Tasavvuf erbabı hakkında yazılmış bu elli dört sayfalık risalenin Vassaf Efendi'de uyandırdığı heves, beş ciltlik dev bir eserin doğmasına yol açar: Sefine-i Evliya. Eserin, tam ismine bakıldığında, Sahhaflar Çarşısı'nda tesadüfen görülüp satın alınan Esmar-ı Esrar'a şerh olarak yazıldığı anlaşılmaktadır: Sefine-i Evliya-yı Ebrar Şerh-i Esmar-ı Esrar. Prof. Dr. İsmail Kara, Sefine-i Evliya'nın bildik mânada bir şerh olmadığını belirttikten sonra, "Peki niçin edebiyatta, biyografide, tasavvufta yed-i tûlâ sahibi muktedir bir müellif, eserine şerh adını koysun? Hem de 'şerh' ve 'haşiye'lerin küçümsendiği, ilimden sayılmadığı bir asırda!" diye soruyor ve şu cevabı veriyor: "Şerh ve haşiye geleneğinin ilmî yetersizlikle, şahsî zaaflarla, kültür ve medeniyetin tıkanmasıyla, gerileme ve çökmesiyle alâkası yoktur; aksine bilgi, kültür ve irfanın ancak bir miras ve zemin üzerinde inşa edilebileceğini, ancak bu yolla anlam kazanabileceğini ve nihayet başarısızlıkların, sıkıntıların, zaafların, bu kanal işler tutularak üstesinden gelinebileceğini derinden hisseden ve bunun icaplarını yapan bir zihniyetin kökleriyle ilgisi vardır."

Müslümanların şerh, haşiye … dedikleri telif tarzları ciddiye alınmaya değmez

İsmail Kara, Hüseyin Vassaf örneğini aslında "Unuttuklarını Hatırla: Şerh ve Haşiye Meselesine Dair Birkaç Not" başlıklı makalesinin sonuç bölümünde veriyor. Bilim ve Sanat Vakfı'nın çıkardığı Divan adlı "Disiplinlerarası Çalışmalar" dergisinin son sayısında yayımlanan bu makalenin başlığındaki "Birkaç Not" ibaresine bakmayınız; tam 68 sayfalık, emek mahsulü, muhtemelen yakınlarda kitaba dönüşecek bir makaleden söz ediyorum. Öteden beri bu konuyla yakından ilgilenen İsmail Kara, şerh ve haşiye literatürü hakkında XIX ve XX. yüzyıllarda oryantalistler tarafından zihnimize yerleştirilen küçümseyici ve toptancı hükümleri teşrih masasına yatırıyor ve birbiri ardınca can alıcı sorular sıralıyor. Bu çetin sorulara doğru cevap verebilmek için öncelikle modernizmin ve oryantalizmin zihinlerimize yerleştirdiği bütün klişelerden ve peşin hükümlerden kurtulmaya çalışmaktan başka çare yok. Oryantalizmin büyük başarısı olarak kabul edilen İslâm Ansiklopedisi'nde ünlü müsteşrikler tarafından yazılan "Şerh" ve "Metin" maddeleri ikişer, "Haşiye" maddesi tek paragraftan ibaretmiş. "Talikat" maddesine ise hiç yer verilmemiş. Bunun anlamı şudur: Müslümanların şerh, haşiye, talikat vb. dedikleri telif tarzları önemli değildir, ciddiye almayınız! Bizimkiler de, Avrupalı müsteşriklerden yanlış fikir ve kanaat sadır olmayacağına inandıkları için bin küsur yıllık bir muhteşem birikimi "Şerh ve haşiye edebiyatı" diye aşağılayarak yok saymışlar.

İsmail Kara haklı olarak soruyor:

"Yapısı itibariyle bu kadar zayıf bir hüküm ve kabuller manzumesi, İslâm tarih tasavvurunu ve İslâmî ilimlerin statüsünü ciddi ölçüde değiştirmesine, hatta tahrip etmesine rağmen yıllardır niçin ciddi bir akademik şüpheyi davet etmemiştir?" Şerh ve haşiye literatürüne nüfuz etmeden İslâm ilim mirasının doğru ve derinliğine okunup anlaşılamayacağını düşünen İsmail Kara, bu telif tarzlarının sadece İslâm dünyasına has olmadığını, başta semavî kitaplar ve diğer kutsal metinler olmak üzere, dinî, felsefî, hikemî ve edebî eserlerin, kanunların, kurucu metinlerin ve hukukî mevzuatın kadim zamanlardan beri bütün ilim ve kültür muhitlerinde daha iyi anlaşılması, sahiplenilmesi, zamana ve zemine uyarlanarak sürdürülebilmesi için şerh edildiğini, haşiyelerle zenginleştirildiğini hatırlatıyor. Klasik felsefe, Aristo ve Eflatun şerhleri üzerinden yürümemiş midir? Felsefe yapmak neredeyse şerh yazmak demek değil midir?

Şerhler ilimle irtibatı sağlamlaştırır

Kara'ya göre, şerh ve haşiye türündeki eserler, sanıldığının aksine, sadece bir metnin problemlerini çözmez; bu, onların en alt seviyede üstlendiği fonksiyonlardan sadece biridir. Şerh, haşiye ve talikat ile bir metnin problemlerini çözen ilim talibi, daha yukarı bir seviye­de, daha sistematik ve teferruatlı, daha derin ve bu sebeple daha fazla mesai gerektiren yeni problemlerle tanışır, böylece ilimle irtibatı sağlamlaşır. Birçok büyük âlim ve ya­zarın kendi eserleri için zaman zaman şerh, haşiye veya muhtasar ve telhis türünden eserler yazma ih­tiyacını hissetmesi, Kara'ya göre, bu eğitim ve öğretim tarzıyla ilgilidir. İsmail Kara'nın şerh ve haşiye konusuna bu yaklaşımında yalnız olmadığını, İhsan Fazlıoğlu, Tahsin Görgün, Harun Anay gibi akademisyenlerin ve Dücane Cündioğlu'nun de meseleyle yakından ilgilendiklerini biliyoruz. Kara'nın bir dipnotunda Remzi Demir adlı bilim tarihçisinden de bir cümle aktarıyor: "Günümüzde Hermenötik başlığı altında anılan yöntemler sayesinde, bir yerde geleneksel 'Şerh Usulü'nün itibarı iade edilmiştir."

Hâsıl-ı kelâm,

Ayvazoğlu, İsmail Kara'nın bütün anlattıklarını bu kısa yazıda özetlememenin imkânsızlığını vurgulayarak “Siz en iyisi Divan dergisinin 2010 tarihli 28. sayısını temin edip makalenin tamamını okuyunuz.” diye tavsiyede bulunuyor. Geciktirilmemesi ve geçiştirilmemesi gereken bir tavsiye. Bilhassa ‘ihya’ projesinin hedef kitlesi olan genç nesil için Kara’nın bütün kitapları, kemikleşmiş kulakdan dolma yanlı ve acımasız ön-yargılarımızın kırılması açısından birer iksir niteliğinde. Yukarıda işareten ismine atıf yapılan Cündioğlu’nun Keşf-i Kadîm’inin tamamı da, Gazali karşıtlığının hakikatine atfen tarihi kimliğimizi sevimsizleştiren yanlı ve yanlış kanaatlerin sorgusuz sualsiz benimsenmesinden kaynaklanan ruh göçüne hasr edilmiş.

Ah, televizyonların, stadyumların, kafelerin, birer vakit katili sanal âlemlerin tasallutundan sıyrılabilsek ve asli hüviyetimizin temel ilgi alanlarının güvenilir ve fevkalade cazip kollarına kendimizi bırakabilsek, belki o zaman tarihi yeniden yazmamız mümkün olabilecek…

O zamana kadar heyhâte heyhât!

 

Yavuz Gencer

HaberKültür.Net

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Gazete Kültür kategorisine ait diğer haberler
 11:20  Büyük Birlik İslam’la gelir
 16:24  Milli Gazete'yi seviyoruz!
 10:07  Tesbih Çekenlerden misiniz?
 18:45  Dersim sırrı çözülüyor
 18:33  Osmanlı kadar başınıza taş düşsün
 19:54  Batı Türklere gurbettir
 07:26  Noel Bakan
 10:02  Hilmi Yavuz Ataç'ı irdeliyor
 08:58  Dirilmek ölmekten geçer
 09:30  Hakikat dersini Ali’den aldım

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Gariplerin Kitabı bir klasik
     ÖZEL HABER
Anadolu’da Bir Gönül Efendisi
     ÖZEL RÖPORTAJ
Kutuz Hoca’nın ardından…
     KİTAP KÜLTÜR
Aşk öldürür
     DERGİ KÜLTÜR
Kış mü’minin baharıdır
     Videolardan
Zikir
Neşet Ertaş
Erkan OĞUR
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat