Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
KEMAL E.;
ARTIK TABULARIN YIKILMASININ ZAMANI GELDİDE GECİYOR...

KEMAL;
SALİH BEYİN YAZISI CİDDİ ANLAMDA DOYURUCU OLMUŞ TESEKKUR EDİYORUZ...DEVAMINI BEKLİYORUZ...

mehmet gönenc;
ihsan deniz eğer şiire nokta koyuyorsa buna sadece üzülürüm...ne de olsa buz ve fire tek ciltte kala

Mehmet Oyan;
Kitabevleri şiire bigane kalsa da,şiirler sayfalar arasında öksüz-yetim olsa da,ölümüne şair

KEMAL ERİMEZ;
mustafa kemal ülkenin sartlarına göre her kesimi kullanmış anlaşılan ...U.SALİH BEYE TESEKKUR EDERİZ

EROL KÖMÜR;
Yeşil Ordu'nun kurucu üyelerine bakıldığında neredeyse tamamının İttihaçı olduğu görülür. İttiha

EROL KÖMÜR;
Ne acı! Memleket işgal edilirken veliaht şehzademiz üzüntüsünden Şişli atölyesinde tabloları yapıp&#

sezai gülşenoğul;
pes mi desem peh mi karar veremedim.Bu ne ego birader!! Peh!

Muhammed;
Sokaklarına sinmiş, nispet kokusundan belli: Mersin’den gelmiş geçmiş, nûrlu bir Kur’an G

y. emre altuntaş;
yeni ekip, yeni bir ruh... güzel şeyler olacak inşallah. allah kolaylıklar versin...muvaffakiyet

     Foto Galeri
Celal Hoca Anma Programı
Cahit Zarifoğlu
Aşkar Dergisi
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (52 %)
Evet (10 %)
Biraz (7 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (24 %)
 
    Anasayfa | Haber Kültür  
Derdimiz fikrî ve itikadî
Derdimiz fikrî ve itikadî
02 Eylül 2010 - 16:47:34
Ebubekir Sifil Hoca ferdi ve toplumsal problemlerimiz için tartışılmaz bir çıkış yolu gösteriyor…

Son yıllarda İstanbul’un belkemiği Fatih’te büyük bir vukufiyet, ciddiyet ve titizlik içinde büyük hizmet gören bir eğitim merkezi var: Darül-hikme. Başta Ebubekir Sifil Hoca olmak üzere pek çok değerli âmil âlim, sessiz ve derin bir ‘ihya’ projesinin mihmandarlığını yapıyor. Sadece gerekli konularda gerektiği kadar, ehliyetle konuşulan özel bir eğitim merkezi Darül-hikme. Seminerlerine, makalelerine, ilmi neşirlerine ve Rıhle'ye şöyle bir göz atılması bile ne demek istediğimiz konusunda bir kanaat oluşturmak için yeterli.

 

Ramazan ayı içinde kısa ve özlü bir makalesi yayınlandı Sifil Hoca’nın Darül-hikme’nin internet sitesinde. Sifil Hoca, Ramazan’ın sağladığı ruh ve zihin dinginliği içinde iki ayeti merkeze alarak ferdi ve toplumsal problemlerimizi aşmamızın mümkün olabileceğinden bahsediyordu. Ramazan’ın ruhuna uygun davranamamaktan ve Ramazanımızı hâl edinememekten dem vururken, önerilen ayet-i kerime eksenli çözüm yolu bizi teyakkuza davet ediyor. Yazılanların sırrına vakıf kılınma duasıyla bu usareyi büyük bir şevkle okuyucularımızla paylaşıyoruz:

 

 

Derdimiz fikrî ve itikadî

 

"Müslümanlar olarak maruz bulunduğumuz maddî/somut sıkıntılar yanında derin fikrî ve itikadî problemlerle de yüz yüze bulunduğumuz bir dönemdeyiz. Evet, kıpırdanmalar var; fakat sağlıklı bir yapılanmadan söz etmek hayli zor. Ramazan'ın sağladığı ruh ve zihin dinginliği içinde, iki ayeti merkeze alarak yeniden tefekkür etmeyi deneyelim istiyorum.  

Üzerinde duracağım ayetlerden birisi bireysel, diğeri toplumsal problemlerimizden çıkış yolunu gösterir muhtevada. İlk ayet şöyle:

 

Kim Allah'tan ittika ederse, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a tevekkül ederse, O ona yeter.” (65/et-Talâk, 2)

 

Bireysel sıkıntı ve problemlerin aşılması konusunda bizim için bulunmaz bir rehber olan bu ayeti yakından incelediğimizde karşımıza çıkan hususlar şunlardır: Yüce Allah, kendisinden "ittika" edenlere, içinde bulundukları darlıklardan bir çıkış yolu ihsan edeceğini ve onları, hiç beklemedikleri yerden rızıklandıracağını vadediyor. Burada anahtar kelime "ittika"dır. Türkçe'ye genellikle "Allah'tan korkmak" olarak tercüme edilen "ittika/takva" kelimesinin, "korkmak"tan daha farklı ve geniş bir anlam sahası vardır. Bu kelime, insanın, kendisini Allah Teâlâ’nın korumasına vererek, ahirette kendisine zarar ve elem verecek şeylerden bu dünyada titiz bir şekilde korunması, günahtan kaçınıp, hasenata devam etmesidir. Bu şekilde tarif edilen "ittika/takva" kelimesinin anlattığı özelliklere sahip olabilen kimseler de üç farklı dereceye ayrılırlar:

 

A- Ebedî azaptan korunmak için şirk ve küfürden uzak durarak iman edilmesi gereken hususlara iman etmek.

 

B- Büyük günahlardan kaçınmak, küçük günahlarda ısrarlı olmamak ve farz olan emirleri yerine getirmek.

 

C- Kalbi Allah Teâlâ’dan ve O'nun zikrinden alıkoyacak her şeyi [masivayı] terk ederek, bütün varlığı ile O'na yönelmektir ki, hakiki takva işte budur. Takvanın bu derecesi, peygamberlerin takvasının ulaştığı seviyedir.

 

Sahabe'den Ebû Zerr (r.a)'in naklettiğine göre Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz,

 

Kim Allah'tan ittika ederse, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verirayetini tekrar tekrar okuyarak şöyle buyurmuştur: “Eğer insanlar bunu tutsaydı, kendilerine yeterdi” buyurmuştur. (el-Kurtubî, el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân, XVIII, 106.)

 

İkinci ayet, Elmalılı merhumun, "Sizden iman edip salih ameller işleyenlere Allah şöyle vadetti: Yemin olsun ki, onlardan öncekileri sahip ve hâkim kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzüne mutlaka sahip ve hâkim kılacak ve behemehâl onlara, kendileri için razı olduğu dinlerini kuvvetle icra kudreti verecek ve onları muhakkak korkularının arkasından güvenliğe kavuşturacak..." tarzında meallendirdiği 24/en-Nûr, 55. ayeti.

 

Burada "iman" ve "salih amel" şeklinde iki kavramla ifade buyurulan hususlar, hepimizin günlük konuşmalarda sık sık dile getirdiği veya kitaplarda okuyup geçtiği şekliyle basit ve sıradan şeyler değildir. Karşılığı ahirette kurtuluş ve dünyada hâkimiyet ve dinin icrası olan şeyin elbette zannedildiğinden çok daha önemli olması gerekir. Şüphesiz burada, "sahih iman"dır ve onunla "salih amel" arasında kopmaz bir ilişki vardır. Salih amel ancak sahih imandan neş'et eder; sahih iman da ancak salih amel ile muhafaza edilir. Bu bakımdan –detaylarına burada giremeyeceğimiz kadar– geniş açılımlara sahip olan "sahih iman" ve "salih amel" olmadan Müslümanların Kur'an ve Sünnet'e liyakat kesb etmesini ve tarihteki izzetli günlerine dönmesini beklemek beyhudedir. Bahse konu iki ayetle yakın ilişki içinde bulunan diğer ayet-i kerimeler, Efendimiz (s.a.v)'in beyanları ve ulemanın tesbitleri için mutlaka tefsir kitaplarına başvurulmalıdır.”

 

 

Sözsüz ve kelimesiz anlaşıncaya dek…

 

Sifil Hoca’nın sözlerine elbetteki ilave gerekmiyor. Fakat konunun öneminin iki merkez nokta üzerine oturtularak, sarahatle ortaya konması ölgün ruhumuzu harekete geçiriyor adeta. Önce ferden ferda Allahımıza “ittika” etmenin, maddi manevi problemlerimizden sıyrılmak için tek geçerli ve kalıcı yol olduğunun ‘şahsen’ şuuruna ermemiz gerekiyor. Efendimiz s.a.v. birinci ayeti kerimeyi defalarca okuyarak bizim gafilliğimize ve idraksizliğimize işaret buyururken, kendi kendimize yetememe fasit dairesinin teşekkül sebebini de resmediyor. Allah’a ittika etmeye yanaşmıyoruz. “Kendimizi Allah Teâlâ’nın korumasına vererek, ahirette bize zarar ve elem verecek şeylerden bu dünyada titiz bir şekilde korunmayı, günahtan kaçınıp, hasenata devam etmeyi” bir türlü başaramıyoruz. Umulmadık çıkış yollarına, beklenmedik rızıklara gark olamıyoruz dolayısıyla. Rızkı Rezzak’tan alıp kulluğu, içimizdeki ve dışımızdaki ‘başkaları’na yöneltiyoruz. Fertten topluma geçimsiz engellerin kaynağı olan düşünce yapımızı değiştirip mütemadiyen kuvvetlendirmediğimiz için sahih imandan doğan “karşılığı ahirette kurtuluş ve dünyada hâkimiyet ve dinin icrası olan” salih ameller üretemiyoruz.

 

Allah’ın, benim hayrımı benden iyi bildiği, hesap ettiği ve karşılıksız kolaylaştırdığına aşkla, minnetle güvenip, neticesinin hak olacağına sonsuz derecede inanarak bütün insanlık namına çağlar ötesi geçerli ve kalıcı amellere vücut verebilmenin sırrı, -Sifil Hoca tevazuan hazf etse de-  bunu başarabilmiş örnek insanların kalp rahleleri önünde boyun bükmekten geçiyor muhakkak.

 

Bunun için Yüce Yaratıcı Rahman ve Rahim. Bunun için Allahımızın iki eli de sağ el!

 

 

Elif Bilge Ceylan

HaberKültür.Net

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
 Ahmet Ar / SAÇ AYAĞI...
 Benimkisi yorum değil düzeltme olacak: "iki saç ayağına indirilek sarahatte..." denmez. Çünkü "saç ayağı" üç ayaklıdır. Elif Hanım'a bu ve bütün güzel yazıları için teşekkür ediyoruz.
04 Eylül 2010 - 14:08:33


     Haber Kültür kategorisine ait diğer haberler
 10:11  Doğdu Hakk'ın Güneşi
 10:09  Karagöz 18 Ölü Hürlük
 10:05  Eğitimciler Yazarları Keşfetti
 10:26  Maraş hasbi sanatın damarı
 13:45  Kubbealtı emin yer
 13:44  Büyük Naşit Özcan anılıyor
 17:23  Sızı’lar dile geldi
 17:01  Yazmaya Başladılar
 16:59  Ay Vakti beklenir
 15:50  Kudüs 2015 iyi fikir!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Gariplerin Kitabı bir klasik
     ÖZEL HABER
Anadolu’da Bir Gönül Efendisi
     ÖZEL RÖPORTAJ
Kutuz Hoca’nın ardından…
     KİTAP KÜLTÜR
Aşk öldürür
     DERGİ KÜLTÜR
Kış mü’minin baharıdır
     Videolardan
Zikir
Neşet Ertaş
Erkan OĞUR
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat