Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Söyleşi Kültür  
Büyük Ağalar Mahsun’u niye sevsin ki?
Büyük Ağalar Mahsun’u niye sevsin ki?
06 Kasım 2010 - 21:55:43
Ali Murat Güven, Mahsun Kırmızıgül’ün sinema sektörünün ağababaları tarafından neden sevilmediğini açıklıyor…
 
Yeni Şafak’ın sinema yazarı Ali Murat Güven, New York’ta Beş Minare filmini on5yirmi5’e değerlendirmiş. Yarın Yeni şafak’taki köşesinde film ile ilgili değerlendirmelerini okuyacağımız Güven, ‘sinema sektörünün ağababaları’nın Kırmızıgül’ü sevmemeleri için üç temel sebebe işaret koymuş. İşaret sahibini ve esas duruşunu hiç bozmayan New York’ta Beş Minare yönetmenini muhabbetle destekliyor ve söyleşiyi paylaşıyoruz:
 
Jakobenler, onun kendilerine yapıtlarıyla ruhsal mastürbasyon yapma fırsatı tanımamasına illet oluyorlar.
 
Mahsun Kırmızıgül, 2007’den itibaren benzersiz bir coşkuyla yöneldiği yönetmenlik mesleğinde son derece istikrarlı bir ilerleme kaydederek, üçüncü çalışması “New York’ta Beş Minare” ile bana göre esaslı bir sıçrama daha yaptı. Bu film, ufak tefek senaryo aksamalarını millî felaket boyutunda değerlendirmezsek, genel anlamda “olmuş” bir filmdir. Fakat malum yapıtın gösterime girdiği ilk gün itibarıyla şunu lütfen peşinen bir kenara yazın lütfen: Sinema yazarlarının ve sektörün ezici bir çoğunluğu, Mahsun Kırmızıgül’ü üçüncü yönetmenlik denemesinde de desteklemeyecek; tam aksine alay edip yerden yere vuracaktır. Çünkü:
 
1-Mahsun Kırmızıgül, Zaza-Kürt asıllı bir sanatçı olmasına rağmen, gerek müzisyenlik yaptığı dönemlerde, gerekse yönetmenliğe geçtiği son yıllarda her vesileyle Türkiye’nin (bütün etnik unsurlarıyla birlikte) birliği ve bütünlüğünü savundu, savunuyor. Bu barışçıl ve kuşatıcı yaklaşımı da ondan tıpkı Yılmaz Güney gibi “ayrılıkçı bir Kürt sineması” üretmesini bekleyen çevrelerin tüylerini diken diken etmektedir.
 
2- Mahsun Kırmızıgül, bir Zaza-Kürt ve sistem içinde de etkili bir sinemacı; fakat her ne hikmetse türdeşleri gibi “ateist” değil… Gerek ses sanatçısı gerekse sinemacı olarak ortaya koyduğu hemen her yapıtını Allah inancına, İslâm’a yönelik güçlü göndermelerle donattı, donatıyor. O yüzden, kendisinden bir tür “yeni jenerasyon Yılmaz Güney” olmasını bekleyenler, hem yurtseverliği, hem de dindarlığı nedeniyle Mahsun’un adının üzerini çoktan çizmiş durumdalar…

3- Mahsun Kırmızıgül, gerek Marksist-Kürtçü bakışa prim vermeyen ılımlı siyasal görüşleri, gerekse gizlemeye gerek duymadığı dinsel inancı nedeniyle ilk filminden bu yana sinema sektöründe alerji kaynağı olurken, bu duruşundan hiç ödün vermemesi, sistemin yürütüp yönlendiricileri ve kanaat önderleri karşısında asla nedamet getirmemesi de ona yönelik alerjiyi her geçen gün biraz daha artırıyor. Sözgelimi, “New York’ta Beş Minare”nin galasını tek tek kendisi tarafından belirlenen 200 konukla sınırlı olarak düzenlemesi, bu konudaki öfke ve cinneti zirve noktaya çıkardı. Jakobenler, onun kendilerine yapıtlarıyla ruhsal mastürbasyon yapma fırsatı tanımamasına illet oluyorlar.

Bu adam, yukarıda da andığım üç temel niteliği, yani yurtseverliği, dindarlığı ve geri adım atmayan kişiliği nedeniyle ağzıyla kuş tutsa sinema çevrelerinin ekseriyeti tarafından daha uzunca bir süre sevilip benimsenmeyecektir. Çünkü sektörün köşe başları, Türkiye’den bazen açıkça bazen de içten içe nefret eden hainlerin, dönmelerin, Sabataycıların ve ateistlerin elinde… Torna makinesinin ürettiği kalıba hiç uymayan, üstüne üstlük derisi de esmer olan böyle bir “çıkıntı adam”a kanlarının son damlasına kadar karşı duracaklar. Fakat, elbette ki benim gibi öteden beri mazlumların, dışlananların yanında olan, olaylara deri rengi ya da cukkasının kalınlığına göre değil ortaya koyduğu ürünlere göre bakan az sayıdaki bazı sinema yazarları da aynı kararlılıkla Mahsun’un yanında olacak.

Kendisini Türk sineması adına 2000’lerin en önemli kazanımlarından biri olarak görüyorum, yolu her zaman açık ve aydınlık olsun. Son filmini de büyük ölçüde beğendim, görüşlerimi 7 Kasım Pazar günü Yeni Şafak’taki sinema sayfamda uzun uzadıya yazacağım. Daha iyisini yapabilecek olan birileri varsa, çıksın ortaya yapsın, onu da yüceltelim.”
 

 

Ali Murat Güven, ne güzel özetlemiş: Kürtçü değil, Ateist değil, Marksist değil; Büyük Ağalar Mahsun’u niye sevsin ki?
 
 
M.Gökhan Gürel
 
Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
 burak / Ne söylenir
 Mahsun Kırmızıgül ileride iyi bir sinemacı olabilir, ama bu iyi bir film değil.Aksiyon sahneleri koymak,ünlü oyuncuları oynatmak filminizin iyi olacağı anlamına gelmiyor.Mahsun KIRMIZIGÜL'ün öncelikle islam tarihini,İslam kültür tarihini,düşünce tarihini öğrenmesi gerekir.Basit göndermeler yaparak insanları aklamak ya da kötülemek doğru mudur?Birikimsiz ve alt yapısız yaptım oldu demekle ne kaliteli sinema yapılır, ne de kalıcı olunur.Evet saygı duyulmalıdır.Ama kötüye kötü iyiye iyi demek gerekir.
13 Kasım 2010 - 23:52:02

 muzaffer / ojectif olmak buna denir
 size sonsuz teşekkürler yorumunuz çok güzel ve isabetli sinemanın da tez zanmanda tekelden cıkması gerekmektedir . selamlar
09 Kasım 2010 - 19:25:23


     Söyleşi Kültür kategorisine ait diğer haberler
 12:22  Orhan Okay ile çok özel!
 07:10  Ataistler İçin Din gündemde
 15:07  13. kitabım hazır
 13:09  Önce vapur orucuyla başladım
 13:38  Ahmet Cemil olmak istemezdim
 11:09  Her şey yetimler için
 12:39  Sanat Kalbe Haredir
 08:56  Kendimi öğrenci gibi görüyorum
 10:18  Rejimler ölüyor
 14:07  O bir hayal mühendisi!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Hangi Meşhurlar Üsküdarlı?
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat