Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Hayat Kültür  
İyi ki o gün Kudüs’te değildim!
İyi ki o gün Kudüs’te değildim!
13 Aralık 2010 - 08:59:12
Zeki Bulduk, unuta unuta tertemiz bir Hazreti Meryem’i anlatıyor...
Zeki Bulduk Yeni Dünya Dergisi'nde ‘Dünyadan geçmiş ise Meryem, bana da O’nun sürgün edildiği dünyada yaşamanın şerefi kalsın!’ diye diye Hz.Meryem’in kutlu yolculğunu anlatmış….
 
Rilke, yazmak için “unutmamız” daha sonra “aklımızda kalanı da unutmamız”, uzunca bir süre bekleyip tertemiz bir zihinle yazmamız gerektiğini yazmıştı bir zamanlar. İsa’nın annesini yazmak için öncelikle unutmam gerekli olanları yazmalıyım sanırım: Babası kayayı bir vuruşta kesen bıçağı İsmail’in boynuna dayadığında ne babada ne de oğulda bir gram korku, bir anlık şüphe vardı. Adanmışlık, adağına sadık kalmak bu olsa gerekti. Hz meryem Kudüs’ü terk ederken de Kudüs’e dönerken de göklerden gelen haberin yanında Rabbinin koruyuculuğunu an be an hissediyordu. İsmail’in korkusuzluğu, İbrahim’in şeksiz şüphesiz imanı; Meryem’in iliklerine kadar duyduğu iki melekesi olup ölene kadar yanında yürümüşlerdi… Unutmaya çalışıyorum: "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir)." Hz isa, bu sözleri daha ana kucağında iken ve “kördürler, sağırdırlar,anlamazlar” denilecek bir güruha o bebek sesiyle söylemişti ilkin. Anası ise oğlunun konuştuğunu bilmiyordu daha. Elleri titremeden o konuşan bebeği kucağında sımsıkı Rabbinin delili olarak, iffetinin teminatı olarak bastı bağrına.
Kudüs’ü de unutmalıyım:
Aisisili Françeskko kahverengi cübbesi ve beline kavrayan ipin tüm dünyayı hiçe sayan eskimişliğinde ve yıpranmışlığında gözleri birer inci parlaklığında Selahaddin-i Eyyubi’nin karşısına çıkıp İsa nebiden bahis açacağı sırada… Belki Kudüs Fatihi, karşısında duran hırpani keşişin dünyadan el etek çekmiş ama Kudüs önlerine kadar gelmesine sebep olan inancı yakaladı o inci gibi parlayan gözlerde: “Doğduğu güne, öldüğü güne ve yeniden diriltileceği güne selam eden” nebinin ayak bastığı topraklara yüzünü sürme isteği… Sahi, Aisisili Françesko, Hz Meryem’in İsa Efendimizi kucağına alıp Kudüs’e geldiği gün karşılayanlar arasında olsaydı aceba o da diğerleri gibi: “Sen ne yaptın Meryem?!” diye kötücül bakışlarla mı süzerdi iffeti cümlemizin günahlarını silecek kadar temiz olan kadını; bilemem. Çöle yazı yazılmaz bir de suya. Ama, çölün ve suyun hafızası insanın hafızasından daha kuvvetlidir derler: Adına sûre inen tek kadın olduğunu unutsam da; Babasız çocuk doğuran iffetli kadın olduğunu uzaktan uzağa bilenlerden olsam da; Süleyman Mabedi’ne adanan ilk kadın diye tarihe geçse de; Oğlunun peygamber olacağını daha doğmadan öğrenen kadının omuzlarına çöken ağırlığı anlayamasam da; Peygamberler ve hahamlar arasından geçip mucizeye dokunan o kadının gelmiş geçmiş kadınlar içerisinde nurani güzellikte bir sureti olduğunu işitmiş olsam da; Ayaklarını öpmek için suyun çölden yol bulup geldiği ikinci ve son kadın olduğunu söylese de Sina dağı eteklerindeki çobanlar; Cebraille yüzyüze gelen bir kadının gözlerin nasıl parladığını görmek istesem de; Oruçlarını gökten inen meyvelerle açan o kadını unutmak için hafızama kezzap döksem de; O, söz orucudur sözün bittiği yerde. Kelimler kifayetsizdir, cümlesine sığınan yazarların acziyetinde donar kalır zihnim. Yine de unutmalıyım:
İyi ki o gün Kudüs’te değildim
Mesih diye beklenen, geldiğinde ise dini de ataerkilliğe kurban etmek için fetva arayanların arasındaki furkan olduğunu. Oğlu kendinden önce alınan kadın olduğunu. Ve acısını bağrına basıp; Rabbine, imanlı bir hayat nasip ettiği için dua ettiğini… Peygambere, alnında dikenli taç taşıyan oğluna risalet gelmeden imanını ayan eden kadını unutmanın zehrine karışırken aklım... Taş değil, toprak değil, ağaç değil, gözü yaşlı bir kadın hiç değil; bin erkeğin gidemediği ölüm yoluna bir başına giden kadını unut unutabilirsen! Meryem… denildi mi; sözlükler ‘bir kadın ismi’ derken lâl olur. Lakin dünyadan geçmiş ise Meryem, bana da O’nun sürgün edildiği dünyada yaşamanın şerefi kalsın! Tüm unuttuklarım, hatırladıklarım, kurguladıklarımın dışında Meryem Anamdır. Ebem Kadın’ın dua ederken: “Allahım bu el benim elim değil; Meryem Anamın, Hatice Anamın elidir…” dediği kadındır. Onun elinin değdiği kundakta, kurumuş hurma ağacı da, yaslandığı asası da, duvarlarına dokunduğu Süleyman Mabedi de… hakikate dokunmakla şereflenmişken… Ve insanlar “babasız çocuk doğuran bir kadını” kör gözleriyle suçlayıp, sağır kulaklarıyla dinler, azmış dilleriyle lekelemek isterlerken; iyi ki o gün Kudüs’te değildim. İyi ki o gün Kudüs’te değildim; adanmış bir kadının tüm haşmetiyle şehre kucağında bir bebekle girdiğini görüpte aklın kibrine kurban olanlardan olabillirdim! O mucizevi günden yaklaşık kırk yıl sonra da o şehirde olmak istemezdim; zira insan unutkandır! Bebek iken “beklenen” olduğunu izhar eden masum peygamberi katletmek için yollara düşenler kimi öldürmek için yola çıkanlar çoktan unutmuşlardı Lazarusu uyandıran ve ana kucağında iken ayetleri zikredeni… Hepsini unutuyorum! Evet, güneş doğduğunda hepsini unutuyorum. Arabaya bindiğimde, bir haber okurken, ders anlatırken, dostlarımla konuşurken, bir kitabın içine akarken gönlüm… Ama, nisyanımla an be an ölüme doğru yürürken ölümlü bir kul olarak; Beytlehem’den yola çıkan o kız çocuğunun dünyayı temelinden değiştirecek adımlar atarken ne kadar korkusuz olduğunu unutmam kainatın bilincine saplanan o kız çocuğunun gözyaşlarını asla silmiyor.
Meryem; gözyaşı dünyayı sele veren iffetten gayrı ne ola ki?!..
Hem oğlunun hem de Meryem Anamın “doğduğu güne, öldüğü güne ve yeniden diriltilecekleri güne and olsun ki” o’nu düşünürken insan; yazarkense acizim. Bildiğim şu ki: Kudüs-ü Şerif’e ordular yürüdü. Şanlı komutanlar, azgın terör birlikleri, peygamberler, merkep üzerinde İsa efendim, deve yularını tutup Ömer Efendim, şarkın en sevgili komutanı Selahaddin-i Eyyubi… Kimse Hz Meryem gibi yürümedi o şehre giderken; ardında göklerin ordusu olduğunu bilmeden bir şehre varmıştı kız çocuğu; ardında göklerin ordusuyla çıktı şehirden ve dönüşünde kalbi ellerindeydi. Onun kalbi İsa idi ve o gün o kalp dünyanın en güçlü nesnesiydi. Meryem, kalbini adayan kız idi. Unutmak, kalbini unutana mahsustur gayrı!
Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Hayat Kültür kategorisine ait diğer haberler
 21:30  Çağları Aşan Bir Veli
 08:27  Said Havva büyük alimdi
 22:18  Sütçü İmam'ı nasıl bilirsiniz?
 17:31  O Kalemdar'dı!
 13:53  Mutlu aşk vardır!
 07:19  Bir Kur’an aşığı daha sırlandı
 12:23  Akif önce kuldu
 13:12  Budizmden İslam’a gelen can
 09:31  Her öyküsü beni ağlatmıştır
 11:56  Aradığın ben değilim!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Hangi Meşhurlar Üsküdarlı?
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat