Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Hayat Kültür  
Elalem ne der?
Elalem ne der?
31 Aralık 2010 - 02:28:57
Mahalle baskısı, toplum yargısı gibi kavramlarla tehdit unsuru olarak gösterilen "elalem", ensar - muhacir ilişkisiyle yerle bir edilmiş bir kavramdır.

Elalem diye telaffuz ettiğimiz bir kelime var. Eşi dostu bir miktar kenara iterek, bizi tanıyan ama bize uzak olan insanları anlatırken kullandığımız bu kelime sinsi, soğuk, acımasız ve sürekli dedikodu yapan bir güruhun lanetli nefesini taşıyor üzerinde.

Mahallenin genç, orta yaşlı ve ihtiyar kadınlarını, kahvede oturan amcaları, sokak sokak dolaşan avare gençleri… Bizim adımızı ya bilen ya bilmeyen ama muhakkak bizi biraz gören insanlar: elalem.

El olan, uzak olan, yitik olan alem.

Günümüzde idraklerimize zehir enfekte etmeye ant etmiş bir nice iletişim aracı tarafından iğrenç bir oyunun arsız oyuncuları gibi gösterilen bu insanlar, bizim içinde geliştiğimiz çevredir. Ve yine aynı iletişim araçları o insanları umursanmaması gereken birer boş figür olarak değerlendirmekte, çevresini takmayan, hayata meydan okuyan(!) fertleri kutsal ilan etmektedir.

Elalemden uzak kalmak günümüzde hürriyetin, asaletin ve olmuşluğun bir nişanesidir. “Elalem”in hislerini “mahalle baskısı”, “toplum yargısı” gibi kavramlarla ifade edip vicdanlarda “çevre”ye dair bir kalbi itiraz noktası oluşturmayı hedefleyen bu anlayışı ben derin bir tehdit olarak algılıyorum.

Artık öğretmenler öğrencilerine hayata dair başarının temel noktasının insanların ne dediğini düşünmeden yoluna devam etmek olacağını öğretiyor. Anneler çocuklarına mahalledeki teyzelerin ne dediğinin önemli olmadığını söylüyor. Diziler, filmler, programlar hep ama hep kafanın dikine gitmeyi, kimseyi umursamadan yol almayı, umursamazca yaşamayı telkin ediyor.

Herkesi memnun edecek bir insan olmak imkansız olduğu kadar sakıncalıdır da. Bunu kabul ediyorum. Ve herkesin söylediğini dert edersek hayatın bir gayya kuyusuna döneceğini de biliyorum. Elalemin ağzının torba olmadığının da fakındayım. Ama “elalem”i tamamen bir kenara bırakmanın çok daha yanlış olduğunu düşünüyorum.

Hatadan asla beri olmayan insanın çevresinde bazı yargı organlarının olması muhteşem bir şey bence. İnsan seyyiata meyledecek olduğunda vicdanında bir kandil gibi beliriveren o “elalem yargısı” onu seyyiattan men edip hasenata teşvik edecekse o yargı süreci enfes bir sistemdir.

Padişahın Cuma selamlığında “Mağrur olma padişahım senden büyük Allah var.” diye bağıran grup tam olarak bu “elalem”i temsil etmektedir. Hz Ömer’e her gün gelip: “Ölüm var ya Ömer!” diyen adam da, İbrahim Ethem Hazretlerinin damında deve arayan da bu cümledendir.

O elalem, bizim en önemli kültür motiflerimizden biridir. Bir kişi üç vakit namaza gelmese cemaat toplanıp o kişinin evine gider, bir şey mi oldu diye. Bu ne mükemmel bir “elalem”dir. Tüm hayatı içi içe, burun buruna yaşamak; düğün, sünnet, amin alayı, ölüm, zulüm, felaket… Her şeyde ama her şeyde yan yana omuz omuza olmak ne asil bir beraberlik.

Elalem, ensar-muhacirin ilişkisinde yerle bir edilmiş bir kavramdır. Ve biz elalemin ne diyeceğini umursadığımız kadar köklerimizle rabıtalıyızdır.

Artık kimse kimsenin başına gelen felaketi umursamıyor. Ölümler sıradan, zulümler sıradan, yalnızlıklar sıradan oldu artık. Bir kişi günler günler sonra evinde ölü bulunabiliyor. Mahalleli onun yokluğunu hissettiği için değil evden pis kokular yükseldiği için haber veriyor polise.

Elalemi sildikçe kendimiz de silikleşiyoruz farkında mısınız?

Bu gidişle modern insan, tabutunu omuzlayacak dört adamı ölmeden evvel parayla tutacak ve yalnızlığıyla ölüp yalnızlığına gömülecektir.

 

Ahmed PAK

HaberKültür.Net

 
Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Hayat Kültür kategorisine ait diğer haberler
 21:30  Çağları Aşan Bir Veli
 08:27  Said Havva büyük alimdi
 22:18  Sütçü İmam'ı nasıl bilirsiniz?
 17:31  O Kalemdar'dı!
 13:53  Mutlu aşk vardır!
 07:19  Bir Kur’an aşığı daha sırlandı
 12:23  Akif önce kuldu
 13:12  Budizmden İslam’a gelen can
 09:31  Her öyküsü beni ağlatmıştır
 11:56  Aradığın ben değilim!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Hangi Meşhurlar Üsküdarlı?
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat