Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Hayat Kültür  
Mübalagacı nâsir hakkını istiyor!
Mübalagacı nâsir hakkını istiyor!
02 Nisan 2011 - 07:05:37
Mustafa Özçelik, Bir imparatorluk seyyahını anlatıyor…
Mustafa Özçelik, Bir imparatorluk Seyyahını anlatıyor…
 
Bir imparatorluk Seyyahı
 
Cumhuriyet nesilleri, tarihi büyüklerimizi tanıma konusunda büyük bir talihsizlik yaşadılar. Büyüklerimiz ya yok sayıldı ya da “yanlış” yahut “eksik” tanıtıldı. Mesela Yunus Emre’yi “halk şairi”, Nasreddin Hoca’yı “komik adam” olarak öğrendik biz. Durum böyle olunca onlar çok da ilgimiz çekmedi. Bu durum Evliya Çelebi için de böyle oldu. O da bize “maceraperest bir seyyah” ve “mübalağacı bir nasir” olarak gösterildi. Bundan dolayı, bugüne kadar, hakkında dört başı mamur bir biyografi bile yazamadık. Yakın zamanlara kadar eserinin sağlam bir baskısından mahrum kaldık. Neyse ki, Avrupa Konseyi geçtiğimiz yıl, Evliya Çelebi’yi “21. Yüzyılda İnsanlığa Yön Veren En Önemli 20 Kişiden Biri” ilan etti. UNESCO ise doğumunun 400. yılı olan 2011 yılını “Evliya Çelebi Yılı” olarak kabul etti de biz de bu iki gelişme üzerine Evliya Çelebi üzerinde şimdilik çok yetersiz olsa da yeniden düşünmeye, hakkında yazılar yazmaya, sempozyumlar, yarışmalar düzenlemeye başladık. Oysa Evliya Çelebi, “bir imparatorluk seyyahı” olarak yaklaşık elli yıl boyunca gezerek bize çok zengin bir hazine bıraktı. Umarız bu hazinenin değerini biliriz ve bundan sonra kendisi ve eseri hakkında yapacağımız çalışmalarla bu hazineyi bugüne taşımayı başarırız.
 
Seyahatname
 
Evliya Çelebi, edebiyatımızda seyahatname türünde bir ilki teşkil eder. Zira, onun eserine kadar Zira bu esere kadar tam anlamıyla seyahatname denilecek bir eserimiz yoktur. Bu türdeki ilk eserlerimiz tercüme eserlerdir. Klasik Osmanlı devrinin bugüne kadar bilinen ilk seyahatnamesi Seydi Ali Reisin “Miratül Memalik” adlı eseridir. Daha sonra Tokatlı Tacir Ahmet bin İbrahim’in “Acayibül Hindistan”, kimi özellikleriyle bir seyahatname sayılabilecek olan Katip Çelebi’nin “Cihannüma”sı vardır. İşte Evliya Çelebi’nin eseri, Orhan Şaik Gökyay’ın da belirttiği gibi “seyahatname” adını hak eden ve doğu ve batı kültürlerinde yazılmış en ünlü seyahatnamelerle boy ölçüşecek nitelikte ilk eserdir.
 
Nedir seyahatnameyi, bu denli önemli kılan?
 
Doğrusu bu sorunun cevabını böylesi sınırlı bir yazıda verebilmek oldukça zor. Ancak bir kaç yönüne temas edilebilir Eserinin adı seyahatname olduğuna göre bu eseri her şeyden önce “seyahat edebiyatı” kategorisi içinde incelemek ve bir seyahatname, bir gezi kitabı saymak gerekir. Fakat Robert Dankoff’un da dediği gibi içeriğine bakıldığında bu eserin doğrudan doğruya bir yolculuk eseri olmadığı görülecektir. Dankoff’u böyle düşündüren sebep ise; eserin çok değişik başlıklar altında incelenebilecek geniş ve zengin muhtevasıdır. Bu muhtevada tarihten coğrafyaya; mimarlıktan musikiye, filolojiden teolojiye….hemen her alanda malumat vardır. Bu başlıklar, evliya menkıbelerinden mitolojik olaylara; yemek kültüründen halkın giyim tarzlarına, geçim kaynaklarına, mesleklerine…..kadar uzanır. Bütün bunlar bir arda düşünüldüğünde bu esere asıl özelliğinden dolayı her ne kadar seyahatname denilse bile onu zaman zaman bir tarih, bir coğrafya, bir dil, bir folklor, bir biyografi….eseri olarak görmek gerekir. Bu da onu bir anlamda maddeler halinde yazılmasa bile bir ansiklopedik eser niteliğine büründürür ki eserin türsel anlamda asıl zenginliği işte bu yanıdır. Seyahatname, işte bütün bu özellikleriyle tarih, şehir monografisi, biyografi, tezkire, menakıpname, letaifname, vb. özellikleri taşıyan anıt bir eser olarak karşımıza çıkar.
 
Otobiyografik bir eser
 
Seyahatname, aynı zamanda otobiyografik bir eserdir. Eserin asıl kahramanı olarak Evliya Çelebi; ailesinin geçmişinden başlayarak kendi hayat hikâyesini samimi bir dille anlatır. Yazar, bütün zaafları, korkuları, sevinçleri, hayalleri ve bir başkasının itiraf etmekten çekineceği özel bilgileri vermekten çekinmez. Söyle söylersem “yanlış anlaşılırım” korkusunu taşımaz. Bu yüzden bu eseri okurken J.J.Rousseau'nun “İtiraflar”ını hatırlamamak mümkün değildir. Üstelik bu yalın ve samimi itiraflar ve kişisel bilgiler, başkaları için de verilir. Mesela velinimeti olan Melek Ahmed Paşa gibi serdarların bile kusurlarını büyük incelikle açığa vurmaktan çekinmez. Devrinin pek çok olayını ve bu olayların kahramanlarını yine aynı incelikle eleştirir. Bu yüzden Seyahatname, 17. yüz yılın “aynası” bir eser olarak da dikkat çeker. Yani hem şahsının hem de devrinin bir aynasıdır Seyahatname…Keşke her yüzyılda böyle bir eser yazılabilseydi o zaman bütün bir Osmanlı tarihini daha nesnel, daha detaylı, üstelik daha renkli tanıma imkanı bulabilseydik. Çünkü; Evliya Çelebi’nin gözlemleyerek bize aktardıkları, ait olduğu dönemin kronik tarih yazarlarından daha ayrıntılı ve canlı bilgiler sunmaktadır.
 
Bir tahkiye eseri olarak Seyahatname
 
Seyahatname’yi eline alanlar, kendilerini sürükleyici bir maceranın yahut olaylar dizisinin içinde bulacaklardır kendilerini..Klasik hikaye ve roman türlerinin giriş, gelişme, sonuç bölümlerinin çok ustaca düzenlendiği, okurun merak duygusunun doruğa çıkartıldığı bir eser olarak görebileceğimiz Seyahatname, sağlam olay kurgusu ve fantastik anlatımıyla da dikkati çeker. Bu fantastik anlatım evliya menkıbeleriyle, efsanevi olaylarla, eşkıya hikayeleriyle ve tabi ki yazarın abartılı anlatımıyla verilir. Böylece okur kimi zaman tahta kılıcıyla bin bir başlı ejderha ile savaşan bir dervişle, kimi zaman aklın alamayacağı baskın ve savaş olaylarının kahramanlarıyla karşılaşır. Çelebi, bu anlatımında Macera kahramanlarını da, portre ve karakter bakımından roman kişileri gibi canlandırır. Çevre tasvirlerine, ruh tahlillerine yer verir. Öyle ki kimi zaman da kendinizi bir film karşısında bulursunuz. Çünkü anlatım bir o kadar canlı ve heyecanlıdır.
 
Dili ve üslubu
 
Seyahatname’nin en az konusu kadar önemli yanı dili ve üslubudur. Klasik edebiyatımızın nesir geleneği içinde değerlendirilebilecek bu eser, devrine göre sade bir dille kaleme alınmış, tamamen konuşma dili ile yazılmıştır. Evliya Çelebi, bunu yaparken konuşma dilinde olmayan kelimeleri kullanmamış, böylece eserinin her seviyedeki insan tarafından okunabilirliğini sağlamıştır. Yine konuşma dilindeki bazı sentaks ve gramer kurallarının dışına çıkmaktan da çekinmemesi esere çok özel bir nitelik kazandırmıştır. Bunlara ilave olarak eserde görülen.canlı tasvirler, orijinal benzetmeler, anlatılanlara büyük bir renk katmıştır. Mübalağalı ve mizahi anlatımın kolay okunurluğu sağladığını da bunlara eklemek gerekir. Hatta bu yüzden anlatılanların bir masal havasına büründüğü görülür. Yer yer şiirlerle süslenmesi ise eserin bir başka özelliği olarak karşımıza çıkar.
 
Şehir her şeydir
 
Burada Evliya Çelebi’nin maceraperest bir seyyah değil bir imparatorluk seyyahı olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Çünkü, bir şehrin ruhunu okumak, her ayrıntısını görebilmek ve gördüklerini aynı şekilde anlatabilmek hem bir bilgi hem de bir bilinç işidir. İşte Çelebi’de bunu görüyoruz. O bir şehre giderken yazılı ve sözlü kaynaklardan ön bilgiler edinir. Bu yüzden şehre girdiğinde onunla bir ön tanışmayı gerçekleştirmiş biri olarak girer. Bu durum, ona şehrin şifrelerini çözmede büyük kolaylık sağlar. Çünkü şehir ona ruhunu açmıştır artık. Evliya Çelebi için bir şehir, her şeyiyle bir şehirdir. Kalesi, camileri, dergâhları, kiliseleri değirmenleri, imaretleri, mektepleri, çeşmeleri, sebilhaneleri, hanları, hamamları, köprüleri ile tam bir şehir fotoğrafı buluruz onda. Tabi bununla da yetinmez. Şehrin asıl unsuru olan insanlar ve onlarla ilgili her şey hakkında bilgi verilir. Dilleri, dinleri, kıyafetleri, yiyecek, içecek kültürleri, alışkanlıkları, mizaçları, yetiştirdikleri bilginler, kahramanlar, ermiş ve dervişler….eserde yer alır. Yine şehirlerin dağları, nehirleri, bitki örtüsü gibi özellikler de ihmal edilmez. Dolayısıyla Seyahatname, şehrin ruhunu, mekanın ve zamanın dilini kavramış bir yazarın eseri olarak karşımıza çıkar. Evliya Çelebi’yi bu yüzden bir “şehir tarihçisi” olarak da görebiliriz. Eseri de işte bu yüzden sunduğu bu çok zengin malzeme ile bir çok bilimsel, edebi, tarihi, folklorik araştırmaya kaynak olabilecek bir özellik taşır.
 
Eserin coğrafyası
 
Evliya Çelebi, eserinin son cildinde “İhtimam-ı Seyahatname-i Küstahane” başlığı altında anlatımındaki çeşitliliğe de vurgu yaparak şöyle der: “Mısır’da derviş hırkaları gibi renk renk olan perişan evrakımız burada tamam oldu.” Ardından da şunu ekler. “Seyahat edeli elli bir sene olmuş idi.” Evliya Çelebi, işte bu yarım asırlık süre içinde yine kendi ifadesiyle “yedi iklim, dört bucak”ı gezer.Onun gezdiği coğrafya, kıta olarak Asya, Afrika ve Avrupa’yı kapsar. Bu üç kıtada neredeyse görmediği hiçbir yer kalmaz. Doğup büyüdüğü İstanbul’dan başlayarak-ki o zaman 19 yaşındadır-Bursa ve İzmit’le devam eden yolculuğu Doğudan Erzurum’a Batıdan Edirne’ye, Kuzeyden Trabzon’a güneyden Antalya’ya kadar uzanır. Öyle ki bugün Anadolu coğrafyasında herhangi bir şehirde yaşayanlar, yaşadıkları şehrin dün’ü hakkında malumat vermek istediklerinde söze mutlaka Evliya Çelebi ile başlarlar. Asıl mekân Anadolu gibidir ama Çelebi’nin yolculukları bu coğrafyayı çoktan aşmıştır. Kafkaslar, Ortadoğu, Mısır, Sudan, Habeşistan, Balkanlar, Almanya, Avusturya ve Macaristan’a kadar uzanan çok geniş bir coğrafya, onun kalemiyle tarihe mal olmuştur.
 
Sözün sonu
 
Evliya Çelebi, eserinin biraz önce aktardığımız bölümünde kitabının tamam olduğunu söylüyordu. O bölümün sonunda ise anlatılanların bitmeyeceğini ifade eden şöyle bir dörtlük yer almaktadır:
 
Bihamdillah ki bu evrak-ı defter / Tamam yazılıp kalmadı ebter / Nihayet yoğ iken böyle bir kelama / İrişti hatm ile ahir tamam
 
Biz de diyoruz ki, Evliya Çelebi ve eseri bahsinde söz bitmez. En iyisi, kadri bilinmemiş bu eserle tanışalım. Sayfaları arasında dolaşarak o gezi heyecanını biz de yaşayalım. Ama daha önemlisi, bu eser sayesinde bir medeniyetin ne manaya geldiğini daha iyi idrak edelim. Biliyoruz ki, altı asırlık Osmanlı tarihi, bize neredeyse sadece savaşlardan ibaret bir tarih olarak öğretildi. Seyahatname’yi okuyalım ki hadisenin bundan ibaret olmadığını görelim.Tabi bu arada bize bu imkânı verecek olan eserin müellifine bir fatiha göndermeyi da unutmayalım.
 
Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Hayat Kültür kategorisine ait diğer haberler
 21:30  Çağları Aşan Bir Veli
 08:27  Said Havva büyük alimdi
 22:18  Sütçü İmam'ı nasıl bilirsiniz?
 17:31  O Kalemdar'dı!
 13:53  Mutlu aşk vardır!
 07:19  Bir Kur’an aşığı daha sırlandı
 12:23  Akif önce kuldu
 13:12  Budizmden İslam’a gelen can
 09:31  Her öyküsü beni ağlatmıştır
 11:56  Aradığın ben değilim!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Hangi Meşhurlar Üsküdarlı?
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat