Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Tarih Kültür  
Ve ki yâr olasın
Ve ki yâr olasın
29 Mayıs 2011 - 11:12:24
İstanbul’da Bir Osmanlı Geleneği: Sadaka Taşları…
 
Kuran-ı  Kerim’de geçen bir ayette şöyle denilmektedir: “Sadakayı  açık verirseniz güzel olur. Gizli verirseniz sizin için daha hayırlıdır.”  Şüphesiz ki, bu sözlerden hareketle Osmanlı egemenliğindeki topraklarda gelişen mühim bir yardımlaşma yoludur sadaka taşları. Daire ya da dikdörtgen içimli olan bu uzun mermer taşların üstleri çukurdur, gönüllerden dökülen sadakalarla dolsun diye.
 
Sadakayı  istemek zordur, vermekte öyle. Yardım karşındakini rencide etmeden yapılmalıydı o dönemde. Bu yüzden kalabalığın az olduğu yerlere konulurdu bu taşlar. Kimi zaman bir cami avlusuna, mezarlık yanına ya da gözden uzak bir çeşmeye komşuydu taşlar. Hava karardığında ihtiyacı olan İstanbul sakini “ihtiyacı olduğu kadarını” alır, gerisine başkanısın derdine çare olsun diye dokunmazdı. Kimi zaman para olan yardımlaşma şekli bazen de bırakılan giysilerle ayni yardım şeklinde de olabilirdi.
 
İstanbul’da her semtte bir ya da birkaç tane vardı bu taşlardan. Günümüze kadar ulaşan birkaç tane kalmıştır. Kasım Gürani Cami karşısında, Kazlıçeşme’nin yanında, Ebul Vefa Camiinde, İmrahor camiindeki taşlar geride kalanlardandır. Şehirde unutulan pek çok değerden sadece biri olan bu ibret abideleri, kullanılamaz hale gelmiştir. İstanbul’da bulunan bu taşların tanıtılması, sadakaya verilen önemin ve kültürümüzün önemli bir geleneğinin hatırlanması açısından önemlidir.
 
Araştırmacı  Nidayi Sevim ise bu taşların yerini günümüzde her köşe başında karşımıza çıkan soğuk bankamatiklerin aldığını söylemekle, değişen değer yargılarına çarpıcı bir dikkat çekmiştir. 
 

Merve Aşkın
Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Tarih Kültür kategorisine ait diğer haberler
 15:14  Şehit Enver Paşa hain miydi?
 10:23  Hilafete ne oldu?
 17:27  Koruma Kanunu kimi koruyordu?
 10:09  Tarihin dili olsa…
 09:53  Yeşil Ordu'nun derdi neydi?
 09:34  Türkiye azınlıkların cenneti
 09:50  Evveline selam olsun sultanım
 07:56  Osmanlı’da millet sistemi vardı
 21:51  Abdülmecid Efendi'yi unutmayacağız
 15:01  Tarihimizi küstürdük

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat