Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Hayat Kültür  
Aradığın ben değilim!
Aradığın ben değilim!
20 Haziran 2011 - 11:56:15
Ebubekir Sifil Hoca, İsmail Çetin Hocaefendi’yi anlatıyor…

“Cuma günü -bermutad- öğle vaktine yakın telefonu açtığımda Ankara'dan Emre Andaç kardeşim aradı. Biz İstanbul'da ikamete başladıktan sonra Emre kardeşimle yaptığımız bütün telefon görüşmelerinin konusu aynıydı. Bu görüşmenin konusunun da aynı olacağı hissiyle açtım telefonu. Selam verdikten sonra ilk cümlesi "Sabah 7'den beri arıyorum" oldu. İçime ılık bir şeylerin aktığını hissettim. Nefesimi tuttum. "İsmail Çetin hocam vefat etti" diye ekledi hemen. "İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râci'ûn." 

80'li yılların başlarında Ankara'da üniversite öğrencisiyken tanımıştım Hoca'yı. Hacıbayram'da bir kitapçıda karşılaşmıştık. 4-5 sene önce ikinci kere karşılaşana kadar hep o siyah ve gür sakalıyla hatırladım Hoca'yı. Sonrasında sıklaşması gereken ittisal, bendeki gayret eksikliği sebebiyle bir türlü mümkün olmadı.
 
İkinci kere görüştüğümüzde Ankara'da tedavi için geldiği hastanedeydi. Yine Emre kardeşim vasıta olmuş, orada olduğunu haber vermişti. Yanına da birlikte gitmiştik. Hoş-beş faslından sonra bana "Aradığın ben değilimdemişti. Yaklaşık yarım saat süren görüşmeden sonra hastane ortamında daha fazla rahatsız etmemek için izin isteyip ayrılmıştım.
 
Son görüşmemiz telefonla oldu. Mavi Marmara seferine Daru'l-Hikme'den Muhammed Muhlis hoca iştirak etmiş, hareketten önce de Hoca'ya uğramıştı birkaç kişiyle birlikteHoca'nın yanından aradılar, birkaç cümleyle hatırlaştıkSonra bir daha görüşmek nasip olmadı.
 
Bizi hep bekledi HocaSon telefon konuşmamızda da beklediğini söylemişti bir kere daha.Ben de yanına gitme vadimizi yenilemiştim. Ama dünya gaileleri bir türlü bırakmadı yakamızı ve Hoca'ya olan borcumuzu ifa edemedik. Hep öyle olmaz mı zaten!..
 
Her yönüyle gerçek bir ilim ve gönül adamıydı İsmail Çetin hocamYaşantısıyla, eserleriyle, hastalığına rağmen bitmek bilmeyen enerjisiyle, talebeleriyle ve müstakim duruşuyla. Arapça eserlerinin kapağına, adını sarahaten yazmak yerine, Hz. İsmail (a.s) ile adaş olduğunu anlatan "Semiyyu'z-Zebîh" ifadesini kullanmayı tercih ediyordu...
 
Ona borcumuz varBu ülkenin insanının, hassasiyetini kaybetmemişlerin, gelecek adına"sahiciumut besleyenlerin ona borcu varO hayattayken görmezden geldik; bari vefatından sonra adını, misyonunu ve çizgisini yaşatalım. Onun bize, bizim cılız gayretlerimize ihtiyacı yok. İzzetli bir hayat yaşadı ve görevini hakkıyla yerine getirdi. Yakasını bir türlü bırakmayan hastalığı biraz hafiflediğinde hemen eserlerine, yarım kalan teliflerine ve talebelerine dönerdi. Benim beklentim, Mişkâtu'l-Mesâbîh'e yazdığı şerhi bitirebilmesiydi. İlk üç cildini yazmış, sonra -bildiğim kadarıyla- bir daha bu çalışmaya dönme fırsatı bulamamıştı. Eserleri hakkında, ileride inşaallah kaleme alacağım müstakil bir yazıda daha detaylı bir şekilde durma imkânı olacak.
 
Evet, İsmail Çetin hoca Hakk'a yürüdü. Bu yazıyı, cenaze namazına yetişebilmek ümidiyle Isparta yolunda yazıyorum. İnşaallah yetişmek müyesser olur. Kabri nur, mekânı cennet olsun.”
 
Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Hayat Kültür kategorisine ait diğer haberler
 21:30  Çağları Aşan Bir Veli
 08:27  Said Havva büyük alimdi
 22:18  Sütçü İmam'ı nasıl bilirsiniz?
 17:31  O Kalemdar'dı!
 13:53  Mutlu aşk vardır!
 07:19  Bir Kur’an aşığı daha sırlandı
 12:23  Akif önce kuldu
 13:12  Budizmden İslam’a gelen can
 09:31  Her öyküsü beni ağlatmıştır
 11:56  Aradığın ben değilim!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat