Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

Damla;
Çok etkileyici ve çok güzel, yararlı bir haber, teşekkür ederiz...

ahmet şevki şakalar;
Dualarımız Abdurrahim ağabey için... sağlık ve şifalar....

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Gazete Kültür  
 Kurbanla imtihan zordur
Kurbanla imtihan zordur
19 Temmuz 2011 - 08:22:06
Hollanda’da kurban ibadeti, hayvanların uyuşturulmadığı için daha fazla acı çektikleri gerekçesiyle artık yasak…

 Beklenen oldu ve Hollanda’da bir süreden bu yana hararetli tartışmalara konu olan hayvanların uyuşturulmadan kesiminin yasaklanmasına dair önerge parlamentodan geçti. 

Doç. Dr. ÖZCAN HIDIR / Rotterdam Üniversitesi Öğretim Üyesi/Star 

Böylece iki sandalyeli Hayvanlar Partisi’nin (Partij van de Dieren) parlamento gündemine taşıdığı önerge, 150 sandalyelik Hollanda parlamentosunun 29 Haziran günkü oturumunda, 116 oyla kabul edilmiş oldu. Hollanda’da yaşayan yaklaşık bir milyon Müslüman ile 40 bin civarındaki Yahudi’yi doğrudan ilgilendiren yasaya karşı Müslüman kurum ve kuruluşların, biraz geç de olsa, olaya sahip çıkmaları ve ortak deklarasyon yayımlamaları, öyle görünüyor ki, etkili olmadı. 

Şimdiki süreçte tasarının yürürlüğe girmesi için Senato’da onaylanması ve ardından da Hükümetin imzalaması gerekiyor. Tamamen yürürlüğe girmesi durumunda Müslümanların helal kesim hakkına önemli bir darbe vuracağı ve önümüzdeki Kurban Bayramı’nda önemli bir kaosa yol açacağı aşikâr. 

Bilindiği üzere Müslümanlar için helâl kesim ve Yahudiler içinse “koşer” kesim, hayvanların bilincinin yerinde olmasını öngörüyor. Hollanda’da ve diğer pek çok Avrupa ülkesinde şimdiye kadarki uygulamada, mezbahalarda hayvanlar kesilmeden önce uyuşturuluyor; ancak Müslümanlar ve yahudi kasaplar, din özgürlüğü sebebiyle, bundan muaf tutuluyor ve hayvan kesimini dinlerinin gereğince yapıyorlardı. Yasağın ardından helâl ve koşer usullerde kesim yapılan mezbaha ve kasapların faaliyetlerinin yasaklanacağı muhakkak. Dolayısıyla Hollanda’daki Müslümanların, Belçika ve Almanya’dan helâl kesim et ithalatına başlaması veya mezbahalarını oralara taşımaları yakın gözüküyor. 

Yasağın gerekçesi 

Yasağın görünürdeki sebebi, uyuşturulmadan kesilen hayvanın uyuşturularak kesilene göre, daha az acı çektiğine dair, Hollanda’da ve Avrupa’nın en önemli tarım üniversitelerinden biri olan Wageningen Üniversitesi’ndeki araştırmalar gösteriliyor. Buradan hareketle Hollanda parlamentosundaki milletvekillerin çoğu, dinî özgürlüklerin, hayvanlara gereksiz yere acı çektirilmesini haklı gösteremeyeceği üzerinde görüş birliğine varmışlar. 

Bununla birlikte yasada, Müslüman ve Yahudilere bir açık kapı da bırakılıyor ve şayet bir yıl zarfında kendi dinî yöntemlerince kesilen hayvanların, uyuşturularak kesilen hayvanlardan daha fazla acı çekmediğini kanıtlayan bilimsel araştırmalar ortaya koyabilirlerse, yasak uygulanmayacak. Ancak gerek yasak taraftarları gerekse yasağın karşısında duranlar, bu doğrultuda araştırma verilerinin sağlanabilmesinin neredeyse imkansız olduğunu ifade ediyor. Dolayısıyla bu açık kapının, sadece yasağa yönelik tansiyonu düşürme amacına yönelik olduğu şeklinde değerlendirmeler yapılıyor. Kaldı ki, kesimin hayvana acı verdiği iddiası da, pozitivist bir yaklaşım olup bunun aksini söyleyen araştırmalar da vardır. Kaldı ki uyuşturularak kesilen hayvanda kan dışarı çıkmadığı için etin daha çabuk bozulduğuna dair de araştırmalar mevcuttur.

Son dönemlerde başta Hollanda olmak üzere Batı ülkelerinde İslâm karşıtı ve marjinal partilerin önemli rollerinin olduğunu görüyoruz. Buna göre bu partilerin, Müslümanları ilgilendiren oldukça önemli konulardaki önergelerine merkez partilere mensup pek çok milletvekili de destek veriyor. 

Aslında, bu durumda söz konusu önergeler, genel anlamda derinlerde kararlaştırıldığı, ardından da marjinal partilerin önergeleriyle sureta tartışılması ve neticede yasalaşmasına çalışıldığı izlenimi veriyor. Zira merkez partilerin istemediği bir yasanın parlamentodan geçmesi mümkün değildir. Nitekim bu olayda da öyle olmuş ve 2 sandalyeli Hayvanlar Partisi’nin önergesi %80’e varan destekle parlamentodan geçmiştir. Daha önce Geert Wilders’ın lideri olduğu Özgürlük Partisi’nin (PVV), “helâl et” etiketiyle İslâmlaşmanın meclise bile girdiği söylemiyle, Hollanda’da meclis lokantasında “helâl et” satışına yasak istediği de biliniyor. Ayrıca o dönemde de helâl kesimde hayvanların uyuşturulmadan acımasızca kesildiği için hayvanların acı çektiği iddia edilmişti.

Hollanda Parlementosu’ndaki oylamada, Hıristiyan Demokrat Merkez Partisi ve Koalisyon Hükümeti’nin ortağı parti ile Hıristiyan Birlik partisinin din özgürlüğü prensibinin zarar göreceği gerekçesi ile karşı oy verdiği görülmüştür ki, din özgürlüğünün savunulmasına Hıristiyanların pozitif bakışını göstermesi bakımından önemlidir. Liderliğini, yabancılara ve Müslümanlar ılımlı bakışı ile öne çıkan Yahudi asıllı Job Cohen’in yaptığı ve yabancıların da en çok desteklediği parti olan İşçi Partisi’nin, biri Türk asıllı olan üç milletvekili hariç, yasak yönünde oy kullanması ise, ülkedeki Müslümanlara ait sivil toplum kuruluşları arasında hayal kırıklığına yol açmıştır. Meseleyi din hürriyeti ve genel özgürlükler açısından da ele almak ve Hollanda’daki İslâm karşıtlığı ile ilişkilendirmek gerekiyor. Bir diğer mesele de özellikle Batı Avrupa ülkelerinde modernizm ile kamusal alanın dışına çıkarılan din ve dinlere ait değerlere olan tepkidir. Nitekim tasarıyı destekleyen partilerin, dinin toplumdaki yerine dair tereddütler ortaya koyan partilerdir.   

Parlamentodan geçen bu tasarıyla aslında kelimenin tam anlamıyla Müslümanların ve Yahudilerin dinlerinden kaynaklanan hakları, hayvan hakkına feda edilmiş oluyor. Nitekim tasarının sahibi Hayvanlar Partisi milletvekili Marianne Thieme, şu cümleyi sarfetmiştir: “Bu bir milattır. Bunun ülkedeki Müslümanlar ve Yahudiler için acı verici olduğunu biliyorum. Ancak hayvanların acı çekmemesi bunun üzerindedir; zira bana göre bu dinî bir mesele değildir.” 

Esasen bu sözler, iki dinin temsilcileriyle, kaba tabiriyle, gizliden gizliye “dalga geçmek” anlamına geliyor. Zira Müslüman ve Yahudi kurum ve kuruluşların yasağa karşı olan açıklamaları ortada dururken, bunun dinî bir mesele olmadığına bu milletvekilinin nasıl karar verdiğini anlamak mümkün değildir. Yasak yönündeki kararın, neden bu günlerde gündeme taşındığı, arka plandaki hedeflerin neler olduğu, İslâm’ın bu konudaki hükümlerinin neler olduğu ve Hollanda’daki Müslümanlar açısından anlamının ne olduğu özellikle irdelenmelidir. Bu yasağı, 11 Eylül sonrası özelde Hollanda genelde de Batı’da İslâm’a ve Müslümanlara yönelik genel anlamdaki paradigma değişikliği bağlamındaki dışlayıcı, hafife alıcı, çifte standartlı ve İslamofobik tutum ve uygulamalar paralelinde de değerlendirmek gerekiyor. Nitekim Hollanda’daki Müslüman gruplar da, meseleyi bu yönde yorumlayan demeçler veriyorlar. 

Avrupa Müslümanlaşacak korkusu 

Yasa bağlamındaki teatral ve çifte standartlı tutumlar da gösteriyor ki, Müslümanlar farklı açılardan psikolojik baskı altına alınmaya çalışılıyor. İslâm’a -aslında genel anlamda dine- ait uygulama ve değerlerin günlük hayatın olabildiğince dışına çıkarılma amacı da burada zikredilmelidir. Nitekim tartışmaların, “Avrupa Müslümanlaşacak”, “Hollanda’da şeriat uygulanacak”, “Hollanda İslamlaşıyor mu?” sloganları etrafında da tartışılıyor oluşu anlamlıdır. 

Öte yandan yasağı, farklılıklara karşı toleransı ile öne çıkmış Hollanda’nın gittikçe “yasaklar ülkesi” olma yolunda ilerlediğini gösteren adımlarından biri olarak da görmek lazımdır. Yasak, şayet yürürlüğe girerse, Fransa’da “burka” ve İsviçre’de “minare” yasağının etkilerinin diğer Avrupa ülkelerindeki etkisi gibi, örnek alınması mümkündür. 

Bu tartışmalar esnasında dikkat çekici iki tutumu da, burada vurgulamak da yarar vardır. Yasaktan etkilenen Yahudiler, güçlü kurumları ve din adamları ile gerek medyada gerekse parlamentoda lobi faaliyeti neticesinde, Yahudilerin yasaktan muaf tutulmasına dair görüşler ortaya atılabilmiştir. Bu durum, yasağın esas amacının Müslümanlar olduğu izlenimini vermiştir. Bir diğer dikkat çekici tutum da, İslâm karşıtı Özgürlükler Partisi’nin lideri Geert Wilders’ın, belki de Yahudi kuruluşları ve İsrail ile olan yakın irtibatı sebebiyle, parlamentodaki oturum dahil, bu konuda hemen hiç görüş belirtmemiş olmasıdır. Bunda yasağın Yahudileri de doğrudan ilgilendirmesinin başat rol oynadığı açıktır. Ayrıca son dönemde hemen her fırsatta Müslümanlara yönelik yasak talepleri ile anılan bu partinin isminin özgürlükler partisi” olması yeterince ironik olsa gerektir. 

Diğer taraftan benzer bir yasak, 200 yılında Yahudilerin koşer’i bağlamında Fransa’da gündeme gelmiş. Buna göre Yahudiler, Fransa’daki tüm mezbahalarında koşer hükümlerine uygun olarak kesim yapma izni istemişler, ancak Fransız makamları buna izin vermemiş. Bunun üzerine Yahudilerin Fransa aleyhine açtığı davada, iç hukukta olumlu sonuç alınamayınca, meseleyi AHİM’e taşımışlar. AHİM ise 2000 yılındaki kararında Fransa’yı mahkum etmiş ve bütün Fransa’da Yahudilerin inancı gereğince hayvan kesimine (koşer) izin verilmesine karar vermiştir. Karar vermezden önce AHİM, konu hakkında Fransa Hahambaşı başta olmak üzere, üst düzey Yahudi hahamları ve kurumlarının da görüşüne başvurmuş. Dolayısıyla Müslümanların da, iç hukuktan sonra bu yolu denemeleri mümkün gözüküyor. Başta da ifade ettiğimiz gibi, parlamentodan geçen bu yasanın, önümüzdeki süreçte yürüdüğe girmesi bekleniyor. Umarım beklenmeyen olur ve Senato’da yasa onay bulmaz.

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Gazete Kültür kategorisine ait diğer haberler
 10:59  Kalbin Direnişi ne asil direniş!
 10:07  Kocaya secde en güzel bişey
 02:05  Dizilerdeki Üç Tehlike: Masa, Kasa, Nisa
 11:43  Adem Olmak!
 10:23  Gökyüzü Kervanları
 23:01  Şiir Dergâhı’nın Samimi Dervişi
 10:06  Seni seviyoruz başkanım!
 11:20  Büyük Birlik İslam’la gelir
 16:24  Milli Gazete'yi seviyoruz!
 10:07  Tesbih Çekenlerden misiniz?

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat