Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Özel Röportaj  
 Yazmak paylaşmaktır
Yazmak paylaşmaktır
30 Ağustos 2011 - 02:29:28
Şair, Yazar Bestami Yazgan ile konuştuk…

2008 yılına kadar şiirlerinden tanıdığım, Eskader’in kuruluşunda birlikte görev aldığımız, arkadaşlığından, dostluğundan şeref duyduğum, özet olarak ete kemiğe bürünmüş Bestami Yazgan olarak görünmüş diyebileceğim çağımızın Yunus’u üstadımızla tarihe not düşmek için konuştuk… 

Efendim, 60’ın üzerinde eseriniz var. Ayrıca dergilerde şiirleriniz yayımlanıyor. Panellere katılıyorsunuz. Radyolarda konuşuyorsunuz. Sizi zaman zaman ekranlarda da görüyoruz. Edebiyat ve sanat camiasındaki müstesna yeriniz herkesçe malum. Fakat usuldendir deyip, okuyucularımızın daha iyi tanıyabilmeleri için soruyoruz. Bestami Yazgan kimdir? 

1957 yılında Osmaniye’nin Toprakkale ilçesinde doğdum. İlköğrenimimi Toprakkale’de, orta ve lise öğrenimimi Osmaniye İmam Hatip Lisesi’nde tamamladım. 1978 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden mezun oldum. Osmaniye’de on yedi yıl yayınlanan Güneysu Kültür Sanat ve Edebiyat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptım. Halen Özel Bahçelievler İhlâs Koleji’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Şiir, masal ve hikâye türlerinde altmış eserim yayımlandı. 1994 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Çocuk Edebiyatı dalında “Yılın Yazarı”, 2003 yılında Çocuk Edebiyatçıları ve Yayıncıları Birliği tarafından “Yılın Şairi” seçildim. Şiir dalında yurt içi ve yurt dışında birçok ödül aldım. Eserlerimin bir kısmı bestelendi; bir kısmı da ders kitaplarına girdi. ESKADER Kurucu Üyesi, İLESAM İstanbul Şb. Danışma Kurulu Üyesi, MESAM ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesiyim.Evli ve dört çocuk babasıyım. 

Yazı hayatına nasıl başladınız? Aynı zamanda bir eğitimci olmanızın yazarlığınıza nasıl bir etkisi oldu? 

Yazmaya 1985 yıllarında tanıştığım rahmetli A. Neşet Dinçer’in teşvikiyle başladım. Aynı yıllarda Osmaniye’de yayınlanan fakat Türkçe konuşulan her yere ulaşan Güneysu dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapmaya başladım. Bu dergi bizim için bir okul görevi yaptı. Edebiyat öğretmeni olmamın şiirde ilerlemem konusunda büyük katkı yaptığı muhakkaktır. 

Etkilendiğiniz, ilham aldığınız üstatlarınız mutlaka vardır. Sizde iz bırakan isimlerden biraz bahsedebilir misiniz? 

Dünyevi üstadım rahmetli A. Neşet Dinçer’dir. Manevi yönden de Yunus Emre’yi üstat olarak kabul ediyorum. Fuzuli, Karacaoğlan, Köroğlu, Yahya Kemal, Mehmet Akif, Necip Fazıl ve Arif Nihat Asya sevdiğim şairlerdendir. 

Gençlere hitap eden birbirinden kıymetli eserleriniz var. Şiiriniz de Yahya Kemal Beyatlı’nın “Türkçe ağzımda annemin sütü gibidir.” tespitini hatırlatıyor. Gelenekten geleceğe bir köprü vazifesi görüyorsunuz. Gönlünüz daha çok hangisinde?  Şiir mi, nesir mi?

 

Şiir yazarken, bir de ders anlatırken balığın denizde kendisini rahat hissetmesi gibi mutlu oluyorum. Nesir için biraz daha gayret etmem gerekiyor. Doğrusu nesrimde de şiirin izlerine rastlamak mümkündür. 

Hece ölçüsüyle yapılan çalışmaya bazı arkadaşlarımız daha ilk baştan dudak büküp “Yunus Tarzı” olmuş diyerek küçümsemeye çalışıyorlar. Yerli ve milli olana karşı sergilenen bu aymazlık nedendir? 

Bu aymazlık, o duyguyu taşıyanların problemidir. Yunus tarzı şiir 700 yıldan beri yaşamaya devam ediyor. Diğerlerinin ne kadar yaşayacağını Allah bilir. Bir de yazarken başkaları ne der diye bir kaygım olmuyor. İçimden geldiği gibi yazıp zamana ve okuyucuya teslim ediyorum. Gerisi Mevlâ’ya kalmış… 

EYVALLAH 

Biz şairler,

Ses tezgâhında dokuduğumuz

Yürek nakışlı,

Ceylan bakışlı şiirleri

Bin kaygı, bin ümitle

Dizeriz zaman ipine.

Solmayana selam olsun... 

Çocuk edebiyatında Batı klasiklerine baktığımızda çoğu kilise propagandası yapıyor. Sizin gibi bir elin parmakları kadar münevverlerimizi saymazsak bu alanda ciddi bir boşluk var. Bir zamanlar olduğu bibi Batı’nın bizim klasiklerimize sarılacağı günleri görebilecek miyiz?

 

Çocuklarımızı yerli ve millî eserlerle besledikten sonra Batı klasikleriyle muhatap etmeliyiz. Dünyadaki bütün klasik eserlerde metafizik ürperişleri görüyoruz. Biz de aşağılık duygusundan uzaklaştığımız nispette bu duyguların filizleneceğini göreceğiz inşallah. Yalnız bunu yaparken sanat kaygısını bir tarafa bırakmamak gerekir. Biz, bu konuda güzel örnekler sunarsak ve bunların ilgi gördüğü görülürse daha güzel sonuçlar çıkacaktır.  

İnternet günümüzde hızlı bir şekilde yaygınlaştı ve bu duruma hazırlıksız yakalanan gençlerimiz bazı problemler yaşıyor. Ders yapmaktan, okumaktan ziyade sosyal paylaşım sitelerinde vakit geçiriyorlar. Bu konuda tavsiyeleriniz olabilir mi? 

İnternetten tamamen kopmak mümkün değil. Ona gereği kadar zaman ayırmalıyız. Asaleti olmayan araçlarla asil işler yapmak mümkün değildir. Kitaptaki asaletin internette olduğunu düşünmüyorum. Sanal dünyanın gerçekliği de sanal olur. İnternetteki bazı bilgilerin yanlış ve eksik olduğunu görüyoruz. Bunların sağlamasını da ancak kitaplarla yapabiliriz. Mesela bir şiir eksik olarak giriyor internete, sonra oradan alan herkes aynı eksikliği tekrar ediyor. 

Birçok aile çocukları ile iletişim kurmada ciddi sıkıntılar yaşıyor. Ve burada yaşanan tıkanıklık çocukların hayatı boyunca devam ediyor. Çocuklarla, gençlerle sürekli iç içe bulunan bir eğitimci olarak ebeveynlere neler tavsiye edersiniz? 

Eskiler “Lisan-ı hâl, lisan-ı kâlden evladır.” demişler. Çocuklarımıza davranışlarımızla örnek olmalıyız. İşimize gösterdiğimiz ilgiyi eşimize ve evimize de göstermeliyiz. İşimizle dünyevi sermayemizi zenginleştiririz. Ailemizle de manevi zenginliğimiz ve mutluluğumuz artar. Ayrıca ailelerin sabırlı olmasında fayda var. Bir öğretmen olarak çocuklardaki değişimi günü gününe takip etme imkânım oluyor. Lise 1. sınıfta çok yaramaz olan bir öğrenci liseyi bitirinceye kadar çok değişiyor. Bunun için öğrencilerim beni kızdırdıkları zaman şöyle diyorum: “Evladım, boşuna uğraşmayın. Birkaç sene sonra bazılarınız hanımefendi, bazılarınız beyefendi olacaksınız. Sizleri seviyorum.” Bunları söyleyince problem büyük oranda bitiyor. 

Günümüzde edebiyatın, kültür ve sanatın yeterince kıymeti bilinmiyor. Oysaki kültür ve sanattan yoksun bir milletin ne kadar acınacak bir durumda olacağı aşikâr. Maalesef günümüzde medya aracılığıyla büyük bir kültür erozyonuna maruz bırakılıyoruz. Neler söylemek istersiniz bu konuda? 

Söylediklerinizin tamamı doğru ama ben olaya şöyle bakıyorum: Bu şartlarda bana düşen görevler nedir? Görevimin şu olduğuna inanıyorum: Güzel duygu ve düşünceleri güzel bir şekilde muhataplarıma iletebilirsem bu şikâyetler azalacaktır. Bu çalışmalarımıza medya destek vermiyorsa biz, daha çok çalışmalı ve insanımıza yakın durmalıyız. Bu çerçevede okullarda ve davet eden kurumlarda edebiyat sohbetleri ve imza günleri düzenleyerek bu zorluğu aşabiliriz. Bu tarz çalışmalarda başarılı sonuçlar aldığımı belirtmek isterim. 

Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanan 1. sınıftan 6. sınıfa kadar Türkçe ve din kültürü ahlak bilgisi kitaplarında yirminin üzerinde eserinize yer verildi. Neler hissediyorsunuz? 

Yazmak aslıda paylaşmaktır. Yüreğimizi ne kadar insanla paylaşırsak o kadar mutlu oluruz. Milyonlarca çocuğun eserlerimi ders kitaplarından okuması benim için dünyada alacağım en büyük ödüldür. Şükrediyorum… 

1994’te yılın yazarı, 2003 yılında yılın şairi seçildiniz. Geçtiğimiz günlerde ise, Türkiye Yazarlar Birliği’nde 25. Sanat Yılınız münasebetiyle dostlarınız tarafından geniş katılımlı bir saygı gecesi düzenlendi. Maddi bir değer taşımayan bu ödüller sizin için ne anlam ifade ediyor? 

Eserlerimiz geleceğe ve meçhule yazılmış mektuplar gibidir. Hangi eserimizin kimlere ulaşacağını ve nasıl etki yapacağını bilmiyoruz. Çalışmalarımız takdir edilince biz de daha çok mutlu oluyor ve daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyoruz. Marifet iltifata tabidir… 

Eserlerinizin bazıları bestelendi. Yazmak, inşa etmek farklı, onu bestelemek ve yorumlamak daha farklı bir şey… Eserinizin bir yerde seslendirildiğini duymak nasıl bir duygu? 

Sohbetimizin başında, yazmak aslında paylaşmaktır, demiştim. Kitaplarla binlerce kişiye ulaşabiliyoruz ama eserlerimiz bestelendiği zaman milyonlarca kişiye ulaşabiliyoruz. Bu da bizi mutlu ediyor. Eserlerimizi besteleyen ve seslendiren dostlara müteşekkirim… 

Rabbim hayırlı uzun ömürler versin. Sanırım eserlerinizi 100’e tamamlayacaksınız. Yeni bir çalışma var mı Efendim? 

Allah izin verirse yılsonuna kadar beş yeni kitabın yayınlanacağını ümit ediyorum. 

Hocamız, şair ve yazar ağabeyimiz olarak bizlere neler tavsiye edersiniz? 

GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL   

Çiçeklerle hoş geçin,

Balı incitme gönül.

Bir küçük meyve için

Dalı incitme gönül.

 

Konuşmak bize mahsus,

Olsa da bir güzel süs,

‘Ya hayır de, yahut sus.’

Dili incitme gönül.

 

Sevmekten geri kalma,

Yapan ol, yıkan olma,

Sevene diken olma,

Gülü incitme gönül.

 

Başın olsa da yüksek,

Gözün enginde gerek,

Kibirle yürüyerek

Yolu incitme gönül.

 

Mevlâ verince azma,

Geri alınca kızma,

Tüten ocağı bozma,

Külü incitme gönül.

 

Dokunur gayretine,

Karışma hikmetine.

Sahibi hürmetine

Kulu incitme gönül. 

Üstadım, kıymetli vaktinizi ayırdığınız için minnettarız. Yüreğinize sağlık. Daha nice hayırlı eserlere imza atmanız dilek ve duası ile hürmetlerimizi arz ederiz. 

 

 

Nidayi Sevim

HaberKültür.Net

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
 Erdoğan / Yüreğinize sağlık
 Yüreğinize sağlık Bestami Hocam. Müstefid olduk. Nidai Sevim'e de teşekkürler. Röportajı gerçekleştirdiği için.
01 Eylül 2011 - 19:41:59

 mehmet kurt / yunusça
 hocam yine latif üslubuyla gönül dünyamıza dalıvermiş. ağzınıza ve yüreğinize sağlık.
31 Ağustos 2011 - 00:09:46


     Özel Röportaj kategorisine ait diğer haberler
 20:55  Nefs hırsız gibidir
 13:12  Gönle deva bestekâr
 11:17  Haç ve Hilal'in kavgasını yazıyorum!
 17:28  Samimiyet vardı Allah lutfetti
 09:10  Ömer Muhtar’ın Oğlu İle Konuştuk!
 22:40  ‘Müzik Ölmemeli’
 10:56  Kardeşlik his meselesidir!
 12:05  Kurguyu algılar belirler
 12:31  Müzik dili bitmez bir senfonidir
 12:01  Hepimiz Allah’a doğru yürüyoruz

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat