Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Gazete Kültür  
 Cündioğlu soruyor
Cündioğlu soruyor
04 Ekim 2011 - 12:52:18
ÎSAGÛCÎ bilmediğimiz için gönenmeli miyiz?!..

"Âşık mâşuku rüyet zamanında

vech-î âşıkta zuhûr eden kırmızılık,

AŞK üzerine delâlet eder." (Şerh-i Îsagûcî)

 

Mustafa Sabri Efendi... 1869, Tokat doğumlu... Kendisi Sultan II. Abdulhamid'in kütüphaneciliğini yapmış... Uzun yıllar Huzur Dersleri'ne 'muhatab' olarak katılmış... II. Meşrûtiyet'in ilanından sonra memleketi Tokat'tan mebûs seçilmiş... Cemiyet-i İlmiyye'nin neşrettiği Beyan'ul Hak mecmuasının başyazarı... II. Abdulhamid'in istibdadına son verdikleri için İttihatçılara ve ordu'ya teşekkür yazıları yazmış, ama daha sonra o da muhalifler arasına katılmış... Hürriyet ve İ'tilaf Fırkası iktidara gelince, 1919 yılında (ve daha sonra ikinci kez 1920 yılında) Damat Ferit Paşa Kabinesi'nde Şeyhülislâm olmuş... Bu arada Sadaret vekilliği yapmış... İkinci kez geldiği Şeyhülislâmlık makamından istifa ederek ayrılmış... 

Cumhuriyet idaresince 'istenmeyen kişiler' listesine dahil edilen ve ömrünün önemli bir kısmını yurtdışında geçirip 12 Mart 1954'de Kahire'de vefat eden Mustafa Sabri Efendi'nin, Hâşim Nahid Erbil'in "Türkiye İçin Necat ve İ'tilâ Yolları" (İstanbul, 1331) adlı eserine yazdığı eleştiri ve bunun üzerine aralarında cereyan eden kalem münakaşaları meşhûrdur. Nitekim Mustafa Sabri Efendi, bir kısmını Sebilürreşad'da (1335'de) tefrika ettiği eleştirilerini, daha sonra "Dinî Müceddidler" (İstanbul, 1338) adıyla kitaplaştırmış ve bu kitap aleyhinde matbuatta çeşitli eleştiriler yayımlanmıştır. 

İşte şimdi size, bu kitapta yer alan ve belki de Mustafa Sabri Efendi ile çağdaşları arasındaki giderilmez çelişkinin bazu nedenlerini anlamamız hususunda bize yardımcı olabilecek kısa bir metin nakledeceğim. Bu metni, dilini sadeleştirmek suretiyle nakletmek, her ne kadar mümkün idiyse de "zafer biraz hasar ister" fehvasınca buna cüret etmeyecek ve sizleri -affınıza mağruren- TARİH'in huzûr-ı âlisine çıkmaya davet edeceğim: 

"Münazırım, intikadâtımda müşahede eylediği tâkibât-ı mantıkıyyeyi istihfaf ve istiskal ederek ÎSAGÛCÎ MANTIKI diyordu ve "eski bir mantık" demek istediğini ifade eden şu telmih ile, kitabımın gerek intişar etmiş ve gerek edecek olan aksâmındaki intikadâta cevap vermiş olduğunu kendi kendini inandırmaya çalışıyordu. 

"Bir vakitten beri, kendileriyle münazara ettiğim zevât için, benim sözlerimi bırakıp MANTIK'a hücum lüzûmunu hissetemk âdet olduğu cihetle Hâşim Bey de müdafaalarını bu vadiye sevketmiş idi. Münâzırlarımın dâima benimle beraber karşılarında MANTIK'ı görmeleri nefsim için fevka'l-liyâka bir şereftir. Kendilerine pek acı gelen bu mantık'a ÎSAGÛCÎ MANTIKI deyip geçmek bilmem ne kadar fayda verir? Demek ki "eski mantık" ile "yeni mantıksızlık" hâl-i mücadelede bulunuyor..." (sh. 20-21)  

Tanzimat'tan günümüze kadar uzanan süreç içerisinde, yukarıda şikayet konusu yapılan görüşleri dile getiren farklı metinler bulmak mümkün. Mantık İlmi'ne hücûm eden ve bu hücûmlarında da ÎSAGÛCÎ'yi hedef tahtası haline getiren insanların metinlerini... İlmihal kitapları dendiğinde Mızraklı İlmihal'i, Tefsir kitapları dendiğinde Tibyan ile Mevâkib'i,Mantık kitapları dendiğinde ise Îsagûcî'yi diline dolayan ve hafife alan insanların metinlerini...  

Niçin Mantık? Niçin İsagocî? "Kendilerine pek acı gelen bu mantık'a ÎSAGÛCÎ MANTIKI deyip geçenler"in amacı ne idi? Neden rahatsız oluyorlar, esasen neyi yıkmaya çalışıyorlardı? 

Bu tür bir söylem, bize modernlerin bir hediyesi... 

VE şimdi bu söyleme, Mantık'ı "sağlam bilgi'nin ölçüsü" kabul etmiş, bu ilmi yeniden inşâ, itmam ve ikmâl etmiş olan insanların torunları tarafından sahipleniliyor; hem Aristo Mantığı, Îsagûcî Mantığı, Klasik Mantık, Sûrî/Formel Mantık... gibi neyin karşılığı olduğu bile bilinmeyen belli-belirsiz nitelemelerle; hem de bilmedikleri, anlamadıkları, anlayamadıkları şeylere sövüp saymayı marifet sanan nesiller tarafından...

Hüccetimiz İmam Gazâlî, ünlü eseri Mustasfâ'nın girişinde, "Mantık bilmeyenin ilmine güvenilmez" demişti... VE bu deyiştir ki İslâm düşüncesinin kendisinden sonra kemâle ermesini sağlamış, nazariyâtın zirvelerinde, Bâbıâli'nin sokaklarından daha rahat bir şekilde dolaşan nice ustanın yetişmesini sağlamıştı... Evet, bu deyiştir ki müslümanların, 'dil-düşünce-varlık' üçgenini muhkem bir tarzda kurmalarına yardım etmiş, dil'le düşünce, dil'le varlık, düşünce'yle varlık arasındaki ilişkileri, bugün bizim seyretmeye bile güç yetiremeyecğimiz seviyelerde ele almışlardı... 

Şimdi yeniden hâfızalarımızı tazelemeli ve tarihe, tarihimize geri dönmeliyiz. Lâf u güzâfı bırakıp o terkettiklerimize sahip çıkmayı öğrenmeliyiz. Çünkü bu toprakların çocuklarının, bu toprakların sahiplerine ihanet etmeye hakları yoktur. Gaflet belki mümkün ve caiz... İhanet ise aslâ! 

Bu arada size bir tavsiye: Sakın kimseye "sahip olmadığınız şeyleri terkettiğinizi" söylemek gafletinde bulunmayın; yoksa size bunu nasıl yapabildiğinizi sorarlar.  

 

Dücane Cündioğlu

05 Mayıs 1998 / Yeni Şafak

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
 Derseadet / Gaflet de yasak!
 "İnsanlar ne kadar gafil iseler, o kadar haindirler." İsmet Özel
04 Ekim 2011 - 21:44:16

 Derseadet / Gaflet de yasak!
 "İnsanlar ne kadar gafil iseler, o kadar haindirler." İsmet Özel
04 Ekim 2011 - 21:43:44


     Gazete Kültür kategorisine ait diğer haberler
 22:59  Amacımız Kur’ân’a ve Sünnet’e gitmek!
 10:59  Kalbin Direnişi ne asil direniş!
 10:07  Kocaya secde en güzel bişey
 02:05  Dizilerdeki Üç Tehlike: Masa, Kasa, Nisa
 11:43  Adem Olmak!
 10:23  Gökyüzü Kervanları
 23:01  Şiir Dergâhı’nın Samimi Dervişi
 10:06  Seni seviyoruz başkanım!
 11:20  Büyük Birlik İslam’la gelir
 16:24  Milli Gazete'yi seviyoruz!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat