Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Sufi Kültür  
 Azizan diye anılırdı
Azizan diye anılırdı
17 Ekim 2011 - 01:01:22
Hace Ali Râmîtenî Hazretleri, fakrı iltizam etmiş bir dokumacıydı…

Ruhum garip bir şekilde dünyanın altında eziliyor fakat beni yaratan Rabbime duaya bile yönelemeyecek kadar kendimi hüsranda sayarken bir el yetişti imdadıma,beni dipsiz kuyulardan tutup feraha çıkaran kutlu bir el… Ben kendisine yönelip yardım istemekten bile acizken, Rabbim yine sonsuz merhametini göstermiş ve bana çok sevdiği dostunu göndermişti… Hani bazen için içini yer bitirir:Kalk artık, kalk da yüzünü yerden kaldır diye kendinle mücadele edersin ya İşte tam da o an güzel bir şeyler okuyayım da ruhum neşelensin dedim ve şu merhamet rayihaları saçan cümleyle karşılaştım: 

İman nedir? diye soran bir zata Ali Ramiteni ks şöyle cevap verdi;


”İman; bir heyecan ve duygu olayıdır. İman üzülüp ulaşmaktır. Masivadan üzülmek, Hakk'a ulaşmak." 

Bu ne müthiş bir iman tanımıdır! Tam da içinde bulunduğum kargaşanın tasviri ve çözümü gibiydi. Dünyanın hengâmesinde boğulmak fakat kime koşacağını bilememek. O an anladım ki biz hüznümüzü sahibinden gizlemeye, duygularımızı saklamaya çalışıyoruz. Ama niçin? Cevap malum;”Ben güçlüyüm, yapabilirim(!)” Acizliğimizi kabullenmedikçe hiçbir şey başarabildiğimiz yok. Çünkü O’ndan başka güç sahibi de yok.Hüznünü de sevincini de O’nunla paylaşmayan O’’ndan gelen bir mesaj diye algılamayan nasıl huzura erebilir ki! Derdimiz bu işte. Yaradanıyla barışık olmamak… Böylesine güzel bir cümleyi telaffuz eden hayat bilmecesini çözmüş yüce bir gönül eridir ancak. O yüce gönüllerden öğrenmemiz gereken çok şey var. En başta ve en önemlisi kendisiyle ve Rabbiyle barışık bir şekilde yaşama sanatını hayatlarının her safhasını inceleyerek, özümseyerek anlamaya gayret etmeliyiz ki biz de huzurlu bir şekilde hayatımızı sürdürebilelim. Peki kimdir bu Hak dostu?   

Ali Râmitenî k.s. 

Boyu mevzun, yüzü güzeldi. Azaları arasında tam bir tenasüh vardı. Fakrı iltizam etmiş bir dokumacıydı (Nessâc). Avam-ı nas ile ülfeti severdi. Nakşiliğin Hâcegân yolunda "Azizan" diye anılırdı. Kerâmât ve makamât sahibi bir veliyy-i kâmildi. 

Mahmûd Fağnevî'nin ikinci halîfesi. Hâcegân yolunu Şah-ı Nakşbend hazretlerine taşıyan kolbaşı. Râmîten'de doğdu. Maişetini dokumacılıkla kazanırdı. Mahmûd Fağnevî'yi tanıdıktan sonra, ona teslim oldu.
Ali Ramîtenî'nin herkesle olduğu gibi Harezm şahı ile de iyi münasebetler içinde olduğu rivayet edilir.Aralarında şöyle bir olay geçer: Ramîtenî, aldığı manevî bir işaret üzerine Harezm diyarına hicrete karar verir. Harezm şehrinin kapısına gelince şehre girip ikamet etmek üzere şahtan izin almak için iki müridinî gönderir ve onlara der ki: "Varın gidin şaha. Kapınıza fakir bir dokumacı geldi ve şehrinize girip ikamet etmek üzere sizden izin istiyor. İzniniz olursa girecek, değilse geri dönecek. İzin verirseniz, buna dair bir ferman veya vesika taleb ediyor" deyin. 

Dervişler, Ramîtenî'nin emrini ayniyle yerine getirdiler. Böyle bir teklife alışık olmayan şah, önce şaşırdı. Sonra da istenilen imzalı mühürlü vesikayı verdi. Dervişler şahın fermanını şeyhe getirince, o Harezm'e girdi ve şehrin kenar mahallesinde bir eve yerleşti. 

Şeyh şehre yerleştikten sonra her sabah şehrin çarşısına ve ırgat pazarına gidip birkaç amele tuturak onlara: "Sizin işiniz hemen abdest alıp ikindi vaktine kadar burada bizim sohbetimizde bulunmak. Giderken de ücretlerinizi almak." diyor. Tabiî bu durum işçilerin canına minnet… Sevinerek sohbete katılıyorlar. Sohbete bir giren bir daha ayrılamıyor. Gün geçtikçe sayıları artan dervişleri, artık şeyhin evi almaz oluyor. Şöhreti bütün Harezm'de yayılıp çevresi sevenlerle dolup taşınca bazı hasetçiler, şeyhi şaha gammazlıyorlar. "Böyle giderse bu şeyh, yakında şah olacak ve saltanatınız elden gidecek" diyorlar. Harezmşâh, Ramîtenî'ye "Derhal Harezm'i terketmesini" ferman ediyor.
 

Râmîtenî "Bizim elimizde bizzat kendilerinin imza ve mührü bulunan ve şehirde ikametimize izin veren bir belge var. Eğer şah imza ve mührünü inkâr ediyorsa, o zaman şehri terkedelim." deyince şah, imzasını reddetme küçüklüğüne düşmeden şeyhin yanına geliyor. 

Şeyhte gördüğü mehabet karşısında ona kapılanıp bağlıları safına katılıyor. 

Vera':

Mutasavvıfların "ağza giren ve çıkanın Allah ve Rasûlünün rızasına uygun olmasına dikkat etmek" diye tarif ettikleri vera'da titizlik gösterir ve: "iki yerde dikkatli olun; yemek yerken ağzınıza girene, konuşurken ağzınızdan çıkana!" 

Nasûh Tevbesi:

"Allah'a nasûh tevbesiyle tevbe ediniz" (et-Tahrim, 66/8) mealindeki ayette hem işaret, hem de beşaret vardır, derdi. İşaret tevbeye, beşaret de kabul olunacağınadır. Çünkü kabul olunmayacak olsa emrolunmazdı. 

O, amele güvenmeyi de asla makbul saymazdı. Derdi ki: Amele bağlanmalı ve onu güzelce yerine getirmeli. Ancak kendini de, amelini de noksan bilmeli ve yine amele sarılmalıdır. 

Hakk'a varmanın yolunun bir gönle girmekten geçtiğini bilirdi. Derdi ki: Müridin vuslatı için çok riyazat ve meşakkat gerek. Vuslat için bir yol daha vardır ki, ruhu daha çabuk ve daha doğru erdiricidir. O da: 

"Kendini Allah'a vermiş bir gönle girmek." Çünkü böylelerinin kalbi nazargah-ı ilahidir. Böyleleri, insanları Hakka götüren Allah dostlarıdır. Onlara tevazu ve sevgi gösterip gönüllerine girmek gerekir. 

Allah dostu demek bazılarının dediği gibi elini eteğini dünyadan çekmiş, hiçbir şeye karışmayan, kendi halinde garipler değil aksine her anını aklı başında geçiren ve kendinden çok başkalarını düşünen, yaratılmışa hizmeti Yaratana hizmet bilen er meydanının pehlivanlarıdır. Allah’a kul olmayı tam manasıyla anlayamıyoruz ama kendini Allah’a vermiş bir gönle girmeyi o kutlulara hizmet etme şerefiyle belki başarabiliriz. O zaman o gönüldeki muhabbet pınarı bizim gönlümüze de akmaya başlar inşallah. Tek başımıza başaramadığımız nice zorlukları kolaylıkla ve rızaya uygun yapabilme imkânına ereriz. 

Ne dersiniz? Kaybedecek neyimiz kaldı ki! Diğer yandan kazanacağımız çok şey olduğunu düşünüyorum… İlkin huzur sonra muhabbet gerisini sen tahayyül et. 

 

 

Zeynep Yılmaz

HaberKültür.Net

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Sufi Kültür kategorisine ait diğer haberler
 10:09  Allah’a Bir Olarak İman
 12:01  Hamd Darlıkta Edilir
 10:26  Ve Allah Kadını İşitti!
 10:33  Kâinat büyük mescit
 14:48  Faniler faniliğini bilse…
 20:40  Muhammed'in Hatice'si
 10:39  Akılcı Bakan Dünyayı Görür
 03:01  İsyanda Kuddusi şedid
 02:14  Zeyrek yokuşunda bir veli
 08:20  Kutlu Annelerimiz

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat