Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Özel Röportaj  
 Latin harfleriyle Kur’an okutmak istediler
Latin harfleriyle Kur’an okutmak istediler
10 Kasım 2011 - 09:08:17
Mustafa Öcal ile İmam Hatip Liseleri üzerine görüştük…

İmam-Hatip Liselerinin kuruluşunun 60. yılı deniyor ama bana göre 98. yıldayız. İki sene sonra da 100. yılı kutlayacağız. Geriye doğru gidersek, önümüzdeki yıllarda muhteşem bir yüzüncü yıl kutlaması yapmamız gerekir. Geçen sene merhum Ahmet Şişman Beye de aynı teklifi getirmiştim. Celalettin Ökten Hocamızı saygı ve rahmetle anıyorum. 1913 yılında hatta 1912’nin sonunda Medresetü’l-Vaizin kuruldu. Sonra Medresetü’-l-Eimmet-i ve’l-Huteba kuruldu. Genel medresenin dışında İmamlar ve Hatipler olarak kurulan ilk medresemizdir. Sırf bu amaçla, imam ve hatip yetiştirmek için kuruldu. Ama o günkü şartlarda çok verimli olamadı. 1919’da Medresetü’l-İrşad adıyla birleştirildi ve 1924’te diğer medreselerle birlikte kapatıldılar. Hemen arkasından çıkarılan bir Tevhid-i Tedrisat kanunumuz var. 3 Mart 1924’te kabul edildi, 6 Mart’ta yürürlüğe girdi. Hemen kanun yürürlüğe girer girmez, Tevhid-i Tedrisat kanunu teklifini veren Hüseyin Vasıf Çınar Maarif Vekili yapıldı. 11 Mart’ta bir telgraf emriyle medreseleri kapattı. Birçok arkadaşımız Tevhid-i Tedrisat kanunu kapattı, zannediyor, öyle biliyor. Kesinlikle öyle değil. Medreselerin tamamının yönetim ve denetimi Maarif Vekâletine verildi. Doğrudan kanun kapatmıyor medreseleri. Medreseler diğer bütün mekteplerle birlikte Maarif Vekâletine bağlanıyor. Bir hafta sonra Maarif vekili bir telgraf emriyle kapatıyor. O telgraf emrinin de biz orijinalini bulduk, yayınladık. Hukuk mantığı açısından medreseler açıktır. Ama fiilen kapalı. Onun yerine 1924’te İmam ve Hatip mektepleri açılıyor. Kapatılan medreselerin orta kısım talebelerine diyorlar ki; -bugünkü ifadeyle- yatay geçişle kaydınızı yaptırıp yeni açılan okula devam edebilirsiniz. Yüksek kısım talebelerine de İlahiyat fakültesi yolu açılıyor. Ve orada eğitim ve öğretimlerine devamlarına imkân sağlanıyor. 29 yerde bu okullar açılıyor, iki ay sonra da mezun veriyor. Mart ayında kanundan hemen sonra bu okullarda sınıflar oluşturuluyor, mayıs sonunda veya haziran başında mezun veriyor bu okullar. Ancak iki sene sonra İstanbul ve Kütahya hariç bu okulların tamamı kapatılıyor. Bu iki İmam-Hatip mektebimiz de 1930’a kadar devam edebiliyor. 1930’da resmen, 1932’de de fiilen bu iki okul da kapatılıyor. 1930 Eylül ayında kapatma kararı geliyor fakat deniyor ki, birinci sınıfa öğrenci almayalım, ikinci sınıfları başka okula nakledelim, üç ve dörttekiler okulu tamamlasın. Dolaysıyla fiili kapanma iki sene sonradır. Kütahya ve İstanbul kanadında epeyce araştırma yapmaya çalıştık. O döneme ait defterler var. O döneme ait İstanbul Fatih İmam-Hatip’te üç tane defter var. Kütahya’da büyük defterde başından sonuna kadar bütün öğrenciler kayıtlı. Yalnız İstanbul’daki defterin birinin kayıp olduğunu tespit edebildik. 

Sonra CHP’li bir dönem başlıyor… 

Evet…Aradan zaman geçti, bu mektepler kapatıldı. 1947’de iktidardaki Cumhuriyet Halk Partisinin meşhur bir kurultayı var, 7. kurultayıdır. O kurultayda ilk defa, Cumhuriyet tarihinde dinî meseleler gündeme alınıp, tartışıldı. Kurultay sonrasında 17 kişilik bir komisyon kuruldu. O komisyona dendi ki, dinî sahada eğitim ve öğretim alanında neler yapılsın, bu konuda bir teklif hazırlayın. Ve yapılan teklifler arasında, İmam-Hatip yetiştirecek okullar açılsın, İlahiyat fakültesi açılsın, İlkokullara din dersi konulsun, Hacca gidişe izin verilsin –o zamana kadar Hacca gidiş kesinlikle yasak, 1948’de ilk defa sınırlı olarak izin verildi- vardı. Teklifler bu şekildeydi. Ve bunlar uygulamaya konulmaya başlandı. 1948’de İmam-Hatip yetiştirme kursu resmen açıldı ama 1949’da fiilen uygulamaya başladı. İşte o kursun, İstanbul’daki kursun başında merhum Celalettin Ökten Hocamız vardı, Kilisli Rıfat Bilge ile ikisi kursun yöneticisi olarak görevlendirildi. 10 aylık bir kurs olarak düzenlenmiş fakat dönemdeki bir yazıya göre beş ay olarak yapıldı. Yani yürütülemez hale getirmek için ne lazımsa yapılmış şöyle ki, askerliğini yapmış ortaokul mezunları kursa devam edecek ama arkasından hiç resmî kadrosu, maaşı olmayan bir göreve talip olacak. Bu kurslar çok fazla fonksiyonel olamadı.     

Belgeler var mı bu ilk döneme ait? 

1924’e tekrar dönersek bu yılda, Bursa İmam-Hatip Okulundan alınan ilk diploma örneği var elimizde. O zamanki ifadeyle şahadetname. Bu şahadetname sahibiyle 1990 yılında bizzat görüşmüştüm. Kulakları biraz da ağır duyuyordu, -rahmetli oldu, Allah rahmet eylesin- maktu, basılı diploma yoktu, hattat Ali Efendi diye birisine elden yazdırıldı, demişti. Kütahya’dan alınma bir diplomamız daha var, Arap harfli. Kazım Türk isimli birisi. Sonradan Koçer soyadını alıyor. Yozgat Yerköy belediye başkanlığı yapmış. Latin harfli bir başka diploma var. Afyon’un Çay ilçesi, Kılıçyaka köyü. İki kere köyüne kadar gittim bu zatın. Geçen sene, 96 yaşında rahmetli oldu, Allah rahmet eylesin. Belki de, o dönem İmam-Hatiplerin son yaşayan insanı idi. Bu zat, 1932 yılında en son verilen diploma sahibidir, Şaban oğlu Şaban. Ziraat mühendisi olmuş daha sonra. Bu ilk dönem mekteplerin kapatılma gerekçesi, öğrencisizlik, iddia bu. Kapatıldığı yıldaki öğrenci sayısını tespit ettim. Kütahya’da iki tane mektep var. Her yıl en az iki misli üç misli İmam-Hatip’te öğrenci daha fazla ve mezunlar da daha fazla. Kurt kuzu hikâyesi. Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koymuş ya, bir bahaneyle yiyor. Bugünkü İmam-Hatiplerin ilk açılış kararnamesi elimizde. 17 Ekim’de Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri onaylamış. Ankara, Adana, Kayseri, Isparta, Konya, Maraş ve İstanbul’da İmam-Hatip okulu açılması isteniyor. İmam-Hatiplerin bir numaralı diploma sahibi Osman Nuri Alpaydın’dır.  İmam-Hatip Okulu olarak açıldığında dört yıl olarak açıldı, tıpkı 1924’teki gibi. Ama Celal Hoca, bir ileri görüşlülükle davranıyor. Ortaokulu bitirip gelenlere hazırlık sınıfı açıyor. Bunlardan bir kısmı tabii çeşitli sebeplerle ayrılıyor, 12 kişi mezun oluyor. Herkes bir numaralı diploma sahibi olarak, Mustafa Göl’dü, diyor. Benim de Kur’ân hocamdı, Allah rahmet eylesin. Ama o 10 numaralı diploma sahibidir. Sonradan öğreniyoruz ki, ilk dokuz hocamız 1956’da mezun olmuş. Bunlar ortaokul birinci sınıftayken, Celal Hoca ortaokul mezunlarına hazırlık sınıfı açıyor. Sonra özel olarak lise sınıfı açmış. Normal öğrenciler lise 3’e geçtiğinde bunlar lise 1’e başlıyor –hazırlıkta iki sene okuyorlar- 1958’den sonra önce bu dokuz kişiye diploma veriliyor, 10. olarak Mustafa Göl Hocamızdan başlayarak diğerlerine diploma veriliyor. 

Kur’an’ın Latin harfleriyle okunmasını istiyorlardı değil mi?

Bu okullar açıldığında şartlardan birisi Kur’ân-ı Kerim’in Latin harfleriyle okutulmasıdır. Celal Hocamızın yaptığı hizmetlerden birisi de, bu konudaki kararı değiştirtmektir. Ahmet Lütfi Kazancı Hocamızın Çorum İmam-Hatip’ten aldığı karnede, Arapça Kur’ân, Türkçe Kur’ân olarak ayrı ayrı dersler var. Süleyman Uludağ Hocamızın da Çorum İmam-Hatip’ten aldığı karneler elimizde. Birçok insan böyle iki ayrı dersin olduğuna inanmıyor. Maraş’ta, Konya’da, Kayseri’de, Yozgat’ta yok böyle iki ders. Ama İstanbul’da var, Isparta’da var.  Celal Hoca merhumun yaptığı hizmetlerden birisi de, Kur’ân dersinin tekrar aslına değiştirilmesi konusunda Bakan’a doğru kararı aldırmasıdır. Bu okullar açılıyor daha ilk mezunlarını vermeden veya verdiği ilk sene, 1958’de Bakanlık tarafından Türkiye Eğitim Millî Komisyonu diye bir komisyon kuruluyor. Dünyanın birçok ülkesini aylarca geziyorlar, dolaşıyorlar, Avusturya’nın başkenti Viyana’da oturup bir rapor yazıyorlar. Orada yazdıkları raporda şunu iddia ediyorlar, İmam-Hatip Okulu mezunları bir meslek okulu gibi çalışmıyor, görevine gitmiyor, başka görevlere, mesleklere gidiyorlar. Mezunlar yeni, hiçbir yere gidemezler. Üniversite kapısını kapatmış, Ankara İlahiyat bile almıyor. Yüksek İslâm Enstitüsü yok daha ortada. Ama işte bunu iddia ediyorlar. Ve bu iddia hep devam etti, o günden bugüne bitmeksizin devam ediyor. İmam-Hatip Liselerini ben engelli koşuya benzetiyorum, engelli koşu yapan okullar. Bu da bitmeyen hikâye. Herhalde böyle gidecek. Yok, başka maksatla şuraya gidiyor, buraya gidiyor, yok niyetleri devleti ele geçirmek… Kimin devletini kimden ele geçireceğiz. Bu devlet zaten bizim, hepimizin ortak devleti değil mi? 

Devlet adamlarını yanılttılar mı? 

Böyle söyleyebiliriz. Gazeteciler, politikacılar, bazı yazarlar, çizerler hep yanılttılar. Toplum, devlet yalanlar yanlışlarla yanılttılar. Mesela okul sayısını, ortaokulla liseyi ayrı ayrı gösterip, sayıyı katladılar. 370 civarında İmam-Hatip varken, 700 küsur İmam-Hatip var dediler. Öğrenci-öğretmen orantısında hiç doğruyu ölçü almadılar. Diğer okullarda 40 öğrenciye bir öğretmen düşerken, burada 7 öğrenciye bir öğretmen düşüyor gibi bu okulların kayrıldığını lanse ettiler. Önümüze olmadık engeller çıkarıldı. Mesela, 1960 toplanan bir komisyonda, nüfusu beş binden az olan yerlere İmam-Hatip okulu mezunu görevlendirilmesin. Arkasından dendi ki, İmam-Hatip mezunları köye göreve gitmiyor. 

1994 yılında bir diploma olayı yaşandı. Bu tarihe kadar, Sosyal Bilimler ve Edebiyat yazıyordu diplomalarda. 1994 Aksaray’da İmam-Hatip müdürleri toplantısında, yeni diplomamız diye birer nüsha müdürlere verilmiş. Bu diplomada, İmam-Hatiplik programını başarıyla tamamlamıştır, diye yazıyor. Sadece İmam-Hatiplik programı, dikkatlerinize arz ediyorum. Bursa’da birtakım organizelerle bu diplomaya itiraz ettik, ondan sonra değiştirildi tekrar. Eğer o diploma verilseydi, İlahiyat fakültesine bile giremeyeceklerdi mezunlar. Derece yaptıkları halde, katsayı engelinden dolayı kız çocuklarımız, erkek çocuklarımız üniversitelere giremediler. 

Kalite önemli, çok zayıf öğrencilerimiz de var, çok başarılı öğrencilerimiz de var.

 

 

 

       

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Özel Röportaj kategorisine ait diğer haberler
 20:55  Nefs hırsız gibidir
 13:12  Gönle deva bestekâr
 11:17  Haç ve Hilal'in kavgasını yazıyorum!
 17:28  Samimiyet vardı Allah lutfetti
 09:10  Ömer Muhtar’ın Oğlu İle Konuştuk!
 22:40  ‘Müzik Ölmemeli’
 10:56  Kardeşlik his meselesidir!
 12:05  Kurguyu algılar belirler
 12:31  Müzik dili bitmez bir senfonidir
 12:01  Hepimiz Allah’a doğru yürüyoruz

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat