Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Özel Haber  
Kardeşsek kardeşliğimizi bilelim
Kardeşsek kardeşliğimizi bilelim
15 Kasım 2011 - 09:51:43
Yeni İdris-i Bitlisîlere ihtiyacımız var!

İdris-i Bitlisî, tam adı Hakimeddin İdris Bin Hüsameddin Ali El-Bitlisî’dir. Osmanlı tarihçisi, siyaset bilimci ve devlet adamıdır. Bitlis doğumludur. İlk sekiz Osmanlı padişahını konu alan ve Heşt Bihişt adlı eseriyle ün yapmıştır. Şeyh Ömer Yesir tarikatına bağlı, Hüsameddin Ali’nin oğluydu. Hüsamettin Ali, Âlim ve faziletli bir şeyhti. Bitlisî, ilim tahsilinin ilk ve önemli bir kısmını babasının yanında yaptı. Daha sonra çeşitli âlimlerden de farklı branşlarda ilim tahsil etti. Önce Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın divanında uzun yıllar nişancılık yaptı. Daha sonra 1490 senesine kadar Uzun Hasan’ın oğlu Yakup Bey’in divanında bulundu. II Bayezid’in 1485’te kazandığı bir zafer üzerine tebrik name yazınca padişahın dikkatini çekti. 1501’de Şah İsmail, Safevi Devletini kurunca II. Bayezid Han tarafından İstanbul’a davet edilerek kendisine önemli görevler tevdi edildi. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Han ile birlikte Çaldıran Savaşı’na katıldı. 

 

Yavuz Sultan Selim Han’ın müsteşarıydı

 

Yavuz Sultan Selim Han’ın bir nevi müsteşarlığını yapan İdris-i Bitlisî büyük bir tarihçi, önemli bir din âlimi ve aynı zamanda yetenekli bir siyaset bilimciydi. Bitlisli olması sebebiyle bölge halkı hakkında oldukça geniş bilgiye sahipti. Ayrıca bölge insanının yapısını da gayet iyi biliyordu. Yavuz Sultan Selim Han, Doğu ve Güney Doğu’da muhtelif aşiretlerin reislerine, Şah İsmail’in itaatinden çıkmaları için, Amasya’daki otağından İdris-i Bitlisî’yi defalarca adı geçen bölgeye gönderdi. Bitlisî’nin, Yavuz Sultan Selim Han’ın emriyle bölgedeki çalışmaları tam bir başarıyla sonuçlandı. İdris-i Bitlisi; Mardin, Urfa, Bitlis, Diyarbekir, Sason, Hizan, İmadiyye gibi birçok bölgeyi dolaşarak, o yer beylerinin Osmanlıya itaatlerini sağladı. Hasankeyf ve Siirt Eyyubî sülalesinden II. Halil, Bitlis Emiri Şeref Han, Hizan Emiri Davut Bey, İmadiye Hâkimi Emir Seyfeddin gibi önemli şahsiyetler dâhil olmak üzere yirmi beş emir bir toplantı yaparak Osmanlı tebaiyetini kabul etti. Bitlisî’nin Kürt beyleriyle anlaşarak onları Osmanlıların yanına çekmesi, böylece bu yörelerin savaş yapılmadan Osmanlı egemenliğine girmesi onun ne kadar sevilen sayılan bir şahsiyet olduğunun ve siyasi dehasının apaçık göstergesidir.  

 

80 bin beyitten oluşan manzum bir tarih

 

1517 yılında Mısır’ın fethine de katılan Bitlisî, 1520’de yazdığı ve Yavuz Sultan Selim Han’ı övdüğü bir kasidesinde memleketin iç işlerini tanzim eden esaslar hakkında görüşlerini belirtir. 1502–4 yılları arasında II. Bayezid’in isteği üzerine yazdığı Heşt Bihişt, 80 bin beyitten oluşan manzum bir tarih kitabıdır. Osmanlı hanedanının soyağacının verildiği, Selçuklularla bağlarının ve yaptıkları ilk savaşların ele alındığı bir girişle başlar. Osmanlı padişahlarının ilk sekizinin saltanat dönemlerini anlatır ve 1506’da Firuz Bey’in Bosna valisi olmasıyla sona erer. Süslü üslubundan dolayı daha sonraki kuşaklarca pekiyi anlaşılamayan eser, II. Mahmud’un emri ile Abdülbaki Sadi tarafından Türkçeye de çevrilmiştir. Bitlisi’nin ayrıca II. Bayezid’e sunduğu Münazara-i Savm-ü İd adlı temsili bir öyküsü ile ölümünden sonra bazı parçaları ele geçen ve oğlu Ebu’l-Fazl tarafından yeniden düzenlenen Farsça bir Selimname’si vardır. Bunların yanında İdris-i Bitlisî’nin Türkçe, Farsça, Arapça şiirleriyle edebiyat, hadis ve siyaset bilimi üzerine yazılmış eserleri de vardır.

 

Ümmetin birliği için mücadele etti

 

Bitlisî’nin bu hizmetlerini, günümüzde bazı çevreler maalesef görmemezlikten gelip, mefkûre genişliğini idrak edemiyorlar veya onu kasıtlı olarak anlamak istemiyorlar. Elbette onun gibi âlim, fazıl Ümmeti Muhammed’in ittihadını düşünmekten başka fikri olmayan güzide insanı anlamak için önce kapasite sonra da basiret lazım. Bitlisî’yi siyasi tercihinden dolayı veya Yavuz Sultan Selim Han’a yazdığı Selimname yüzünden eleştirenler yüzlerce yıllık büyük medeniyeti maalesef içlerine sindirememiş, küçük hesaplar peşinde bocalayıp durmaktadırlar. Bunları neye dayanarak söylüyoruz? İsterseniz Bitlisî’nin dava arkadaşının hayatından bir pasaj sunalım da kiminle niçin beraber olmuş? Neden onun için methiyeler yazmış? İyice anlayıp öğrenelim.

 

Mekke ve Medine’nin hizmetkârıyız…

 

Yavuz Sultan Selim Han Mısır’ı fethedip, hilafeti esaretten kurtarınca, alışkanlıkla kendisine de “Hakimu'l-Haremeyn-i Şerifeyn” diyen hatibi susturup;"Benim için, o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz. Bana “Hadimu'l-Haremyni Şerifeyn” (Kutsal yerlerin-Mekke ve Medine’nin hizmetçisi) deyin. Buyurmuştur. Suudi Kralları bu veciz ifadeyi günümüzde de bir unvan olarak kullanmaktadırlar. Sultan Selim Han, o günden sonra bu önemli anın unutulmaması için başındaki sarığa “sorguç” denen temsili bir süpürge yerleştirmiş, diğer padişahlarda bu geleneği sürdürmüşlerdir. Bu nüktenin anlamı “biz kutsal mekânları başımızın tacı yaparız ve o mekânların hizmetkârıyız” şeklindedir. 

 

Vasiyetimdir…

 

Sekiz ay süren Mısır seferi sona ermiş, dönüş yolculuğu başlamıştır. Yavuz Sultan Selim’in yanında hocası Anadolu Kazaskeri İbni Kemal de bulunmaktadır. Ordu ilerlerken bir ara çamurla kaplı bir sahadan geçilir. Bu arada hiç beklenmedik bir hadise olur ve İbni Kemal’in atının ayağı sürçer. Yerden sıçrayan çamurlar Yavuz’un kaftanını yapışır. Büyük âlim İbni Kemal ise istemeyerek sebep olduğu bu durum karşısında utancından başını önüne eğmiş beklemektedir. Selim Han, hocasının edebi ve mahcubiyeti karşısında kızarır ve ilme ne kadar değer verdiğini anlatan şu sözleri söyler: “Hocam üzülmeyiniz! Sizin gibi bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için bir şereftir, ziynettir.” Ve kaftanını çıkarıp vezirine uzatırken: “Vasiyetimdir, öldüğüm zaman bu kaftanı sandukamın üzerine sersinler!” diye emir buyurur. Gerçekten de vefat ettiğinde ulu hakanın vasiyeti yerine getirilmiş ve sözü edilen kaftan Yavuz Sultan Selim’in sandukasını süslemiştir. Böyle Peygamber sevgisine, böyle alçak gönüllülüğe, böyle ilme ve âlime değer veren insana 160 bin beyit medhiye de yazılsa azdır. Hangi milletten, hangi ırktan, hangi meşrepten olursa olsun hiç fark etmez… İdris-i Bitlisî İşte böyle değerli, böyle faziletli bir komutanın, devlet adamının yanında olmuştur. Yani “Hadimu'l-Haremyni Şerifeyn”’in şerefli bir nedimi olmuştur.  

 

İdris-i Bitlisîlere ihtiyacımız var!

 

Yaşadığı asrın ileri gelen âlimlerinden olan Bitlisî’nin sohbetlerine padişahlar, devlet ileri gelenleri büyük bir ilgi gösterirlerdi. Bir müddet Yavuz Sultan Selim Han’ın ile sohbet arkadaşlığı da yapan İdris-i Bitlisî, 12 Kasım 1520 tarihinde, Yavuz Sultan Selim Han’ın öldüğü sene İstanbul, Eyüp Sultan’da vefat etti. Mezarı, Eyüp Sultan- Gümüşsuyu yolundan, kendi adı ile anılan İdrisköşkü Caddesi’ne dönülen köşede, Kerimağa Sokağı girişinde soldadır. İdris-i Bitlisî’nin sütun mezar taşındaki kitabede:“Kutb’ül arifin, (Ariflerin Kutbu) merhum ve mağfur İdris Efendi Ruhu içün el-fatiha” yazmaktadır. Bu mezarın hemen yanı başında muhterem zevceleri Zeynep Hatun’un vakfederek yaptırdığı mescit yer almaktadır. Rivayetlere göre Zeynep Hatun, vakfettiği bu mescidi bizzat kendi el emeği-göz nuru ile eğirip, ördüğü çorap ve benzeri el işlerini satarak, biriktirdiği para ile yaptırmıştır. Mezarın yakınında, Pierre Loti Tesisleri içerisinde, Bitlisî’nin yaptırdığı ve günümüzde mescit olarak hizmet veren bir sıbyan mektebi de bulunmaktadır. Bölgede bir parka da İdris-i Bitlisî adı verilmiştir.

Bugün İdris-i Bitlisî gibi aklıselim devlet adamlarına ve muhterem hanımefendileri gibi annelere ne kadar da çok ihtiyacımız var öyle değil mi aziz dostlar? Kabirleri nur, mekânları cennet olsun… 

Nidayi Sevim

HaberKültür.Net

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Özel Haber kategorisine ait diğer haberler
 00:38  Üstad’ın şanına layık bir anma!
 12:34  Hoşgeldiniz canlar!
 14:44  İçerikte derinlik estetikte öncelik!
 09:17  Bir yeniden doğuş merasimi: Umre
 12:43  Dua Edelim!
 12:00  Yenidünya'dan Kutlu Doğum
 09:25  es selamu aleyküm
 10:21  İstanbul’da eğitim çağ atlıyor!
 11:51  Müzik bir başkaldırıdır!
 12:16  Mevlevihanede Genç Düşünceler

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat