Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Özel Röportaj  
 Vakit öldürücü şeyler cazibelidir
Vakit öldürücü şeyler cazibelidir
19 Kasım 2011 - 05:45:35
Yazar Zeki Bulduk ile sosyal paylaşım sitelerinin toplumsal ilişkilerimize etkilerini konuştuk…

Artık  hayatımızın büyük bir parçası olan, Sanal Dünya ve onun bir parçası,  Sosyal Paylaşım siteleri hakkında sorularımıza cevap veren Zeki Bulduk ilk olarak şunları söylüyor:    ‘’Eleştirir, içine girerim, tuhafıma gider, şaşırır, bilgisayarı kapattığımda evimi özlediğimi anlarım. Bir bu ruh halimi severim internetin hissettirdiği...’’

Sizce Facebook/Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin kişilere gerçek sosyal ortamlardan daha cazip gelmesinin sebepleri nelerdir?

İnsanlar binyıllardır avutucuları sevmişlerdir. Tek başına olmak istemeyen insanlar hayalleriyle gerçek arasında duran bir alemi keşfettiler. Orada, yarı gerçek yarı hayal bir kimlikle hem mehdi, hem günahkar, hem öfke boşalması, hem... Bu devam edip gider. Mühim olan avutucunun ve vakit öldürücünün cazibesi. Bunu bazen propaganda için de kulllanabillirsiniz; kendinizi kandırabilirsiniz. Ama en nihayetinde selamlaşma ve reklam amaçlı olmasının dışında her ne var ise bir tür manipülasyondan öte değil.

Bahsettiğimiz internet sitelerinin sosyal ilişkilerdeki etkin rolü sizce ne olmalı ve şimdiki ortama baktığımızda bu manadaki gidişat hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Dediğiniz, tornado fırtınasının yönünü değiştirebilir miyiz gibi bir soru bu. İnternet, doğası gereği kaşiflerini de aşan bir tabiata sahiptir. Matrıx gibi bir şey. Düşünce sizi ele geçirir. Hele ki öfke, şehvet, kaybetme korkusu, sözün cazibesi derken, sanal alemde insan adeta kafasının içinde boğuşuyormuş gibi olur. Kafanızdakini sökmek ne kadar zor ise, nete bağlandıktan sonra geri dönmek ya da sanal dille-hikayeye-ortama hakim olmak ya da yönlendirmekte bir o kadar güçtür. Düşünün; yüzyüze olduğunuz insanları dahi tam anlayamadığınız/ yüzyüze olduğunuz halde yüzyüze olduğunuz insanlar sizi tam anlayamaz iken sanalda insanlar daha rahat insan harcayabilir, dilinizi bir anda boş çuvala, kimliğinizi paçavraya çevirebilir.

Özel yaşam, mahremiyet kavramları ile sanal ortamlar arasında bir bağlantı kurduğumuz da ortaya çıkan tablo nedir?

Sanal alem mahremiyet tanımaz. Bu sadece pornografik, şiddet içeren, absürd, aşırı siyasi alanlarla alakalı değil; daha basiti sahte nicklerle dünyayı kurtaran ya da kendini olmadığı bir insan olarak tanıtıp uyduruk hikayelerle insanların yüreklerini, ceplerini, duygularını boşaltanlarla alakalı. Sanal alemde minik tanrılar sürekli kendilerini yeniden yeniden yaratadururlar. Kırdıkları döktükleri, sırrını öğrendikten sonra başka ruh avlarına çıktıkları absürd bir alemi taşır içinde sanalllık. En dramatik olansa şudur; sanal aleme gerçek yüzüyle çıkan insanlar hastalanırlar. Bu yüzden sanallık gerçek ve dürüst insanı da maskeli olmaya, olmadığı kişi olmaya zorlayarak, sıkı bir yoldan çıkarıcı vazifesi de görür. Yaşayamadığı hikayeyi yeniden yazan insanlar... Bir de sürekli haber kirliliği ve ulaşılmazın parmak ucunda durduğu sanrısı... Tablo çok renkli, dadaist hatta fütirist çizgiler taşır. Ama, mana dağılmıştır o tabloda. Toplayabilen varsa beri gelsin!

Sanal alemin büyük oranda aktif kullanıcıları olan gençler için, sosyal ilişkilerimizin olması gerektiği gibi devam etmesi ve sosyal paylaşım sitelerinin zararlı etkilerinden korunmak adına neler söyleyebilirsiniz?

 

Bu konuda hiçbir şey diyemem. Bir kere yola çıkmak isteyen evladı baba durduramaz! Zira, evlat gidecek, tecrübe edecek, yanacak, kırılacak, yeni keşiflerde bulunacak; dönecektir. Sanal alem bir tür gurbet gibidir. Bir yandan da sıkı bir bağımlılık maddesine benzer. Siz; yanarsın, bağlanır körelirsin, deseniz de o çocuk gidecektir. Kendi gibi, o aleme girenlerin oyunlarını gördükten sonra ya iyice hırslanacak ya da sanal alemin de gerçek alem gibi raconu olduğunu, kötülüğün sanalda daha hızlı yayıldığını görüp dönecektir. Bir yandan da insanın sürekli içine bakması gibi ekranı izlemek, oraya harfler serpiştirmek. Sosyal zannettiğimiz şey içimizde çoğulluk sanırım. Sosyal ağ denilse de ağa takılan kendi parmaklarını düğümlüyor. Her ne kadar "sosyal ağları" kullansam da netin kökten ortadan kaldırılması, kenara çekilmek, içimizi, evimizi, mahallemizi, havadaki kuşu, ağaçtan düşen yaprağı dinlemek daha akıl karı. Twitırda "bugün bir yaprak düştü önüme" diye tivit yazıldığında yüzlerce retvet ediliyor. İlginç olan şu; O yaprak sıradan bir şekilde iner ama biz tutup sanal alemde matah bir şeymiş gibi yazarız. Zira, gerçeklikten koptukça hayatta gördüğümüz en basit şey bile sosyal ağlarda meze olarak kullanılır. Sanal gerçeği öldürür! Ama, birileri o ölümü görmek için sanal vadilere inecek. Bunu engelemek her babayiğidin harcı değildir.(Abbaralara giren renkli gözlü çocukları cinler kaçırır: Mardin efsanelerinden)

Rumeysa Betül Doğan

HaberKültür.Net

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Özel Röportaj kategorisine ait diğer haberler
 20:55  Nefs hırsız gibidir
 13:12  Gönle deva bestekâr
 11:17  Haç ve Hilal'in kavgasını yazıyorum!
 17:28  Samimiyet vardı Allah lutfetti
 09:10  Ömer Muhtar’ın Oğlu İle Konuştuk!
 22:40  ‘Müzik Ölmemeli’
 10:56  Kardeşlik his meselesidir!
 12:05  Kurguyu algılar belirler
 12:31  Müzik dili bitmez bir senfonidir
 12:01  Hepimiz Allah’a doğru yürüyoruz

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat