Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Özel Röportaj  
Haber beni daha çok cezbediyor!
Haber beni daha çok cezbediyor!
30 Kasım 2011 - 08:26:59
Radyo ve Televizyon sunucusu Mehmet Can’la konuştuk...

İlk önce kendinizi biraz tanıtabilir misiniz?

İstanbulda doğdum.Tahsilimi İstanbul’da tamamladım.İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesini 1996 yılında bitirdim. O dönemden bu döneme kadar radyo spikerliği yapmaktayım.Uzun bir zaman geçmiş şimdi düşününce 96 dan bu yana.Radyoculuk ve yayıncılık geçmişim 96 dan öncedir. 1993 yılında başladım ki Türkiyede özel radyoların hemen hemen yayın hayatına başladıkları yıl 93 yılıdır.Neredeyse 20. Yılına yaklaşıyor Türkiyedeki radyo yayıncılığı …

İlk olarak nerde başladınız radyo hayatınıza ?

İlk olarak Marmara FM de başladım. 1993 yılıydı.Ancak Marmara FM şuan yok.”Gerçeğin Sesi” sloganıyla yayın yapıyorduk.İlk anons spikeri bendim.

Sanırım şov içerikli bir program yapıyordunuz …

Evet öyle bir programım vardı. “Canlı Dakikalar” isimli bir program yapıyordum . Ama yaşı bana yakın olanlar daha iyi bilirler veya hatırlarlar diyeyim. O dönemki sosyopolitik gelişmeler Müslümanların lehineydi.Marmara FM radyosuda o rüzgarlarla yayınını sürdürüyordu.Bizde ordan gelen talepleri, camianın taleplerini iyi bir kadroyla oluşturulmuş radyomuzda karşılamaya çalışıyorduk.Çok seçkin isimlerle çalıştık.Bizim için de önemli bir kısmetti. Herkese de nasip olmaz bir şeydi. Elimizden geleni yaptık.Orda yaklaşık 8 yıl çalıştım.99 yılında Radyo 7’ye geldim.Radyo 7 o dönemde yeni kurulmuştu.99’dan bugüne kadar da haber yönetmeni ve haber spikeri olarak devam ediyorum.O şov programlarını artık geride bıraktım.Haber alanına yoğunlaştm. Doğrusu Marmara FM’de de haber yapıyordum. Haber merkezinde çalışıyordum.Ama burada ana ağırlığımı haber üzerine verdim.

Peki sizce haber mi? Şov mu ?

Her ikiside aslında çok keyifli, her ikisinide yapmış biri olarak bunu çok rahatlıkla söylüyorum.Haberciliğin kitlesi biraz daha farklı, programcılığında kitlesi farklı programda biraz daha yaşamı ve yaşadığı çevreyle ilgilenen insanları çekiyor.Gençler daha çok programları tercih ediyor.Hoşça vakit geçirmek, eğlenmek için.Ama ben her ikisinide yapmaktan keyif duyuyorum. Yalnız şuan haberlere yoğunlaştım.Beni şuan yaşım itibariyle haberler daha çok cezbediyor.

Ayrıca Hilal TV’de haber spikerliği yapmakmaktasınız …

Hilal televizyonunda yaklaşık ekimden bu yana ana haber spikerliği yapmaktayım…

Radyodan televiyona geçiş oldu diyebiliriz …

Erken olmadı. Biraz geç oldu. 17-18 yıl sonra oldu. Daha evvel olabilirdi.Bu yönde talepler karşılıklı olarak vardı. Açıkcası herhangi bir yerde bu işi yapmak istemedim.Bu işi yapmak “televizyon haberciği” anlamında söylüyorum ; ana hedefim değildi. Bu işi inananlar için yapmak ana hedefimdi. Bu nedenle Hilal TV ana haberleri beni mutlu eden bir adres, çok da keyif alarak sunuyorum. Kendi gündemimizi oluşturuyoruz. Takip edilen bir gündemin habercisi olmak yerine bizim camianın, yada bizim mahallenin beklediklerini vermeye gayret ediyoruz.Mütevazi imkanlarla iyi bir yayın ortaya koymaya çalışıyoruz.

Uzun zamandır habercilik dünyası içerisindesiniz.Peki sizce iyi bir haberci olmanın sırrı nedir? ve gençlere tavsiyeleriniz neler olabilir ?

İyi bir haberci bir kere radarlara 24 saat açık olan insandır.Yüzde yüz oranında okumayı çok seven insandır.Yani günlük 6-7 gazeteyi, 10’u aşkın köşe yazarını takip eden bir insan olmalıdır.Su içmek kadar doğal bir şekilde hergün okumayı, hatim etmeyi adeta isteyecek bir insandır haberci.İyi ikili ilişkiler kurabilen ve kurduğu iyi ikili ilişkileri kaybetmeyen kapıları yüzüne kapatmayacak kişidir.Ayrıca Türkiye’nin dışında perspektif uzatabilicek kişi haberci olabilir.Olaylar arasında zincirleme ilişkiler kurmak, bir haberi yazmak, sorulacak en doğru soruyu bulmak bütün bu birikimlere bağlıdır.Yıllar tek başına yeterli değil, yılların içini doldurmalıdır haberci.Bu da ancak bilgiye sahip olmaktan geçiyor.Habercinin en büyük silahı tereddütsüz ki bilgidir.Haberci bilgiyi edinebilmek için, okumak ve iyi ikili ilişkiler olmak üzere tüm kanallarını azami ölçüde kullanmalı ve asla kapatmamalıdır.

Gazetelerden ve köşe yazarlarından bahsetmişken beğendiğiniz bir isim var mı ? Sıklılıkla takip ettiğiniz ?

Var tabiî ki. Ben yıllardır Fehmi Koruyu takip ederim . Çalıştığım şirketinde yorumcusu olarak devam ediyor.Kendisini çok dikkatli izlerim ve okurum.Salih Tuna’yı yine aynı şekilde takip ederim.Yıllara rağmen çizgisini net olarak koruduğunu düşünüyorum.Akademisyen Sedat Laçiner’i dikkatli bir şekilde takip ediyorum. Ve Hasan Celal Güzel eski siyasetçimiz, eski bakanlarımızdan onunda ufkunu dikkat çekici buluyorum.Bu dört ismi öncelikle sıralayabilirim.

Spikerlik kariyeriniz boyunca şiir seslendirmelerinizde bulunuyor. Şiir seven bir insansınız diye düşünüyorum. Şair olarak en beğendiğiniz isimler nelerdir ?

İlk olarak Sezai Karakoç ismi aklımda canlanıyor. Onun şiirindeki anlatım üstünlüğünü ve seviyesini hakikaten takdir ediyorum.Şiiri gerçekten çok seviyorum.Ama şiir yegane doğruyu anlattığı zaman benim gözümde anlam buluyor.Şiirin içinde mutlaka tek güzel olmalı, tek doğru olmalı.İsmet Özel’i de derinlikli şiir anlamıyla takdir ederim.Bazen anlamayıp tekrar geri dönüp birkaç kez okuduğum olmuştur mısralarını, o yüzden değerli bir şair olarak görürüm.Cahit Zarifoğlu yine aklıma gelen diğer bir isim.O da modern şiirin en iyi temsilcisi bence.

Şimdi de gündemle ilgili bir sorum olacak. Mesleğiniz gereği gündemi en iyi takip eden insalardan birisiniz. Sizce şuan Türkiye’nin gündemindeki en büyük sorun nedir?

Türkiye’nin öncelikli problemi olarak terörü ve ekonomiyi görüyorum. Terör ve ekonomi ilişkisi zaten birbiriyle bağlantılıdır.Terörün bitirildiği bir Türkiye’de ekonomininde rahatlıyacağını düşünüyorum.Bu doğrudan ilişkiyi kurmak kimilerine garip gelebilir ama terör yatırımları ve Güneydoğuda’ki harcamalarımız göz önünde tutulduğunda haklılığımız ortaya çıkıcaktır.Türkiye’nin ileri sorunu terördür.Huzursuzluk alanı terördür.Ardından ekonomi geliyor.Tabi eğitim de eklenebilir.

Terör dedik, ekonomi dedik, Ekonomi demişken şuanda bir kriz çıkması bekleniyor. Başbakanımız “teğet bile geçmeyecek” dedi. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Sizce Türkiye’yi etkiler mi?

Biz böyle bir etkiyi öngörüyoruz. Ama tedbirlerinde alındığını görüyoruz.Dünya global bir köy halinde artık beni kimse ve hiçbir durum etkilemiyecek diyemiyorsunuz.Çünkü yurt dışından mal alıp,hizmet alıp, hizmet satıyorsunuz.Dolayısıyla orada meydana gelen siyasi yada ekonomik bir kaos sizi en azından daralma yada küçülme anlamıyla etkiler.Durduk yerde stabil durabilme ekonomide küçülmenin işaretidir.Eğer büyümüyorsanız, küçülmeye mahkumsunuzdur.Dolayısıyla Arupa’da yaşanan bir durgunluk sizin ekonominizide er yada geç, eninde yada sonunda etkiler.Umut ediyorum, bunu en kısa sürede aşsın Avrupa.Türkiye ekonomisinin geçmişe göre daha sağlam temellerde durduğu da bir gerçek, daha önceki yılları düşünsek şuan da bir çok bankanın batmış olması ve anayasa kitapçıklarının birbirine fırlatılmış olduğu krizler yaşamamız muhtemeldi.Yaşamamız gerekiyordu.Ama çok şükür o Türkiye yok artık! Biraz daha tedbir alan, sağlam duran bir Türkiye var.Tabi bu hiç etkilenmiyeceği anlamına taşımaz.Çünkü kendi içinizde yaşamıyorsunuz.Kapaşı bir ekonomimiz yok. Dediğim gibi dünyanın her yerine mal gönderiyorsunuz, mal satın alıyorsunuz, hizmet gönderiyorsunuz, hizmet satın alıyorsunuz, para transferleri yapıyorsunuz, dolayısıyla etkilenmek kaçınılmaz.Ölçüsünü bilemiyorum ama.

Gündemdeki bir diğer sorunda terör dediniz.Şuanda da Başbakanımız terörle mücadele için yeni bir polis timi kurmaya çalışıyor.Peki sizce bu sorunun çözümü nedir ? Ya da neler yapılmalıdır sizce ?

Yeni bir askeri kadro var tepede ve bu askeri kadronun Türkiye’nin demokrasi çıtasını arttırmasıyla birlikte yeni bir siyasilerle ilişki şekli kuracağı ve beklide geçmişte uyguladığı askeri tedbirlerini değiştirip, daha profesyonel ve bölgeye uygun bir çözümler üreteceğini düşünüyorum.Bunlar arasında adı geçen “Polis Timlerinin” neler yapabileceği var. Ben açıkcası özel harekat timlerini çok faydalı buluyorum.Çünkü karşımızda bir düzenli ordu yok.Düzenli ordunun olmadığı gibi gerilla savaşının sürdüğü bir alanda TSK’nın mevcut ordu yapısıyla gidebiliceği bugün bu kadar görmüş olduk.Bu TSK’yı değersiz kılmaz.Aksine doğrudan bir ordu savaşında ona yeni bir konum, yeni bir fiziki sorumluluk yükler.Ama gerilla mücadelesinde tüm eğitimlerini başarıyla tamamlamış, tüm silahları rahatlıkla kullanabilen, dağda sıcakta, soğukta ayakta kalabilen, gıdasını kendi temin edebilen timlerin mücadeleyi daha da etkinleştirebileceğini düşünüyorum.Sanıyorum tercihleri bu yönde olucaktır.Askeri taktik ve stratejilerin gözden geçirilmesini bekliyoruz.Yenilenmeyi bekliyoruz.Ama daha çok gerillayla, gerilla tipi mücadelenin içine girileceğini düşünüyoruz, öngörüyoruz.

Bir de BDP’liler hakkında neler düşünüyorsunuz. Bildiğiniz üzere seçimlerden önce çadırlar kurdular “Demokratik Özerklik” adı altında eylemler yaptılar. Ayrıca hala meclise girip yemin etmediler.Bunlar hakkında neler düşünüyorsunuz ?

Evet adeta kilitlenmiş bir Türkiye meclisi profili var.Bunu da BDP’li vekillerin oluşturduğu kanaatini taşıyorum.İşin özü şu ; Ben demokratik açılımın yanlış anlaşıldığını ya da yanlış anlatıldığını düşünüyorum.Lüzumundan fazla prim verildiğini düşünüyorum.Bu primler ülkenin milli birliğini ve bütünlüğünü asla gözetmeyen bazı dış destekli grupların istismarıyla bugün terör belasının hortladığınıda düşünüyorum.Bir Kürt açılımı , demokratik açılım tabiri daha doğru olur.Kelimenin tam anlamıyla kamuoyunca net anlaşılmış değildir.Ben bizim ülkemizde  etnik kökene, gruba hiçbir  yasaklama ya da sınırlama ya da özel bir imtiyaz verildiğini düşünmüyorum.Kökeniniz ne olursa olsun asker, memur, amir , subay, esnaf tüccar her şey olabilirsiniz bu ülkede.Tabi bu ülkenin şartlarına uygun davranmak koşuluyla.Ama geçmiş dönemdeki bir kısım kısıtlamaların ortadan kaldırılmasıyla bizim standartlarımız açısından doğru olmuştur.

Kürt açılımı hakkında konuşmuşken “anlamayanlar var” dediniz.Anlamayanlar için neler söylenebilir?

Burda iktidar açılımı dillendirerek bu zamana kadar red edilen bölge insanının sorunlarını halletmeyi hedeflemiştir.Bölgede yaşam, bölgede barış,bölgede istihdam ve bölgede ekonomik kalkınmayı hedeflemiştir.Yoksa bir etnik tabana bağlı reddi veya ortadan kaldırmayı düşünmüyorlardı.Halkı düşünen bir yapıda açılım hedeflemişlerdi.İktidarın bu iyi niyetinin, özlük haklarını teslim etme niyetinin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum.Kamuoyunada bazen bilinçli olarak yanlış aktarıldığını düşünüyorum.Bir kez daha söyleyeyim, bizim ülkemizde etnik kökene bağlı insanlar aşağılanmaz ya da baş tacı yapılmaz.Bizim verilerimizi farklıdır.Dünyanın bir tarafında insanların derilerinin renklerinden ötürü dışlanıp, yargılanabilirler.Ama bizim ülkemizde ırkı olarak, etnik kökeni olarak kimse ötelenemez.Dinimizin gereği olarak öteleyemeyizde zaten.Asla ikinci veya üçüncü sınıf olarak görülmezler.Bu doğuda da böyledir.Batıda da böyledir.Hatalı iç siyasetin, bu sorunun kangrenleşmesinde rolü olduğunu düşünüyoruz.Dağlara taşlara yazdığınız sloganların bir işe yaramadığı ortada ya da böyle bir sorun yok dediğimizde, bu terör sorununun tekrar nüksettiğine ve can kaybına, otuzbin kişilik bir can kaybına sebeb olduğu ortada.Bu tabii değil kasteddiğimiz şey; ama hükümetin Kürt açılımı bizim gerçekten sahip olmamız gereken ve modern bir ulus olmamızı sağlayacak olan bir projeydi.Ama bu projenin her iki cenahtan da sosyal ve dini politika üretenlerce kullanıldığını düşünüyorum.

Terör Örgütünün saldırılarının tarihlerine bir bakarsak ne zaman bu ülkede bir şeyler iyiye gitmiş , ne zamanki refaha kavuşmuşuz. İşte orda terör örgütünün ortalığı karıştırmaya yönelik kanlı eylemlerini görüyoruz.Seçim olduğunda saldırılar artıyor.Terör örgütü biraz daha ön plana çıkmaya çalışıyor.Sürekli bir karıştırma çabası içersinde…

Doğru, çok doğru Türkiye’nin köklü bir tarihi medeniyeti olduğunu düşünerek, Türkiye’nin aslında bir devam devleti olduğunu düşününerek güçlü bir devlet oluşu, Türkiyenin içinde de dışında da Türkiye’ye yönelik projeleri olan, faliyetleri olan kişi ya da devletleri huzursuz eder.Örneğin şuanda Türkiye’de askeri bir helikopterin üretilmesi,ordumuzun hizmetine verilmesi, tüm teknik donanımının türk mühendislerce yapılması,bilgilerinin yalnızca TSK’ya aktarılması bu alandan rant elde edenleri rahatsız eder.Şiketleri de ülkeleride mutsuz eder.Türkiye’nin dışarıdan alışveriş yapan, dışarıya bağlı olarak kalması ise birilerini mutlu edecektir.Düzelen ekonomisi yerli sanayisi , tarımı kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayacak bir ülke konumuna gelmesi rahatsız edicidir bazıları için.Ama Türkiye’nin hedefi bu olmalıdır.Doğru yoldadır Türkiye.

Gündemi meşgul eden bir diğer konuda “Şike İddiaları” bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Şike deyince benim aklıma Alaaddin Çakıcı’nın telefon konuşması geliyor.”Beşiktaş’ın şampiyonluğunda bizim hiç mi payımız yoktu” diyordu. Bireysel olarak düşüncem şu tabi elimde somut bir delil yok.Bu tip şeylerin söylendiği ülkelerde şike çok günlük bir iştir.Mafyanın yada organize suç örgütlerinin şampiyonları belirlediği ya da bunu açıkca dillendirmekten çekinmediği bir ülkede şike günlük bir iştir.Ama şikenin tek bir tarafı yoktur.Tarafları vardır.Dolayısıyla bir tek klübü ya da birkaç klübü bundan ötürü suçlu ilan etmekte bana göre çok gariptir.Türkiye bir rahatsızlık geçiriyor.Midesi bulanmış Türkiye’nin bu sebeple spor alanında ve bu bulantının giderilmesi için bana göre Süper Ligin bu işi tamamlanıncaya kadar oynanmaması diye düşünüyorum.

Tekrar mesleğinizle ilgili sorulara dönecek olursak.Hilal Tv bu sezon çok iddialı bir şekilde geliyor.Sizin haber dairesi olarak hedefleriniz nelerdir?

Şöyle söylemek gerekirse biz kurgulanmış haberlerden nefret ediyoruz.Düşünmemiz istenen ya da bize düşünmemiz için kurulan tuzaklardan uzak bir yayınclığı çok özlediğimiz için kimseye tuzak kurmadan ve kimseye haber dayatmadan, kimseye ideoloji dayatmadan, kimseye din dayatmadan, siyaset dayatmadan ya da kimseye politika şakşakcılığı yapmadan bir onurlı duruşla gerçeği aktarmaya çalışıyoruz.Herhangi bir etki altında kalmadan ve kimseyi bir etki altında bırakmadan ama yanlışıda doğruya sürüklemeden yayın yapmaya çalışıyoruz.Bu çok kolay bir şey değil ama bunu yapan kuruluşlar Türkiye’de var, dünya’da da var.Bütün tekelleşme korkusuna rağmen, sıkıntısına rağmen bunu beceren kuruluşlar dünyada da var.Neden bizim ülkemizde de olmasın? Biz bizden beklenen gerçek haberi hem televizyon diliyle hem radyo diliyle iki adreste de yapmaya gayret ediyoruz.Biz haberciliğin gereğini, işimizi yapmaya çalışıyoruz.Ticari teşekküldür sonuçta radyolar ve televizyonlar bunlar ticari olarak başarılı olmak zorundadırlar.Bunlarında hayata bir bakışı vardır.Ama bu bile bizim canımızı bugüne kadar sıkan televizyon,radyo haberciliğinin yanından bile geçemez.Biz hedef olarak gösterildiğimiz, yanlış tanıtıldığımız, düşman gösterildiğimiz dönemleri geride bırakan bir habercilik anlayışı  yaşamak istiyoruz.Biz arzu ediyoruz ki izleyici neyse haberin kendisi ona ulaşabilsin, yorumuda kendisi yapsın.İster inanır ister inanmaz.Ama biz elimize kalemi alıp kameranın dibine kadar girip böyle düşüneceksiniz diyecek bir haberci değiliz.

Kariyeriniz boyunca birçok canlı yayınınız oldu .İllaki bir zor durum yaşadığınız anlar olmuştur.Bizimle paylaşabilir misiniz?

Tabiki çok olay oldu.Bizde ilginç olaylar bitmez.Mesela çok taze bir olayı anlatayım televizyonda haber spikerleri bültenleri pronter denilen bir cihazdan okurlar.Benim ilk deneyimimde de ve ilk haberimde oldu bu olay.Yani bilerek yapsanız bu kadar tesadüf olabilir.Benim 2-3 saniyeme mal oldu bu duraksama haberi açtım.Birazdan şu haberleri izliceğiz dedim.Bir jingle girdi ve pronter yok oldu.Tabi ben ekranda yeniyim ve ilk yayınım ayrıca ilk haberim artı olarak heyecanda var.Biraz ekrana baktım.Biraz onlar bana baktı.Kağıdıma dönene kadar yaklaşık 2-3 saniye geçti.Ama ömrümden 2 yıl gibi bir süre gitti.Kağıdıma döndüm ve okumaya başladım.Ama ne okuduğumuda tam olarak hatırlamıyorum tam olarak.Birde radyoda başıma bir olay geldi.Bizim bölüm çıkışlarımızı vardır.Bültenlerin sonunda hava durumu, spor gibi.Hava durumu aldığımı hatırlıyorum.Ama yanlış hatırlıyormuşum.Hava durumu bilgilerini almamışım yanıma ve hava durumu jingle girdikten sonra bunu fark ettim.Jingle bitti artık son saniyelerinde ve benim hava durumu okumam lazım.Kafamdan hava durumu okumaya başladım.Yurdun büyük bölümünde hava parçalı bulutlu, İstanbulda az bulutlu ve açık 32, İzmir parçalı bulutlu 31 yaz dönemi diyorum kendi kendime mesela temmuz aylardan temmuzda kaç derece olabilir diye düşünüyorum.

Temmuzda kar mı yağdırdınız yoksa ?

Yok yağdırmadım ama düşündüğümü hatırlıyorum.Zaten birkaç ille sınırlayıp bülteni bitirmiştim.Soğuk terler boşalmıştı.Ama çok şükür kafadan hava durumu okuyarak durumu kurtarmıştım.

Genelde haberciler ekranda ciddi ve sert gözükürler. Peki özel hayatınızda da bu kadar ciddi misiniz?

Mümkün değil. Benim çok şikayetçi olduğum bir durumdur bu.İşin gereği uygun vücut dilini kullanmak zorunda kalıyoruz.Örneğin bir Suriye-Türkiye ikili görüşmelerinde haberinde sizin tebessüm etmeniz mümkün değil.Bu zaman zaman hatalı bir şekilde de yapılmıyor değil ama normal olan şudur; haber nasıl bir havadaysa sunucuda ona göre bir ruh hali ve fizik dilinde olmalıdır.Ama doğal olunmalıdır.Televizyonculukta ne kadar doğalsanız o kadar iyisinizdir. Sürçmeyi de fazla takmamak gerekiyor. Sürçmeyi de telafi edecek rahatlıkta olursanız, izleyici tarafından daha kabul edilebilir durumda olursunuz.Sempati olması gereklidir.Sempatinin olmadığı alanlarda da seyirci tepki gösterir.Ekranda her hareket birşey anlatır.Kaşınızı çatarsanız bir şey  anlatır, kalemi kaldırmanız bir şey anlatır, kağıdı koymanız bir şey anlatır.O bakımdan rahat ve doğal olunmalıdır.

Eğer haberciliği seçmeseydiniz hangi mesleği seçerdiniz? Veya habercilik dışında ilgilendiğiniz bir alan var mı?

Ben lise yıllarında asker olmayı isterdim.Aksiyon isterdim.Heralde gençliğin ateşi olsa gerek.Ama bugün bu mesleği yapmaktan da çok büyük haz duyuyorum.

Özel yaşantınızda yapmayı sevdiğiniz şeyler nelerdir? Hobiniz ?

Çok fazla belli etmiyorum ama ben spor yapmayı severim.Basketbol oynamayı çok severim.Futboldan daha cazip bir spor olarak gelir bana.Daha kaliteli bulurum basketbolu

Ligi takip ediyor musunuz ?

Ligi izliyemiyorum maalesef ama geçenlerde bir müsabaka vardı.Milli basketbol takımını Almanya karşısında izledim.Hiç beğenmedim!Ardından da Sırbistana yenilmişlerdi.Hakikaten bir form düşüklüğü var.Sonuçta turnuvalar takımların kendilerini görmeleri açısından düzenlenir.Büyük şampiyonalar öncesinde, ben o açıdan seviyorum.

Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz.Son kez okurlarımıza söylemek istediğiniz bir şey varsa alabiliriz?

Asıl ben teşekkür ederim vakit ayırdığınız için. Okuyucularına selam ederim...

 

Muhammed Zahid Çetinkaya

HaberKültür.Net

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Özel Röportaj kategorisine ait diğer haberler
 20:55  Nefs hırsız gibidir
 13:12  Gönle deva bestekâr
 11:17  Haç ve Hilal'in kavgasını yazıyorum!
 17:28  Samimiyet vardı Allah lutfetti
 09:10  Ömer Muhtar’ın Oğlu İle Konuştuk!
 22:40  ‘Müzik Ölmemeli’
 10:56  Kardeşlik his meselesidir!
 12:05  Kurguyu algılar belirler
 12:31  Müzik dili bitmez bir senfonidir
 12:01  Hepimiz Allah’a doğru yürüyoruz

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat