Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Özel Haber  
Bizi bekliyorlardı…
Bizi bekliyorlardı…
21 Aralık 2011 - 08:25:05
Dünyanın dört bir yanına güzellik taşıyan iyilik elçilerine ithafen….


Dünyanın dört bir yanına güzellik taşıyan iyilik elçilerine ithafen….

Bizi bekliyorlardı…

Pakistan’ın mahzun yetimleri,  Habeşistan’ın yoksulları, Makedonya’nın evsizleri, Gürcistan’ın garip mü’minleri Gazzenin yersiz yurtsuz muhacirleri…

Bizi bekliyorlardı tüm dünyanın bağrı yanıkları, yüzü kavrukları açları açıkları…

Yollara düşmeliydik…

Kendini yeryüzünden sorumlu hisseden vicdan sahiplerinin selamlarını, emanetlerini sahiplerine ulaştırmalıydık.

Yollara düşmeliydik… 

Dünyanın hangi yanında bir yüreğin derdi varsa onu ancak biz sararız diyen bir ecdadın torunları olarak sınırlar aşıp gönüller fethetmeliydik.

Gitmemiz gerekiyordu…

Gitmek derdi bizi boğmadan yola çıkmamız, menzile varmamız gerekiyordu.

Mademki yollar bizi mazlumlara ulaştıracaktı mademki zaferden değil seferden sorumluyduk o halde iyilikleri kuşanıp yollara çıkmalıydık.

Yollara çıkmalıydık, aylardır sıcak çorbaya hasret bir tebessüme aç, bir dost bakışına muhtaç insanlara ulaşmalıydık.

Öyle de yaptık...

Verenellerin gönüller dolusu selamlarını, dualarını, sınırlar ötesine ulaştırmak için yollara düştük. Ardımıza 70 milyonun büyük Osmanlılardan kalan vefa duygularını da alarak yollara çıktık.

Bayramlıklarını giymeye hazırlanan çocuklar gibi heyecanlıydık. Çünkü, yolumuz uzun, emanetimiz ağırdı. Her şey planlı her şey programlı her şey ayarlıydı.

Sırtımıza yüklenip tertemiz heyecanları ümmetin kayıp evlatlarına ulaşmak için yollara düştük...

Kimimiz Bosna’ya, kimimiz Makedonya’ya, kimimiz Habeşistan’a, kimimiz Sri Lanka’ya… 

Yaralı sinelerde toplanmak için dağıldık yeryüzüne.

Verenellerin ellerini sahiplerine ulaştırdık. Kapı kapı dolaşıp yürek yürek girerek teslim ettik emaneti sahiplerine.

Bayramlar bayram oldu…

 

Bir başka gidişti bu gidişler. Dönüşleri de bir başka oldu. Yıkılan umutlar diriltiliyordu bir bayram sabahında yine. Yer razı, gök razıydı gönülsüz adım atmayan bu insaf direnişçilerinin salih eylemlerinden.

Bunca zaman çok da tefekkür etmeksizin yedikleri lokmalar boğazlarında düğümlenmişti gördüklerinde açlıktan kurumuş dudaklardaki hüzünlü tebessümleri. Sıcak yatakları bir mayın tarlası gibi görünür olmuştu gözlerine. Şu karşılarındaki mahrum ama vakur ve metin insanlardan öğrenecekleri çok şey vardı. Aslında asıl ‘verenel’ler onlardı…

Ama hayır! Öylesine de mütevazı ve kıymet bilirlerdi ki coşkuyla sarıldılar uzak şehirli ağabeylerinin beyaz ellerine. Gözlerindeki minnet kıvılcımları görülmeye değerdi. Yüreklerindeki samimi karşılama merasiminin ihtişamında onlar bir oyun parkındaki gamsız çocuklar kadar mutlu ve huzurluydu.

Nasıl da gülüyorlardı hesapsızca. Sanki onca acıyı tadan onlar değildi. Teğelsiz uzun gömleklerinden görünen o kanayan dizler onların değildi sanki. ‘Şükraan’ diyorlardı; dilleriyle ve halleriyle mütemadiyen…

Asıl teşekkür edilmesi gereken onların her şart altında Rablerinin rahmetine olan sarsılmaz itimatları, imanları ve amansız zulüm fırtınalarının solduramadığı umutlarıydı.

‘Verenel’ olmak ne muhteşem bir duyguydu; biz beyaz elli ütülü pantolonlu hafif göbekli uzak şehirli ağabeyler işte o zaman anladık. O hepimize tek tek isabet eden umut ve sevgi taşan bir çift gözün, dünya üzerindeki hiçbir nimete değişilmeyecek huzurlu sahiline gönül yelkenlilerimizi indirirken diyorduk ki:

“Ya Rabbi! Bizi sevmeyen ve sevilmeyenlerden eyleme… Bizi verememe uçurumlarına sürükleme… Bizi gönülden verebilmenin sonsuz cennetinde ebedi istirahata çağırdığın soylu ruhlarına yakın eyle.

Mahmut Bıyıklı

Milat

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Özel Haber kategorisine ait diğer haberler
 00:38  Üstad’ın şanına layık bir anma!
 12:34  Hoşgeldiniz canlar!
 14:44  İçerikte derinlik estetikte öncelik!
 09:17  Bir yeniden doğuş merasimi: Umre
 12:43  Dua Edelim!
 12:00  Yenidünya'dan Kutlu Doğum
 09:25  es selamu aleyküm
 10:21  İstanbul’da eğitim çağ atlıyor!
 11:51  Müzik bir başkaldırıdır!
 12:16  Mevlevihanede Genç Düşünceler

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat