Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Gazete Kültür  
Hilmi Yavuz Ataç'ı irdeliyor
Hilmi Yavuz Ataç'ı irdeliyor
21 Aralık 2011 - 10:02:50
Nurullah Ataç, izlenimci bir eleştirmen miydi, yoksa parçalı söz'den (parole de fragment) yana bir denemeci mi?

Ataç: 'İzlenimci eleştiri' mi, 'parçalı söz' mü? (1)

Nurullah Ataç, izlenimci bir eleştirmen miydi, yoksa parçalı söz'den (parole de fragment) yana bir denemeci mi? Bu yazı, bu soruyu yanıtlamak amacıyla değil, irdelemek amacıyla yazılıyor. 

Önce, Ataç'a atfedilen izlenimci eleştirmen kimliğini sorgulamak sözkonusu. Kimdir 'izlenimci eleştirmen', izlenimci eleştirmen kime denir?

Berna Moran, 'Edebiyat Kuramları ve Eleştiri'de izlenimci 'eleştirici[nin] eserden zevk alıp almadığına bak[tığını] ve yapabileceği tek şey[in] de eserin kendisinde uyandırdığı duyguları, yaşantıları anlatmak' olduğunu bildirir. Ataç'ın eleştiri anlayışı, özellikle 1950'lere gelinceye kadar tastamam böyledir: Edebî eser, duygu ve yaşantı anlamında estetik bir haz nesnesidir; eleştirmene güzellik duygusunun hazzını vermelidir. Ataç, kuramsal ya da nesnel eleştiriden yana olan eleştirmenler için ise, 'onlar, okudukları romanları zevk için okumuyor. Sizin dediğiniz gibi üzerlerine aldıkları işi görmek, o işi başarmak için okuyorlar' der.

Berna Moran, izlenimci eleştirinin 'okura dönük eleştiri' olduğunu belirtir: 'Okura dönük izlenimci eleştiri ise kuralcılığa, bilimselliğe ve nesnelciliğe karşı bir tepkidir diyebiliriz. Zevk kuramı nasıl bir yanı ile sanat için sanat görüşüne yatkın ise, izlenimci eleştiri de eleştiri için eleştiri olma eğilimindedir.'

Gerçekten de 1950'lere gelinceye kadarki eleştiri yazılarının, izlenimci ya da öznel eleştiri bağlamında yazılmış olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır. 'Eleştirmeci' başlıklı yazısında Ataç, salt roman, şiir, öyküyü değil, eleştiriyi bir 'sanat eseri' olarak kabul ettiğini belirtir ve [Keziban'ın ağzından] şöyle der: 'Eleştirme herkesin, sanata ilgi gösteren herkesin hakkıdır; ama sizin eleştirmecileriniz o hakkı hak diye değil, bir çeşit ödev diye ileri sürüyorlar[...] Doğrusu, dedi, eleştirmecileri de okurum, sözünü ettikleri kitap üzerine bir fikir edinmek için değil, öyle bir şey aramam onlarda, ama içlerinde tatlı tatlı yazan, hoş sözler bulup söyleyen adamlar vardır, onları okumak hoş olur. Sizin anlayacağınız, eleştirmeyi de bir sanat eseri diye, zevkim için okurum.'

Bu durumda Ataç'ın eleştiri metnini, deneme olarak kabul ettiğini önesürmek mümkündür. Dahası, Ataç, bir metni haz alma düzeyinde değerlendirebilmek için, sonuna kadar okunmasına gerek olmadığını da savunur: 'Münekkit, hükmünü vermek için, bir eseri baştan aşağı okumaya hiçbir zaman mecbur değildir. Bir kısmını okumakla o kitabın havasını anlar, kıymet görüyorsa o zaman okur: O zaman zaten istese de bırakamaz ki!'

Ataç'ın eleştirmenliğinin en kışkırtıcı ve elbette düşündürücü yanı, onun çelişkiye düşmekten sakınmıyor olmasıdır. Özellikle Divan şiiri konusunda Ataç'ın, hiç kuşkusuz, bilerek içine düştüğü söylenebilecek olan çelişkileri nasıl açıklayacağız?

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Gazete Kültür kategorisine ait diğer haberler
 22:59  Amacımız Kur’ân’a ve Sünnet’e gitmek!
 10:59  Kalbin Direnişi ne asil direniş!
 10:07  Kocaya secde en güzel bişey
 02:05  Dizilerdeki Üç Tehlike: Masa, Kasa, Nisa
 11:43  Adem Olmak!
 10:23  Gökyüzü Kervanları
 23:01  Şiir Dergâhı’nın Samimi Dervişi
 10:06  Seni seviyoruz başkanım!
 11:20  Büyük Birlik İslam’la gelir
 16:24  Milli Gazete'yi seviyoruz!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat