Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Soru-Cevap  
Büyük ideallerimiz var!
Büyük ideallerimiz var!
29 Aralık 2011 - 21:25:04
Türkiye'de güzel şeyler de oluyor...

Meyve tohumlarının bile bozulduğu bir çağ kesitinde tabii ki, uzundur ilmin ve alimin yasını tutuyoruz. Ebeveyninden öksüz yavrudan daha büyük bir yoksunluk yaşayan İslam ümmeti, bol reytingli ekranlarda din tüccarlarını gördükçe peygamber varisi alimleri her zamankinden daha fazla arar olmuştur. Şükürler olsun ki, bugün alanındaki belki iki üç örnekten biri olan bir şeri ilimler akademisi var; İlimevi. Henüz yolun başındaki ilim irfan mektebinin kurucu hocası Muhammed Yazıcı ile konuştuk.  

Dilerseniz tanıtım sorusuyla başlayalım. İlimevi İslami İlimler Eğitim Akademisi ne zaman ve hangi ihtiyaçtan doğdu?

İlimevi 2009’da doğdu. Henüz iki iki buçuk yaşında ve yeni yeni yürümeye, konuşmaya başladı. Aslında son yüz yılı bir kenara bırakırsak, Efendimizin (s.a.v) bisetinden bugüne ilimevinden yoksun bir zaman dilimi gösterilemez. Bu faaliyet Daru’l Erkam olarak başlamış, Ashabı Suffe olarak devam etmiş ve en sonunda ders programı, kütüphanesi, reviri ve yurduyla medrese olarak sistemli bir yapıya kavuşmuştur. Bu açıdan bakıldığında yaklaşık bin yıllık geçmişi vardır İlimevi’nin.  

Peki doğuşuna zemin hazırlayan ortam ve gerekler nelerdir? Özellikle akademik eğitimi baz alarak sormuş olalım.

Bunun cevabı için biraz geriye dönmemiz gerekiyor. Malüm, dünya tarihinin en önemli hadiselerinden biri olan Rönesans hareketi ile birlikte Modernizm ortaya çıktı. Hiç şüphesiz Modernizim en yıkıcı etkisini İslam dünyası ve Müslümanlar üzerinde gösterdi. İslam dünyası Batının elde ettiği bilimsel ve teknolojik gelişmenin ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ekonomik ve sosyal refah seviyesinin gerisinde kaldığı yönünde bir sorun gündeme taşındı.

Bunun sebebi olarak ne görülüyordu?

Müslüman aydın ve ilim adamlarının çok azı müstesna bir çok kişi tarafından bizim geride kalmamızın faturası geleneksel İslam anlayışına kesildi. Geleneksel İslam anlayışımız doğrultusunda dine ve dünyaya bakışımız Müslüman coğrafyayı onlara göre modern dünyadan geri bırakmıştı.

Sorun buydu. Peki çözüm olarak ne önerildi?

Çözüm olarak din algımızın tıpkı Batıda olduğu gibi yeniden sorgulayıcı bir dille gözden geçirilmesi gerektiğine inanıldı. Bu ilk başta bizim ictihat, taklit gibi bazı kavramları yeniden düşünmemiz gerektiği şeklinde başlamışsa da, asıl yıkıcı etkisini daha sonra göstermiştir. Komple dinin sosyal ve siyasal hayattan uzaklaştırılması ve ancak vicdani bir mesele olduğu sonucunu doğurmuştur.

Bu arada Oryantalizm, genelde Doğu ve özelde İslam araştırmaları bahsettiğiniz süreci nasıl etkilemiştir?

Önemli bir soru bu. Oryantalizmin Modernleşmeyle yakından irtibatı sözkonusu. Çıkışı Modernizimle aynı döneme rastgelir. Batıdaki hemen hemen her üniversitede Oryantalizm fakültesi açılmış ve bu fakültelerde her türlü imkan seferber edilerek İslam üzerinde araştırmalar yapılmıştır.

Bir rakam veriliyor mu bu araştırmalar için?

Hacimli çalışmalar için veriliyor. Bugüne dek İslami ilimlerle ilgili çalışmaların altmış bini bulduğu söylenir. Bu rakam kitap hacmindeki eserler için geçerli. Makale ve tezlerin sayısını tutmak zaten imkansız.

Cumhuriyetin ilanından sonra nasıl bir tesir sözkonusu oldu?

Oryantalizmin cumhuriyetin ilanından sonra İslami bilinç ve düşünce sisteminin oluşumunda büyük tesiri olmuştur. Yaklaşık yedi asır medeniyetimizin oluşum ve gelişiminde büyük etkisi olan medreselerin kapatılmasıyla dini eğitim sekteye uğramıştır. Daha sonra 1950’lerde yeniden canlanma sürecinin başladığını görüyoruz. Bunlar tabii ki, laik devlet bünyesinde açılan İslami eğitim kurumlarıydı.

Bu üst iktidar çatısı bahsettiğiniz kurumlarda yetişen insanların ilmi yönünü nasıl etkilemiştir? Şunu soruyorum: Mesala Anadoluda cumhuriyet sistemi veya modern Türkiye imajı pek tutmamıştır büyük kentlere göre. O kurumlarda yetişen ilim adamlarının kimliğine ne yönde etkisi olmuştur bu üst sistem çatısının?

Sorunuza ‘ilim adamları’ ifadesini ‘teologlar’ veya ‘ilahiyat uzmanları’ şeklinde tashih ederek cevap vermiş olayım. Bu aynen Ali Fuat Başgil’in kullandığı bir tesmiyedir. Buralardan ilim adamı değil, biraz önce bahsettiğimiz Oryantalizmin etkisinde, hatta çoğu zaman ilim adına yaptıkları tek şey, Oryantalist görüşleri tercümeden ibaret olan teologlar yetişmiştir.

Bugüne gelelim hemen. Sözkonusu resmi kurumların bugünkü hali nedir sizce?

Şimdilerde eskiye nisbeten biraz daha kendimize ait değerlerin fikir işçiliği yapılıyor olsa da hem akademik, hem  ahlaki açıdan gelişmiş, milletine rehberlik yapacak seviyede ilim adamları  yetiştiğini söylemek maalesef mümkün değil buralardan. Biraz uzun bir cümleyle şöyle özetleyeyim bu profili: Varlığı sadece görünen dünya perspektifinden okuyan ve bilginin ancak kutsaldan azade bir bakış açısıyla elde edilebileceğini telkin eden uygarlığın hegomonyasına boyun eğmiş bir anlayışın mümessilidir bahsettiğimiz mevcut eğitim kurumları. Buralardan doğal olarak, temelini gayba imanın oluşturduğu bir medeniyete ve bin küsur yıllık tarihi olan ilmi müktesebata dışlayıcı ve küçümseyici bakan ve mevcudiyetini bu uygarlığın değer yargılarıyla çatışma teşkil etmeyecek bir yaşam tarzına medyun hisseden fertler yetişmektedir.

Herhalde İlimevi’nin tam olarak doldurduğu boşluk burası.

Ben de tam oraya gelecektim, isabet oldu. İlimevi bu hassas noktada medeniyetimizin önemli unsurlarından biri olan ilim anlayışımıza yeniden bizi biz yapan değerler bütünü içerisinde bakabilmeyi ve bu yolla devşirdiği  semerelerle fert ve toplumun eksenine sahih bir İslami bilinç yerleştirmeyi hedefliyor.

İsterseniz biraz daha detaylandıralım bu ayrımı. Diğer medrese ve İslami eğitim kurumları yanında İlimevi’nin farkı nedir?

Bunun cevabı Türkiye’de mevcut İslami ilimler eğitim faaliyetinin türlerinde ve bunların ağırlık verdiği alanlarda yatıyor. Öncelikle tüm İslami müesseseleri tebrik ettiğimizi, hepsi için hayır duada bulunduğumuzu belirtelim.  Nasıl ki, insanlar farklı kabiliyet ve fıtratta yaratılmıştır; söylemler ve müesseseler de böyledir. Şimdi ülkedeki mevcut yapıya geçelim. Cumhuriyetten sonra Türkiye’de İslami eğitimde iki metot takip edildi. Birincisi, İslam tarihini, İslam’ın ana ilkelerini yüzeysel bir biçimde öğretme ve bu şekilde din hakkında genel bir malümat oluşturma yolu. İkincisi, İslami ilimlerin hemen bütün alanlarını bizzat medeniyetimizin temel taşları olan kendi kaynaklarından öğrenme ve böylelikle bilgiyi birinci elden sağlama yoludur.

Birinci yolu takip eden bir çok vakıf ve derneğe karşılık ikinci yolun takipçilerini pek bilmiyoruz.

Bu diğeri yanında yok denecek kadar az sayıda kurum, kuruluş ve cemaat tarafından takip edildi. Çünkü  bu metod hem uzun, hem meşakkatlidir. Meyvesi daha geç, maratonu daha uzundur. 

Bu yolun metodu ve özellikleri neler peki?

Bu metotta temel İslami metinleri okuyabilecek derecede Arapça bilgisine sahip olmak gerekir. Bu ikinci yol üç beş senede edinilecek formasyon değildir. Ciddi bir metodoloji bilgisi, kadro ve uzun süre sebat gerektirir.

Arapçanın önemine sıkça vurgu yapıyorsunuz. Onsuz ilimlerde ilerleme kaydetmek mümkün değil mi?

Arapça vahyin dili olduğu için, İslami müktesabatın yüzde doksanı o dilde yazıldığı için vazgeçilmezdir. Şöyle söyleyeyim: İslami ilimleri Arapça kaynaklarından öğrenip öğretmeyen bütün sistemler bilgiyi ikinci elden tahsil etmiş demektir. Arapça bilmeden bir insanın değil alim olması, dini mevzularda söz söyleme yetkisine sahip sıradan bir din adamı olması bile mümkün değildir. Arapçayı öğrenmeden alınan İslami eğitim kişiyi din hakkında ancak malümat sahibi yapar, ilim sahibi yapmaz.

Bu yolu takip eden yapılardan bahsedelim biraz da isterseniz.

Sözkonusu yapıları iki başlık altında toplamak mümkün. Birincisi, ilahiyat fakülteleri, ikincisi gayri resmi medreseler. Medreseleri de Doğu usulü ve Karadeniz usulü olmak üzere iki ayrı alt başlık altında değerlendirmek gerekir.

Başlıklar özeline inelim biraz.

Başlıklar özelinde konuşursak, mesela genel olarak ilahiyat eğitimi talebeye özgüven kazandırması ve modern dünya perspektifi, hakim paradigma bilinci edindirmesi açısından medreseden daha ileride. Medrese talebesi ilahiyat öğrencisine göre daha asosyal ve modern dünya gelişmelerinden habersiz. Buna karşılık medrese, ilimle beraber edebi aldığı için bereketi daha fazla ve en önemlisi ilahiyattaki oryantalist ve modernist etki burada yok. Tabi bunlar sadece birkaç özellik. Önemli olan artıları toplayan bir orta yol izlemek. Biz bunu şu paragrafla İlimevi’nde sentezliyoruz: İlimevi, ne modern bir ilahiyat ne de tıpkı geleneksel bir medresedir. İslam’ın evrensel doğrularını çağdaş paradigmalara kurban etmediği gibi gelişen ve dönüşen tabi ihtiyaçlara da sağır kalmaz. İlimevi vahyin temel kaynaklarından ideal hayatın düsturunu devşirir. Camiyle sokağın, pozitif bilimlerle şeri ilimlerin, selefle halefin, zahirle batının özlenen meczine vakfeder kendini.

Buraya kadarı anlaşıldı. Ya İlimevi sonrası? Buradan mezun olan arkadaşlar neler yapacak?

İlimevi’nin eğitimini verdiği İslami ilimler, insana yaşadığı çağa ve içinde bulunduğu dünyaya İslami değerler ekseninde bakmayı, kendi kavramlarıyla konuşmayı, hadiselere İslami eğitimin kendisinde oluşturduğu bilinç ve algıyla yaklaşmayı kazandırdığından buradan çıkacak arkadaşların tamamı için tek bir şey söylemek doğru olmaz. Her talebe kendi fıtratının muktezasınca, kişisel kabiliyetinin durumuna göre yol alacaktır. Zaten bir kısmı lise, bir kısmı dışarıdan ilahiyat okuyor.

Yani buradan bir şair, filozof, vaiz, hatip, davetçi ve imam çıkabilir diyorsunuz?

Evet, buradan başbakan bile çıkabilir (gülüşmeler.) 

İleriye yönelik hedefleriniz neler?

İlimevi’nin en önemli hedefi, fakültelerini çeşitli İslami ilim dallarının oluşturduğu büyük bir üniversite olmaktır. Ferdin gündelik yaşantısındaki doğru ve yanlışı mimleyen ilkeleri ve toplumun, aslında tüm bir devlet yönetiminin fikri altyapısını oluşturan bir üniversite. Yani hem göndelik hayata, hem toplumsal gidişata, hem de siyasete yön veren bir üniversite. Burada işte bu hayalini kurduğumuz üniversitenin eğitimci kadrosunu yetiştiriyoruz. İlimevi bünyesinde yetişen arkadaşlar bu üniversitenin lider kadrosunu oluşturacaktır inşallah. Bu cevap aynı zamanda önceki sorunuz için de geçerli.

Genelde ihmal edilen bir alana, genç hanımların Arapça şeri ilimler eğitimine geçmek istiyorum. Bu noktada hafız olmuş veya şeri ilim gönüllüsü genç hanım kardeşlerimize bölüm açılması düşünülüyor mu?

Aslında hedeflerimizle ilgili sorduğunuz soruyu, ileriye dönük şeklinde yönelttiğiniz  için yakın ve orta hedeflerden değil de, nihai hedefimizden bahsederek cevapladım. Evet, yakın hedeflerimizden bir tanesi de İlimevi’nin hanımlara yönelik bölümünü oluşturmaktır. Çünkü bu müesseseyi gerekli kılan en önemli faktör, mevcut resmi din eğitimi veren müesseselerin yetersizliğidir. Malüm, Türkiye’de kadınların eğitim almaları için ilahi yasaları çiğnemeleri kendilerine dayatıldığından maalesef bu yetersiz diye nitelendirdiğimiz eğitimden bile mahrumlar. Elbette onlara yönelik böyle bir çalışma acilyetle gerekli. Rabbim bu hizmeti bize bahşeder inşallah.

Buraya kadar akademik eğitimden bahsettik. Peki sokaktaki insan İlimevi’nin neresine düşer? Halkın konumu ve desteği hakkında ne düşünürsünüz?

Halk kuşkusuz her hareket ve kuruluşun devamında önemli rol oynar. Halk tarafından makes bulmayan bir toplum kuruluşu ne kadar sağlam bir bünyeye sahip olursa olsun, yok olmaya mahküm. Bu yüzden sokağı ve sokaktaki insanı ihmal etmemiz düşünülemez. Başta evlerde olmak üzere, köy derneği, sivil toplum veya çeşitli dayanışma kuruluşlarında, tabi en önemlisi camilerde imkanlar nisbetinde tefsir, hadis, ilmihal, akaid dersleri ve sohbet programları düzenliyoruz.

İlimevi dergisi nerede duruyor bu arada?

Dergi yayınımız akademi ile halk arasında köprü vazifesi kurma düşüncesiyle teşekkül etti. Dergiyle birlikte ilim adamları ile halk arasında bir buluşma ve kucaklaşma sağlanacaktır inşallah. Bu şekilde bin küsür yıllık kökü olan İslami ilimlerden devşirilen hakikat huzmeleri halkımıza sağlıklı biçimde ulaşmış olacaktır.

Hayli dolu bir söyleşi oldu. Son olarak İlimevi’ni bir paragrafla özetlemenizi istesek cevabınız nasıl olurdu?

İsterseniz yukarıda söylediğim bir cümleyi tekrar edeyim. Çünkü o cümle yaptığımız işi çok iyi özetliyor. İlimevi ne modern bir ilahiyat, ne de tıpkı geleneksel bir medresedir. İslam’ın evrensel doğrularını çağdaş paradiğmalara kurban etmediği gibi, gelişen ve dönüşen tabi ihtiyaçlara da sağır kalmaz. İlimevi vahyin temel kaynaklarından ideal hayatın düsturunu devşirir. Camiyle sokağın, pozitif bilimlerle şeri ilimlerin, selefle halefin, zahirle batının özlenen meczine vakfeder kendini.

Muhammed hocam, çok teşekkür ediyoruz. Tüm İlimevi hoca ve talebelerine Rabbimiz muvaffakiyet nasip eylesin.

Amin. Ben de teşekkür ediyorum.

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Soru-Cevap kategorisine ait diğer haberler
 14:44  Neyin sırrı nedir?
 14:35  “Müslüman bir delikten iki defa sokulmaz”
 12:31  “Kadere inanan kaderden emin olur”
 16:29  “Merhamet etmeyene merhamet edilmez”
 10:47  "Haline şükretmeyen mesut olamaz"
 12:16  “En üstün îbadet ilim tahsil etmektir”
 12:50  "Güler Yüz Sadakadır"
 14:51  "Kendin için istediğini kardeşin içinde iste"
 20:31  Salat selam O'na olsun!
 10:12  Devlet Yaşama iksirimizdir!

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat