Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Özel Haber  
 İlim ve Hikmetin Kalesi
İlim ve Hikmetin Kalesi
11 Ocak 2012 - 10:24:02
İlmin ve Hikmetin Kalesi Rıhle Dergisi'ni seviyoruz…

‘Üç aylık ilim kültür medeniyet dergisi’ olarak kendini tanıtan Rıhle, dört yıldır yayıncılık alanında önemli mihenk taşlarından biri oldu. Ehli Sünnet dünya görüşünün günümüzdeki en tutarlı eksenlerinden biri olan Rıhle dergisi, modern çağın yalnızlaştırıcı rüzgarlarına direnirken tutunacağımız sağlam bir dal, tek kanatlı ilmin pek talip olduğu ifadeyle ‘güvenirlik ve geçerlik’ sahibi zarif bir dergi. 

Bütün müesseseler gibi dergiler de gönül verenlerinin rengini kokusunu tadını üzerinde taşır. Değerli alim ve arif hocamız Dr. Ebubekir Sifil’in ve ilim ehli dostlarının o müstakim duruşu, derginin resmi kimliğinden çok öte bir derinlik kazanmasına vesile oluyor. Seyr Fm mikrofonlarında Yaşayan Hatıralar programı çerçevesinde bir söyleşi gerçekleştirmiştik Sifil Hoca ile. Orada bir ilim hizmetkarının nasıl yaşaması gerektiğini kendi hayatından örneklerle anlatmışlardı. Ehline ıyaline ayrılan zamanın dışında bütün vaktini nasıl ilim yolunda mücahede ile geçirdiğine hayretle ve hayranlıkla şahitlik etmiştik. 

Köleleri itaati sebebiyle sultan eden Allah! 

Ebubekir Sifil hocamızın şahsında bütün Rıhle kadrosunda beni etkileyen şeyi ifade etmenin bir vefa borcu olduğunu düşünüyorum: Eskiden bazı alimler için ‘zülcenaheyn’ denilir ve iki kanatlı bir ilme sahip diye takdim edilirlermiş. Yani ilmin hem zahirine hem batınına vâkıf kişi anlamında. Bugünün dünyası sadece zahir ulemasına itibar etmek suretiyle ilmi yatay bir düzleme hapsetme yoluna gittiler. Halbuki nebevi ilim dikey bir açılıma sahipti. ‘Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu’ sırrınca, Rabbini tanımak gayesiyle yaratılan şuurlu insan, bunun istisnasız yolunun nefsinin tezkiyesi, kalbinin tasfiyesi olduğunu bilirdi. Asırlarca ‘ilim’ bu manada Allah’ı tanımaya götüren bilginin adı olmuştu. Bugün ise kişiyi Rabbinden uzaklaştıran her ne malumat var ise adı ‘ilim’ oldu.

Eskiden hiçbir hakiki alim, bir rehbere tabi olunarak ‘sadrın genişlemesi’ suretiyle erişilen bu ilm-i asliyi reddetmez idi. Hz. Yusuf as “Ey sultanları isyanı sebebiyle köle eden Allahım! Ey köleleri itaati sebebiyle sultan eden Allahım!’ diye Rabbine seslenirmiş diye kayıtlara düşmüş. Kendine ledünni ilim verilen bir peygamberin bu zarif duasının içerisinde de görüyoruz ki azizlik mertebesi, ancak nefsinin kuyularında, zindanlarında gezindikten sonra varılan bir itaate, teslimiyete muhabbete ve ihlasa bağlı. Bu sebeple olsa gerek manevi tezkirat kitapları, başı gökleri delen, ilmini nefsine koyup kendine mal eden zahir alimlerin mahrumiyetlerini anlatan kıssalarla dolu. 

Haddini bilen adamların dergisi 

Velhasıl, Rıhle dergisi benim için ahde vefalı sağlam kalbli, ‘haddini bilen’ adamların dergisi. Bu bakımdan her satırını atlamadan okuduğum, okuyamadığım zamanlarda farzlaşmış bir nafile ibadetten ayrı kalmışım hissi taşıdığım birkaç dergiden biri. 

Şu anda elimizde 13. sayısı bulunuyor. ‘Ümmetin Varlık Zemini: İslami İlimler’in ele alındığı muhtevalı bir sayı ile baş başayız yine. Hakiki cümleler dolaşıyor bu sayının damarlarında da… Mealen aktaracağımız şu hükmün dikkatle altı çizilmesi gerekiyor kanaatimce: ‘İslam dünyası, kendi sahici zemini üzerinde var olma iradesine sahip bulunuyor ama ne yazık ki bu iradeyi zinetlendirecek techizattan mahrum kalmış durumda.’ Bir donanım gerekiyor. Ne için?  Modern dünyanın karmaşık sistemler dengesine İslam’ın varlık anlayışını bütün evrensel çapı ile yerleştirebilecek zihni ve kalbi süreçleri tanzim edebilmek için… Postkapitalizm kapıda. Tık tık diye değil, tak tak diye kapıya dayanmış durumda, açsak da açmasak da içeriye girmeye azm ü cezm ü karar etmiş durumda. Kimsenin müslümanın dini ile ilgilendiği yok; ilgi alanları kahir Müslüman çoğunluğu alet ederek gelecek pastadaki payın büyüklüğü… 

Sifil Hoca, ‘İslami ilimlere ihtiyacımız var’ diyor. Su gibi ekmek gibi teneffüs etiğimiz hava gibi ihtiyacımız var. İslami ilimler müslümanın yitik malı, olmazsa olmazı… Bir de bundan yeniden haberimiz olsa… 

Üniversite ilim vermez, diploma verir 

‘Nerden başlamalıyım’ diyen bir müslümana kapı aralamak üzere Sünnetin ‘ümmet’ olabilmenin hüküm ve ölçüsü olduğuna dair Talha Hakan Alp’in yazısının da keyifle okunacağına inanıyorum. 

Sri Lankalı Nakşibendi alim, Din Muhammed Hoca’ya yapılan mülakat, derginin bu sayısının önemli bir bölümünü oluşturuyor: Önce dinler arası çatışma tezini ortaya attılar. Sonra müslümanı diyalog adı altında tavizlere sürüklediler. Ve stratejik olarak da kolunu kanadını kırdılar… İslam dünyasında ruh terbiyesini göz ardı eden bütün ıslah projeleri başarısız olmaya mahkum olacaktır. İlaç tasavvuftadır. Seküler bakış açısının dini, menfaatleridir..Her insan Kitap ve Sünnet’ açıp okur anlar ve ictihad eder yaklaşımı ilmi sathileştirmiştir. Üniversite ilim vermez, diploma verir… gibi önemli fikir istikameti taşıyan yorumların yanı sıra müslümanın hakikaten kayıp hazinesi olan ve zahir ulemasının en çok taarruzda bulunduğu bir ruh eğitim yöntemi olarak ‘rabıta’ konusunda önemli izahlar bulunuyor bu güzel mülakatta. 

Velhasıl Rıhle, yine şanına yakışır konuları muhtevasına uygun tarzda açık ve anlaşılır şekilde hem de coşkumuzu arttıracak aşk ile sunmuş bizlere. 

Rabbim himmetlerini âlî, hizmetlerini daim eylesin inşallah.

 

Mahmut Bıyıklı

Milat

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
 yavuz toksöz / gerçek dergi
 rıhleyi okuyoruz. gerçekten ehli sünnet vel cemaat çizgisine büyük hizmetleri var. yazı ekibin fikri istikametlerini güzel anlatıyor. teşekkürler bütün güzel insanlara...
11 Ocak 2012 - 11:13:09


     Özel Haber kategorisine ait diğer haberler
 00:38  Üstad’ın şanına layık bir anma!
 12:34  Hoşgeldiniz canlar!
 14:44  İçerikte derinlik estetikte öncelik!
 09:17  Bir yeniden doğuş merasimi: Umre
 12:43  Dua Edelim!
 12:00  Yenidünya'dan Kutlu Doğum
 09:25  es selamu aleyküm
 10:21  İstanbul’da eğitim çağ atlıyor!
 11:51  Müzik bir başkaldırıdır!
 12:16  Mevlevihanede Genç Düşünceler

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat