Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Hayat Kültür  
Mutlu aşk vardır!
Mutlu aşk vardır!
16 Ocak 2012 - 13:53:09
Böyle Beye de Böyle Hanıma Can Kurban…

                                                                               

Akıllı, edepli, dininin emirleri damarlarında kan gibi dolaşan Dede Korkut Destanlarından çıkıp gelmiş gibi yiğit hanım ve beylerin evlilik destanları her zaman ilgimi çeker olmuştur. Peygamerimiz Efendimiz ile güzeller güzeli Haticesi, Aişesi gibi dirayetli hanımların sanki yeryünden çekileyazdığı hüznüne kapıldığım için belki… Belki iftihar tablosu böyle evliliklerin çoğalmasına olan tutkumdan dolayı, onları hem dinlemeyi hem nakletmeyi kendime vazife edinmişimdir. İşte en sevdiğim hikayelerden biri Aziz-şan ve Züleyha-baht’ın destansı kıssası: 

Arap âlimlerinden Aziz-Şan adında genç yaşına rağmen irfanı ve firaseti ile tanınan zamanının yegânesi bir zat vardı. Aziz-Şan arif ve kâmil bir âlim olduğu gibi müstesna yaratılışlı,  güzel ahlâklı, son derece edepli, teslimiyet sahibi  bir insan ve çok hayırlı bir evlattı. Bugüne kadar hep anne babasının yüzünü ağartmış ve onların rızasını Hakk’ın rızasına açılan bir kapı olarak kabûl etmişti. Oğullarıyla  iftihar eden anne babasının şimdi tek dilekleri vardı; biricik evlatlarının mürüvvetini görmek. Onun için yakın çevrelerinden, kendilerinin de tanıyıp uyuşabileceği munis, yumuşak huylu kendi hâlinde bir gelincik şeçmişlerdi. Bu helâl süt emmiş temiz insan, oğullarını için olabilecek en uygun hayat şartlarını fazlasıyla sağlıyordu onlara göre. Fakat Aziz çocukluğundan itibaren kendine bir söz vermişti. Hayatı, insanları ve Yaratıcısını en yüksek seviyede anlayacak kadar akıllı ve bütün meziyetlerine rağmen kendini insanların en kusurlusu görebilecek kadar kibirsiz, olgun, mütevazı, olduğu gibi görünen gerçek ihlâs sahibi bir insanla evlenecekti. Bu onun Rabbiyle arasında bir sözdü âdeta. Aziz ilk defa olarak kendisiyle beraber anılan “şen” lakabının hakkını veremiyordu. Anne babasının rızası dışında  bir karara doğru yürümek onu çok hüzünlendiriyordu. Uzun uzun onlara derdini anlatabileceği en güzel üslûbu düşündü durdu. Bir akşam vakti anneciği uzun müddettir gözleriyle sürdürdüğü sesiz yakarışlarını kelimelere döktü: 

Haticesini Bulan kazanmıştır 

Ey Aziz’in kulu, şanlı, şen yavrum!. Allâh bize nimetlerini bin bin yağdırdı. Evlatların da en hayırlısını nasip etti. Ama her başlangıcın bir sonu var. Bizim de bir ayağımız toprağa yaklaşmıştır. Başını bağlayıp mürüvvetini görmek isteriz! Aziz, canından aziz bildiği,kendisi hiçin her türlü külfete katlanmış bu vefâkâr insanlara içi titreyerek baktı ve  

“Can anacığım, babacığım! dedi.  Bugüne kadar gönlünüzün muradını Rabbim benim gönlüme de yazmıştır. Dileğiniz dileğim olmuştur. Sözünüz ve rızanız candan, baştan azizdir benim için. Ama bu konuya gelince gönlüme söz geçiremez oldum. Muradım, Efendimiz Muhammed Mustafa gibi 25 yaşında ve Hatice valideniz gibi Allâh katında seçilmiş yüce ruhlu bir eş ile evlenmektir. Evlilikte can şenliği aramıyorum , gölgesinde gölgelenilecek yiğit bir Hak dostu, bir Rabia arıyorum. Gönlüme eş, yoluma yoldaş, Rabbime sırdaş özlüyorum. Gönlümün bu dilekçesini ezelde Rabbim mühürlemiştir. Kalem yazmış kurumuştur. Beni bunda mazur tutmanız sizden tek isteğimdir. 

Ne dersin bu ekinler yendi mi 

Söz, Nur Muhammed’in ismine gelip bağlanınca söylenecekler de tükenmiştir. Aziz-Şan, anne babasıyla helâlleşerek ezel eşini bulmak üzere vadesini ve sonunu Rabbinin bildiği bir yolculuğa çıkar. Yolculuğunun bir kısmında kendisine bir adam yoldaş olur. Aziz-Şan adama şöyle sorar: 

Ey benimle yoldaş olmak isteyen kişi, sen mi beni arkana yüklenirsin, yoksa ben mi seni? Adam: - Ey cahil kişi, binici olan binici olanı yüklenir mi hiç? der ve onu susturur. Sonra beraber bir ekin tarlasına gelirler. Aziz-şan arkadaşına: - Ne dersin bu ekinler yendi mi, yoksa yenmedi mi ? der. Arkadaşı: - Ey cahilliğine iyice emin olduğum kişi, görmüyor musun, ekin başağında duruyor, der ve sözü durdurur. Sonra bir cenaze ile karşılaşırlar. Aziz-şan aynı kendinden emin tavrıyla bu sefer de arkadaşına: - Ne dersin, bu cenazenin sahibi diri midir, yoksa ölü müdür? diye sorar. Adam: -Senden daha cahil insan görmedim. Görmüyor musun, onu kabristana götürüyorlar. Elbette o ölüdür, der. 

Aziz-Şan Züleyhâ-Baht’a yakıştı 

Adamın yolculuğu bitmiş ve evine varmıştır. Bu kimselere benzemeyen garip yol arkadaşını evine misafir eder. Adamın Züleyha-Baht isimli yedi iklimin aklını başından alacak güzellikte, sözü elmas gibi tartıp anlayan ve söyleyen akıllı, sabırlı, eli yüreği ve açık bir kızı vardı. Babasının her konuda dert ortağı ve akıl hocasıydı. Babası kızına yolculuk sırasında tanıştıkları bu garip hâlli güvenilir kişinin acayip sözlerini anlattı. Firasetli kız dinlediği sözlerdeki  ince mânâları hemen çözüverdi ve babasına: 

O, doğru söylemiş, dedi. Senden ancak öğrenilmesi şart ve mümkün olan şeyleri sorup öğrenmek istemiş: Beni sırtına alır mısın, yoksa ben mi seni sırtıma yükleneyim sözünün mânâsı, “sen mi bana konuşur, nasihat edersin, ben mi sana konuşayım?” demektir.  Ekin yendi mi, yoksa yenmedi mi, demesinin mânâsı, “Onun parasını helâl yolda kullandılar mı, yoksa kullanmadılar mı?” demektir. Cenaze hakkındaki sözüyle ise “Arkasında ismini ve hatırasını devam ettirecek birisini bıraktı mı?” demek istemiştir. 

Kızın babası Aziz-Şan’ın yanına çıktığı vakit, ona kızının aralarında geçen konuşmayı nasıl tefsir ettiği anlattı. Aziz, henüz görmediği bu insanın ince zekâsı ve anlayış kuvvetine hayran kaldı ve onu kendisine aile yapmayı arzuladı ve kızı babasından istedi. Babası razı olup güzellikte ve firasette birbirine benzeyen bu iki insanı birbirine nikâhladı. Aziz-Şan eşini alarak memleketine döndü. Onların maceralarını öğrenen herkes gıpta ve hayranlıkla “Aziz-Şan Züleyhâ-Baht’a yakıştı.” dediler ve bu söz, insanlar arasında darb-ı mesel olarak kaldı. 

 

Elif Bilge Ceylan

HaberKültür.Net

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
 ayşesinem / niye olmasın
 gerçekten çok etkileyici. iman meselesi herhalde. bizler zayıf bir nesiliz. şuursuzuz. dua gibi bir yazı. çok etkilendim.
16 Ocak 2012 - 14:00:22


     Hayat Kültür kategorisine ait diğer haberler
 20:43  Uyan Şairim Uyan
 21:30  Çağları Aşan Bir Veli
 08:27  Said Havva büyük alimdi
 22:18  Sütçü İmam'ı nasıl bilirsiniz?
 17:31  O Kalemdar'dı!
 13:53  Mutlu aşk vardır!
 07:19  Bir Kur’an aşığı daha sırlandı
 12:23  Akif önce kuldu
 13:12  Budizmden İslam’a gelen can
 09:31  Her öyküsü beni ağlatmıştır

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat