Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Haber Kültür  
Dayak cennetten çıkmamıştır
Dayak cennetten çıkmamıştır
06 Şubat 2012 - 08:31:36
‘Suyu okşarsın ama toprağı mecbur çapalarsın’...

ÇOCUK EĞİTİMİNDE HASAT ZAMANI

‘Suyu okşarsın ama toprağı mecbur çapalarsın’... Böyle dermiş büyükler… Uzun zamandır dikkatimi çekebilen nadir sözlerden oldu bu zarif ama çok anlamlı söz. Düşündüm de ne güzel söylemiş büyüklerimiz. Çocuklar üzerinden düşünürsek, su gibi bir çocuğa sevgini gösterirsin karşılığını alırsın ama toprak gibi bir çocuğu yetiştirmenin yolu çok daha farklı olmak zorundadır. Çünkü toprak okşamakla meyvesini vermez. Çapalanmak, havalandırılmak, ayrık otlarını temizlenmek ister. 

Tam bu noktada ne zamandır gündemimde olan bir konu geliyor aklıma. Ceza... Türkçe’de ne kadar ürkütücü bir anlam kazanmışsa da ceza Arapça’da ''bir şeyin karşılığı'' demektir. Türkçe’ye geçmiş pek çok kelime Arapça’da farklı manalara gelmektedir.

Mesela ‘müessese’ dedikleri zaman bizimle aynı şeyi kastetmezler. Bir şeyin ‘temel’i anlamında kullanırlar. Arapça, çok işlek ve mecaz sistemi çok kuvvetli bir dildir. Bu yapısıyla onun neden Kuran dili olduğunu da anlayabiliriz. 

Ceza kelimesi Kur’an’da pek çok yerde ‘karşılık’ anlamında kullanılmıştır. Bakara Suresi 66. ayette olduğu gibi ceza sadece bir uyarı ve nasihattır insanlar için. 

Dayak cennetten mi çıkmıştır 

Konumuza dönersek, toprak gibi çocuğun çapası da onu sevdiği şeylerden mahrum etmektir aslında. Burdan yola çıkarsak hak mahrumiyeti çocuklar için en uygun metottur.

Mesela bir çocuk ödevlerini yapmıyorsa onun televizyon ‘hakk’ı elinden alınmalıdır. Elbette ki televizyon ‘hakk’ statüsünde meşru bir ‘ödül’ değildir. Yine bu durum ‘hak mahrumiyeti’ne bir örnek olarak gösterilebilir. 

Atalar sözü olacak kadar toplumsal bilincimize işlemiş ifadesiyle "dayak cennetten çıkmadır" demesek de çocuğu kısıtlandırmanın gerekli olduğu durumların mevcudiyeti de kabul edilmelidir. Çünkü çocuk küçüktür ve büyüme aşamasında iyiyle de karşılaşacaktır, kötüyle de... Ve bu iki yoldan birini kendine yürüyüş alanı olarak seçecektir. Bu merkezde çocuğun tercihlerini olumlu yönde etkilemek için en güzel yöntem "mahrumiyet"tir.

Çocuğun karakter fidanı serpilirken, dalları çöplüğe de gül bahçesine de düşer… Gül veya çöp toplamak onun elindedir. Bahçelerin seyreldiği, çöplüklerin ise hızla arttığı bir çağda çocukların dikkat fidanlarının ince tellerle sınırlandırılması gerekir. Onun çöplüğe bakan dallarının itinayla tutularak bahçeye doğru çevrilmesi şarttır. Belki en önemlisi,  onun tabii gülbahçesine dışarıdan atılacak çöplere izin vermemektir. 

Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir 

Çocuk, küçük anne babadır. Yanlış tercihleri bulunan bir anne baba, ne yazık ki çocuk için iyi bir model oluşturamayacaktır. Hele baba, yanlış yolları tercih ettiyse çocuğu engellemek neredeyse imkansız hale gelecektir. Böyle durumlarda annenin devreye girip çocuğu sınırlaması çok önemlidir. Diyelim, baba sigara içiyorsa ve oğlunun içmemesini istiyorsa, önce bırakmaya çalışmalı, buna gücü yetmiyorsa hiç olmazsa bu ‘suç’u evde, yani çocuğun ilkokulunda yapmayı bırakmalıdır. 

Burada annenin rolü de çok önemlidir. Çocuğa engellenmesi gereken hareket tarzının ne kadar zararlı olduğu onun seviyesine uygun şekilde özenle anlatılmalıdır. Eğer bu da işe yaramazsa ve çocuk sigara içmeye devam ederse, ebeveynlerin devreye girip çocuğun yapmayı sevdiği şeyleri kısıtlamasının vakti gelmiştir. 

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdîr

Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir 

Şimdi ‘kötek’ deyince yine aklımıza o vurdulu kırdılı eylem gelmesin hemen. ‘Darb’ kelimesi de Arapça’da Türkçe’deki gibi sadece ‘vurmak’ anlamına gelmiyor. Darb-ı mesel ifadesinde de yaşadığı gibi ‘sözü yerine uygun şekilde söylemek’ anlamına geliyor. Mesela anne artık onun çok sevip istediği yemekleri pişirmeyebilir. Yada baba kendisiyle maç izlemesine izin vermeyebilir artık. Ve "kısıtlandırma"lar bu tarz üzere dereceli şekilde arttırılabilir. 

Bu durumda çocuk, önemli bir sevgi eksikliği hissedecek ve sigara ile aile sevgisi arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Elbette ki hiçbir çocuk, ilahi bir hediye olan ana baba sevgisini bir tutam dumana değişmeyecektir. Dozu iyi ayarlanmış bir "mahrumiyet" yöntemi sayesinde "çapalama" işlemi başarıyla gerçekleşmiş olacaktır.

Artık sabredip hasadı bekleme zamanıdır. Tıpkı ilahi adaletin çapalama konusunda hiçbirimizi ihmal etmediği gibi, anne babanın da sorumlu olduğu çocuklarını gerektiğinde sınırlandırma konusunda taviz vermemesi "hak"tır ve gereklidir.

Şimdi, bu konudaki yazıları genelde anne baba öğretmen konumundaki insanlar yazarak bizlere yol göstermeye çalışırlar. Bu yazı ise aldığı tatlı ‘ceza’ların tadı henüz damağından gitmemiş bir ‘evlat’ tarafından yazılıyor. Dolayısıyla bir nevi iç sorgulama ve hesaplaşma yazısı… Bu özelliğinin yazıyı tesirli kılacağına inanıyorum. Ve bizlere gerektiğinde yerinde kararında ‘tatlı mahrumiyetler’ yaşatan anne babalarımıza, büyüklerimize kalbi şükranlarımı ve muhabbetlerimi iletiyorum.

 

Elleri dilleri yürekleri dert görmesin… 

Hasat mevsimleri hepimiz için bereketli olsun…

 

Büşra Kafalı

Hanımefendi Dergisi, Şubat 2012

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
 hatice engin / toprağı nasıl eğitmeli diyordum da
 çok kıymetli bir değerlendirme yazısı. bir anne olarak bazı sorularıma cevap buldum. teşekkürler.
06 Şubat 2012 - 08:47:21


     Haber Kültür kategorisine ait diğer haberler
 10:39  İsmail Kahraman’a Vefa Gecesi
 23:07  Her yüreğin derdi başka
 14:25  Sütlüce’de bir garip çeşme
 10:11  İnsan Gündemde!
 10:04  Zor imtihan!
 09:57  Söz Hakkı’na ödül!
 14:29  Şehitler mezarı başında anıldı
 09:28  Nepal'de iki okul iki cami
 09:24  Tekkeyi Bekleyen Çorbayı İçer
 10:20  İstanbul İlahiyat yıkılıyor

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Üstad’ın şanına layık bir anma!
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat