Anasayfa - Künye - Haber Gönder - Reklam - İletişim  Giriş Sayfam YapRSS/XML
 
     Çok Okunanlar
     Son yorumlananlar
mehmet;
o kadar da mizah hakkımız olmasın mı:)

Ali Haydar Beşer;
Başlık hatalı olmuş. İçerikten ve fotoğraftan belli, ama yine de başlık hatalı. Yani yıkılan İst

enes;
ödevim vardı çok işe yaradı saolun bu siteyi herkese tavsiye edecem.com

yılmaz altunöz;
sergül hanım ihlas kokan yazılarınız, ufuk açıyor devamını dileriz...

Ahmet Şevki Şakalar;
Kahramanmaraş'ımızın edebiyatla anılması ne güzeldir.Güzel adamları şehrimizde ağırlamaktan memn

Metin doğdu;
Kimsenin kimseyi yücelttiğine mı bakıyoruz.bunlar çok üzücü olaylar bir kere engin noyan ve Mustafa

mehmet;
Zamana yeni düşmeyi geçtim TDK'nın sözlüğünde bulamadım kimisini.

bünyamin;
haznevi benimiçin en büyük tarikat bu yüzden muhammed mutaya selam söyller ellerinden öperim

sır;
eyvallah... böyle düşünenlerin olduğunu görmek sevindirdi beni, yalnız olmadığımızı hissettik. R

şeyma betül;
Bursa'da kitaba sığınanlara selam olsun,yolları açık olsun...

     Foto Galeri
Yusuf Dursun Özel Programı
Yenidünya Kutlu Doğum
2011 Yılı TYB Ödülleri
     ANKET
Sitelerdeki anketlerin herhangi bir konuda gerçeği yansıtacağına inanıyor musunuz?
Hayır (51 %)
Evet (10 %)
Biraz (8 %)
Bazen (5 %)
Siteye göre değişir (23 %)
 
    Anasayfa | Müzik Kültür  
Kıyama kamet getiriyoruz!
Kıyama kamet getiriyoruz!
10 Şubat 2010 - 07:47:53
Müzisyen Ammar Acarlıoğlu ile müziği hakkında konuştuk.

Acarlıoğlu “Kıyama Kamet” adıyla bir kaset çıkardı. Sesi ve özgün duruşuyla gençlerin büyük beğenisini toplayan Ammar Acarlıoğlu gelecek adına ümit vadeden bir sanatçı olarak kendini gösteriyor.  

Albüm ve müzik çalışması yapmanın bu zaman içerisinde artık eskisi kadar rağbet görmediğinin farkındayız, müzik piyasasının bu denli yıkıldığı kabul edilen zamanda albüm yapmak? ve değiştiği aşikar olan anlatımlar içerisinde neden keskin söylemleri seçtiniz?....

Albüm yapmak içerimde bir heves değildi ve hiç olmadı... Abim Talha Acarlıoğlu ile bizi diri tutan marşları ve ezgileri yıllarca konserden konsere taşıdık, ateşe su taşıyan karınca misali... Bu iş için çaba sarfetmek, bu heyecanı duymak, bunun bir heves olduğunu düşündürebilir... Hayır öyle değildi bu kabiliyeti kendimde hissettiğim anda yaşım henüz altı veya yedi idi... O günden bu güne çok şey değişti, kendi sesim bile bu değişikliğe uğrayan sadece ses değildi tabii... Bizi anlatan, İslami müzik yani, bu dahi değişti... Henüz küçük yaştayken bana bir ışık tutan ve inancımı, değerlerimi bulduğum müzik değişti... Müzikalite olarak bahsetmiyorum her yeniliği caiz olduğu müddetçe kullanmanın taraftarıyım yalnız muhtevası değişen müzikleri benimsemiyorum... Beni zorlayan ve itekleyen bir kaç nedenden en etkili olan neden budur... Bu milletin asırlarca kullandığı müzikler oldu... Bunlar da benim yaptığım müziklere benzemiyor, bana kendini haklı çıkarmak isteyen biri çıkıp "senin yaptığın müzikler de Osmanlı'nın mehterine benzemiyor" diyebilir, biz içeriğin peşindeyiz bunu belirtmek istiyorum ilk önce... Mehter sur dibindeki askerlerin gözlerine bir cennet perdesi çekerek saçılan oklara siper için çalınıyordu... Bugün çalışan insanlar var birşeyler için... Belki adı Ulubatlı değil ama Osmanlı'nın gayesini taşıyan yeni bir dünyanın oluşması için, özlenen neslin, nadasa bırakılan bu topraklardan yeniden fışkırması için çalışanlar var... Bizim müziklerimiz ve sözlerimiz bu insanların sur dibindeki yeniçerinin duygusunu taşıması içindir... Az önce söylediğimiz üzere yeniden bizleri mücadele kimliğizle tanıtacak müzikleri yapmak için çıktık yola...  Çok şükür alt yapısı uzun bir zaman alan 'Kıyama Kamet'i sunabildik bu insanlara… 

Kıyama Kamet, isminden de anlaşıldığı üzere yukarıdaki keskin kullanılan kelimelere eş değer. Nedir Kıyama Kamet' in amacı ve misyonu?

Kıyama Kamet, çok yönlü bir tartışmayı taşıyor aslında, bu kısmı açıklamadan hemen önce belirtelim ki çok yönlü tartışmanın yanı sıra tek bir gayeden bahseder…Üstad Necip Fazıl'ın "Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşı" diye bahsettiği bir gerçeği…Tartışma kısmına gelecek olursak eğer, ülkelerde ihtilaller olur, darbeler vurulmak istenir düşüncelere, bu denli yaklaşımlar ülkeleri yıllar gerisine götürürken, inanmış yürekleri kalaylar adeta,cilalar… Bu dalganışları anlatan çok yönlü bir tartışmanın konusu olarak görebiliriz bu çalışmayı…Meramımız tartışmaya açık her konuya cevap yetiştirmek değil; cevaba hak kazanan zaten Kıyama Kamet'i dinleyince kendisine lazım olanı bulacaktır diye düşünüyorum… Bakınız ben bir İmam Hatip Lisesi mezunuyum bu benim için bir gurur kaynağı olmuştur her daim, albüm içerisindeki sesler bu üvey evlat muamelesinin ne denli haksız bir uygulama olduğunu gerektiği kadar anlatmaktadır… İlk kez dinleyip de okuduğum da beni bir ok gibi vuran mısralara bakar mısınız:

"bu kan kokan coğrafya bu çığlıklar senindir

Bu gözü yaşlı tarih hıçkırıklar senindir

Yeryüzünde çiğnenen bütün haklar senindir

Prangalı hükümler aydınlıklar senindir….

İşte bu noktada tutuluyor insan beyni ve ben bir kez daha gurur duyuyorum imam hatipli olmaktan…Neden bu uygulama yıllarca bu ülkenin yetiştirebileceği yüzlerce akademisyen adaylarının öğrenim hayatına son versin? Neden bu uygulama yine bu ülkenin bu kadar mimar, mühendis, doktor, avukat, sanatçı, yönetici, daha sayabileceğimiz yüzlerce meslek dalı adaylarının istihdam gücüne balta vursun…Evet birşeyler düzeltildi İmam Hatipliler adına ama bir dönem kesikliğiyle kaldı…"nerede şu imam hatipliler" diyen birileri çıkıncaya kadar bu kopuk zaman bir sızı olarak kalacaktır bu dünya hayatı içerisinde…Dünya diyorum çünkü zulme uğrayan o kimselerin ücretlerini bi şekilde ahirette alacağına inanıyorum…Bu bir ülke haykırısı veya eleştri söylentisi değil…Bizden önce yaşamış veya günümüz yaşayan sanatçılarının

(ama gerçek sanatçıların) bir sevda uğruna yazdığı türküler gibi düşünürsek öyle bir şey…Öyle dokunur ki tellere aşkı yaşamayan veya hiç bilmeyen bir insan o aşkın kokusunu duyar hisseder adeta, kendisine yer eden konuları işlemekten bahsediyorum…Bizim sancımızda tıpkı bu duygusal insanların yaptığı gibi bizde yer eden, çağımızda işlenen en büyük katliamı işlemek…Bize dokunan sadece bu değil tabii…Furkandır, hak ile batılı birbirinden ayırma mücadelesidir birazda...Nihayetinde Hak olanı söylemektir… 

Bu ürünün mutfak kısmını açıklamak isterseniz?

Bu çalışmayı çok sıkıntılı evrelerden geçerek tamamladık...Bu iş için bir adım atmaya kalktığımda sanki bütün günüme bir deprem düşmüş gibi herşey tepetaklak oluveriyordu... Bazen"acaba bu işi yapmamam mı hayırlı?" diye sormaktan kendimi alamıyordum...Sizin şer gördüklerinizde hayır,hayır gördüklerinizde şer vardır düsturuyla herşeyin ucunu bıraktım... Bu düstur hiç ummadığım bir anda ellerimden tutup ayağa kaldırdı beni...Niyet halisti, inanıyordum ki akibet de hayrolacaktı... Öyle de oldu... bizlere yardımcı olan şephesiz Allah'tı... Bu iş bu şekle gelene kadar herşey O'nun yardımıyla bir çorap söküğü gibi çözüldü ve kolaylaştı... 

Kıyama kamet ne sunar insanlara, 80 sonları-90 başları diyor kimseler. Siz hangi telden dokunmak istediniz?

Her demi yaşatmak istedik albüm içerisinde biraz biraz...Bazen halk müziği kokusunu duyar, bazen ise bir meydanın oratsında hissetiğiniz kendinizi yaşarsınız...Çünkü her parçanın hatırası bir cemiyetin yaşadıklarından başka bir şey değil...Sözleri bize ait olmayan bir parça vardır albüm içerisinde, Kıymetli hocam nurullah genç'in umutla beklediği gençliği anlatan, tabiri caizse uyanmasını kavruk yürek, sert ve asi kelimelerle dile getirdiği bir gençliği anlatan şiir vardır... Uyan artık yiğidim...Şiir çok uzun olduğu için besteyle birleşirken birazını çıkarmak gerekiyordu... Ama inan ki bir babanın bir çok evladı olsun ve bunlardan bir kaç tanesinden vazgeçsin... Bu ne kadar zor ise baba olana, bana da bu şiir içerisinden sadece iki kıt'a çıkarmak o kadar zor oldu... Büyük davanın azimli, çilekeş, yürekli, genç şehidi metin yüksel...Bir vefa borcu olarak ve onun ne denli bir dava eri olduğunu tüm aleme hakırmak istedik adeta... Bizleri yakan boşluğu hala içerimizdedir... Onu görmedik ama yaşadık... Bir eyleme giderken sanki bizlerin bir ziyafete koşarcasına gibi gidişi... Günümüz gençlerinin çoğunun kendini maç tartışmalarında bulduğu yaşında, o namluların önünde adeta yiğitliği öğretiyordu... Daha yirmi yaşında düşünebiliyormusunuz... Sultan Fatih'e bu denli yakışır nesil olmasını buna bağlarım hep...Yirmi yaşında sultanın İstanbul'u fethi, yirmi yaşında metin yüksel'in gönülleri fethi... Allah, Metin'i sultan Fatih'in kabrinin bulunduğu camide o mertebeye yükseltti...Cennette de beraber eyler inşaallah... Bir düşünce suçlusu olarak bir cezaevinden diğerine sürülen babamın anlattığı hikayeler tutsak parçasının doğuşuna vesile oldu... Bu albümü yapmamıza en büyük neden olarak gösterdiğimiz madde destekler biraz bu düşünceleri... İki çocuğunun biri henüz bir yaşında diğeri kundakta olan babamı götürürken polisler, komiser dönüp babama " bu çocuklar ne olacak şimdi" diye sorunca "Allah ve Rasul'ü onlara yeter" cevabını veren bir babanın evladı olarak bunları yazmayı emretti adeta bizlere..ve babam gibi nice babaların çektiği ızdırapları anlatır tutsak parçası...Davası ve idealleri uğruna canı, cananı bir köşeye atan babaları... Allah onların ecrini cennet olarak verir inşaallah...

        

Tarzınız islami bir söylem, zor bir alan günümüz şartlarında. Bir ideoljonin sesi olarak tasvir ettiğiniz bu çalışmaların amacını ne açıklar?

Sadece müzik camiasında olmak değil kasıt, mesele ümmet adına birşeyler yapabilmek... Boş hayaller peşinde değiliz,popüler müziğe bir isyan söylediklerimiz...Müziği sadece bir kadının bir erkeğe veya bir erkeğin bir kadına duyduğu özlemleri anlatan bir nida gibi görenlere isyanımız...Bütün ideolojiler çöker yalnız biz kalırız elhamdülillah... Çünkü ayetle sabittir... Hakkın davası kalır...kıyamete kadar....Bu isyan bunun içindir, bu başkaldırış insanları uyutan bu monotonluğadır...Küçük yaşta Kur'an öğretilmesin diyen insanların bulunduğu ülkede sekiz, dokuz yaşındaki çocukları kantoculuğa iten yarışmalar düzenleniyor... Haykıracağız...  Bize verilen kısmet müzikse müzikle, kalemse kalemle ve daha ne olursa razıyız... Albümlerimizi satılması için yapmıyoruz, insanlar dinlesin diye... Bu çalışmlar birtek satış görmese dahi "ben bu yola gönül verdim" edasıyla devam edecek inşaallah... 

Bu günkü islami müzik veya özgün tarzı sizce ne durumdadır?

Hergün yeni isimlerden bahsediyolar duyuyoruz, ama bunların amacı ne, ne için müzik yapıyor insanlar... Sürekli eleştirmek istemiyorum ama kimse sormazmı bu duygu bana neyi anlatıyor... Rap müzikte olsa güzel şeylerden bahseden şarkılar var..dinliyorum açıkçası..bazende afedersiniz ama ne densiz, ne ukela, ne gamsız şarkılar ve müzikler duyorum ki... Emin olun rakı sofrasındaki mezeden hiçbir farkı yok benim için... Amcam, eski çok eski zikir halkalarında söylenen ilahileri söyler durur hep... Onun hayatı o ilahilerdir..."neden amca bu denli meraklısın bunlara, bak başka ilahiler de var" dediğimiz zaman, tam bir doğu şivesiyle "oğlum bunlarda mana var" der sürekli... Bir ışık kaynağından çıkan ışınlar gibidir güzel ve manalı sözlere o denli besteler yapılan müzik... Şuna dikkat çekmek istiyorum... Medya tarafından şişirilerek kamuya sunulmuş bir şarkının müziğini çıkarın ve sözlerini okuyun... Emin olun ne size sevdiğiiniz yarinizi hatırlatır nede efkarlandırır... Bu maalsef islami müzik adı altında pastanın bir ucuna gözünü dikmiş sanatçı ağabeylerimizde de var... Bu yukarıda bahsettiğim isyan biraz da onlara... Onlara tavsiyem bence boşuna çaba sarfetmesinler bu saflarda, onlar için popüler müzik camiası daha kestirme bir yol olur.. 

Bu söylemlerinizden yola çıkarak "bu işte bende varım" gibi bir anlam çıkartıyoruz. Bu zamandan sonra sizi dinleyen kitleye olan mesajınız nedir?

Yeni albüm için çalışmalarımız başladı... İnsanlardan tek isteğimiz bizlere dua etmeleri... Bu ezgiler onların çiğnenen haklarından ötürü yanan yüreklerine bir nebze ferahlık olsun diye yazılıyor... Bu ezgiler yeni neslin düşünmesi için... Bu ezgiler, bizler dün dinleyip bu gün yazdığımız gibi, bu gün dinleyip yarın yazsınlar diye... Bu ezgiler ayağa kalkmaya davet.... Bu ezgiler kıyamlara bir davet... Bu ezgiler bizlere hayırlı bir amel defteri olması için yazılıyor... 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Öncelikle beni yetiştiren aileme... Dünyada inandığı gerçek davanın mücadelesini veren insanlara ve sizlere çok teşekkür ediyorum...

OSMAN A. EREN / WWW.HABERKULTUR.NET

 

 

 

Paylaş
 

Yorum Ekle   Arkadaşına Gönder   Yazdır
     Yorumlar Tüm yorumları göster
Henüz yorum eklenmemiş. İlk yorumuz siz yazabilirsiniz.

     Müzik Kültür kategorisine ait diğer haberler
 11:01  Payıma şiir düştü
 09:36  Zuhurat’tan haber var
 12:56  Yok mu “Ay Konserleri”ne destek olacak?
 09:03  Türkiye ‘Hayatını Yaşa’ diyecek!
 15:01  İranlılar Müzikten anlar mı?
 12:51  Bono & Pavarotti yardımın öbür adı
 12:40  Bir Ahmet Özhanımız daha yok
 12:01  Zeyd Şato müziğiyle konuşuyor
 11:37  Saleh Sabr bizi söylüyor
 13:42  Bu semazene kanınız kaynayacak

     NE VAR NE YOK







     SORU - CEVAP
Neyin sırrı nedir?
     ÖZEL HABER
Maraş'ta Üstad Sempozyumu
     ÖZEL RÖPORTAJ
Nefs hırsız gibidir
     KİTAP KÜLTÜR
Ateşi Uyandıran Şiirler
     DERGİ KÜLTÜR
Yeni Dünya'dan Tekkeler Özel
     Videolardan
Nezih Uzel Salavat
Nezih Uzel TVNET
Zikir
  Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılması yasaktır.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Mehmet Akif KARDEŞ

Kültür,Sanat Edebiyat